arap ülkelerinde bolca yayınlanmakta olan dizilerdir. birde galasına e işte biz böyleyiz denilmesi kabuslara girer. böyle bütün hayatımız kim kimi götürecek üstüne kuruludur. ulan eskiden amerikan dizisi izlerken yavhu her filme her diziyede sex konmazki diyen ninelerimiz şimdilerde ablasını dürten erkeğin pas vermediği zavallı kız için göz yaşı döküyor.
yakın zamanda artış göstermesiyle birlikte saçma eserlerin çıkmasının yanında başarılı eserlerin çıkmasınıda sağlamıştır. ayrıca tv bağımlılıgını artırmıştır malesef.
herkesin acımasızca eleştirdiği, ama başladıklarında yine o herkesi ekranlara kilitleyen dizilerdir. neden bu kadar çok severken böyle acımasızca eleştirildikleri ben tarafından anlaşılamamaktadır. yayınlandıkları gün reytingleri tavan yapan bu dizileri eleştiren ama beğenerekte izleyen sözlük insanları kendileriyle çelişmekten vazgeçmeli, artık ya gerçekten izlememeli ya da izlemiyormuş süsü verip eleştirmemelidir. dizileri tek tek inceleyip senaristlerin gözünden de olaya bakabilir ve olayı somutlaştırabilirdim, ama üşendiğim için bu işi daha sonraya bırakıyorum.
kişisel gelişimle ilgili çabaları her daim gayrıciddi değerlendiriyor bunlar; mesala, biri girer içeri ve yogaya başladım falan der, diğeri dalga geçer, biri sağlıklı yaşamla ilgili bir şeylere söyler diğeri ti'ye alır, gerçi yabancı dizilerde de böyle, ne olursa olsun kendiyle uğraşan tipler genelde dalga unsuru oluyorlar, ya acaba diyorum coca cola, nestle falan baskı mı yapıyor dünya medyasına; ulan? ulan!..**
izlemenize gerek yoktur.fragmana baksanız ne olup biteceğini kestirebilirsiniz.Bir kız vardır fakir zengin çocuk bunu sever aileler mani olmaya çalışır.hiç hesapta olmayan eski sevgililer ortaya çıkar bir anda sanki bütün olayları toplu anlaşma yapıp o zamana sıkıştırıyor bu insanlar diye düşündürür insana.dizi de olsa
inandırıcılıkta gereklidir illaki dimi ama?
bir durum daha var kabul edilsin ya da edilmesin herkesin mutlu,herkesin çok zengin,herkesin çok aşık olması gerekiyorumuş izlenimi verir diziler insana.çünkü
dizilerde böyledir.herkes ya çok zengin,ya çok aşıktır.
izleyen insanlarda ya öyle olmaya çalışırlar bu da hep bir kıyaslamayla sınırlı kalır tabi.ya da daha çok dizi izleyip,kendi hayatlarını değil de olmak istedikleri hayatların içinde hayal ederler kendilerini.dizilerde yaşarlar dizikolik olurlar
bir kaç kaliteli dizi dışında izlenmemesi gerekir. kalitesizleri de ilgi çeker halbuki, merak ettirir. eğer diğerlerinden farklı bi dizi çıkmışsa ve reytingleri yüksekse, hemen taklitleri yapılır.
açıkcası bazı diziler (ikinci bahar, deli yürek, süper baba gibi ) hariç gerçekten kötüdürler, dalga geçilen brezilya (pembe) dizilerinde bile en azından bir son vardır, ama bazı türk dizilerinin sonu gelmeden cıvkı çıkar ya da yayından kaldırılır. bazıları bitmek bilmez ( bizim evin halleri ) bazıları zaten memleketimizin güzide şarkıcılarının dizileridir, canısı, küçük ibo, aynalı tahir, hesabım bitmedi gibi. parasızlıkla alakası yoktur, çünkü alf, bizim ev gibi çok para gerektirmeyen ancak kaliteli diziler de yapılabilirdi. günümüzde internetin de etkisiyle gençler daha çok yabancı dizilere önem vermeye başlamıştır, how i met your mother ya da two and half men varken çok az genç gülmek için cennet mahallesini izler.
bir iyi ve bir kötünün hikayeleri. eğer 1 tane iyi, bir tane kötü var ise dizi tutmuyor; bir tane iyi bir sürü kötü varsa dizi izlenme rekorları kırıyor. yani senaryolar dizileri izlenir kılıyor. senaryolar ne kadar entrik ise o dizi o kadar kendine bağlıyor. türk dizileri, türk edebiyatının kıyıda köşede kalmış yapıtlarının bir sahnesi haline geliyor. bu biraz türk sinemasına zarar verse de tüketim toplumlarında çok da önemsenmiyor. önemli olan dizideki karakterlerin kötü olması, onlar ne kadar uzun ömürlü olursa izleyici diziyi okadar takip ediyor. yapımcılar da bunu çok iyi bildikleri için senaryoya her hafta kötü birini yerleştiriyorlar. pembe dizi kavramının rafa kalkması işte bundan. çok daha önemlisi, türk dizilerindeki baş-yan karakterler türk toplumunun alter egolarını oluşturduğu içindir ki türk dizileri ait olduğu toplumun totemlerine dönüşüyor. böylelikle bu totemler, toplumda iyi ve kötünün ayrıştığı bir noktada değerlendiriliyor ve güncel hayatın bir parçası haline geliyor.
genellikle;
cinayetler dizisi.
sapık ilişkiler dizisi.
töreli, silahlı, küfürlü, kanlı dizilerdeki salakların şiddet sevdası.
dizilerde jön diye halka yutturulan öküzler.
insanımızı özellikle hanım abla ve teyzelerimizi tv karşısında puta çeviren dizilerdir. aslında öyle kitlenip izlenecek bir senaryoları kurguları da yoktur çoğunun hatta isimlerinde bile hayır yoktur ama annelerimiz ablalarımız sağolsun hepsi sezonaları devirir, he bi de erkeklere hitap eden vadi var ki hiç sorma..
(bkz: Kurtlar vadisi)
ileride çocuklarımız internetten bu dizilerin herhangi bi bölümünü izler ve "ulan annelermiz, babalarımız bunları nasıl izlemişler. Dizide bi bakışma sahnesini 5 dk çekmişler" derse sevineceğim şeydir. anlamıyorum nasıl oluyor bi ton dizi var hepside 60-70 dk sürüyor nasıl sığdırıyolar kanalcılar. emeğe saygı
yok abi olmuyorsa zorlamicaksın. ya uzatılmaz ki bu kadar biraz tadında bırakın kaç yıldır kurtlar vadisi var 2 ayda 1 biir canlanıyor zaten yook boykot ediyorum.
ortadoğu, balkanlar, orta asya'da da yaygın olarak izlenilen yapımlardır. hatta tuba büyüküstün arap dünyasında oldukça tanınan ve sevilen bir hatun olmuştur oynadığı diziler yoluyla.
özellikle aşkı memnu, ezel gibi diziler revaçta diye biliyorum.
yayınlandıkları her kanalda, alta bir şarkı koyarak yeni yıl klibi çekilmesi moda olmuş dizilerdir. ezel bile 10dan geriye saymaktadır. 'bu nasıl bir gerçek yaşamdan kopmadır' dedirtmektedir.