dünyadaki en zengin dillerden biridir. sen bilmezsin koçum, bir zamanlar sadece türkler, çinliler, mısırlılar, sümerler, inkalar, aztekler, mayalar ve gothlar vardı. işte o zamandan beri tarihin ilk milletlerinden biri olarak günümüze kadar gelen üç uygarlık türk, çin ve mısır uygarlıklarıdır. o zamandan bu zamana kadar da 16 resmi türk devleti kurulduğunu ve her devletin de farklı ideoloji ve kültürle yönetildiğini düşünürsek belki de türkçe kelime açısından en zengin dildir.
sadece en eski zamanlarımızdan günümüze kadar didik didik bir türk dili araştırması yapılması gerekiyor. bu yapıldığı zaman çok kaliteli bir dil olduğu anlaşılacaktır.
sen ve senin gibi yabancı hayranı ve asimile olmuş kimselere üzülüyorum.
tarihin tüm dönemlerinde diğer dillerle etkileşim içinde olan dilimizdir. bu kuram diğer diller için de geçerlidir. prof. dr. muharrem ergin'e göre diller canlı bir varlıktır. doğarlar, yaşarlar, büyürler ve ölürler. nasıl bir insan başka bir yere göç ettiği zaman bir süre sonra o yerim yaşam şartlarına alışıp değişiyorsa dil de aynen o şekildedir. ancak günümüzde bu konuda bilgisiz, laf üreten insanlar tarafından bu durum çok büyük bir facia olarak gösterilmiştir. gelin bu tarihsel gelişimi biraz inceleyelim.
türk dili m.s. 8. yüzyılda yazılı anlamdaki ilk ürünlerini vermiştir. bir dilin yazılı eser verebilmesi için uzun bir gelişim sürecinden geçmesi gerekmektedir. bu da türk dilini milattan önceki yüzyıla götürmektedir.
ilk dönem: bu dönem türk dilinin mani dinine geçişine kadar olan kısmı kapsamaktadır. bu dönemde türkçe, çince ve moğolca ile çok büyük etkileşim içindedir. bu üç dilde birçok ortak kelime bulunmaktadır. o zaman bu cahillerin ağzından konuşursak ne diyoruz: emperyalist moğol ve çinliler. türkler zaten aynı bayılırlar başka dil kelimelerini kullanmaya.
ikinci dönem: uygur dönemidir. türklerin inanç buhranı geçirdiği dönemdir. hindistan dinlerine inanıyoruz o zamanlar. bir sürü hintçe kelime var. alçak hintler! çekin ellerinizi dilimizin üstünden.
üçüncü dönem: islamiyet dönemi'dir. osmanlı devleti'nin yıkılışının son zamanlarına kadar uzatabiliriz bu dönemi. dil maşallah uçmuş. arapça ve farsça kelimelerden gözükmüyor. etkileşim denen şeyden bihaberiz. kahrolsun araplar ve persler. güzel dilimizin üstünden ellerinizi çekin.
dördüncü dönem: türkiye türkçesi dönemi. ortalık ingilizce kelime kaynıyor. dilimize sahip çıkamıyoruz. eyvah! dil, din ne varsa elden gidiyor. hemen tutalım kaçmasın o zaman.
yukarıda anlatmak istediklerim gayet açık. anlamayanlara ilkokul seviyesinde anlatayım. dilimiz doğduğundan beri bir sürü dille etkileşim içinde oldu. her dönem farklı dillerin kelimeleri ağırlık kazandı. ama dilimize bir şey olmadı. olamaz da. bu durum gayet olağan bir şeydir. eyvah dil gidiyor diye boş konuşmanın, polemik yaratmanın manası yoktur.
not: dönemler kendi tarafımdan sınıflandırılmıştır.
Yetersiz diyen salaklar var. Bu salaklar kanıt olarak ders kitaplarındaki sözcük sayısını gösteriyor.
Osmanlıca'yla desteklendiği zaman sadece Farsça, Arapça, fransızca kelimeler kullanıyor olacaksın. Zaten halihazırda Latinceye iman eden bir eğitim sistemimiz var. Türkçe'nin yetersiz olduğunu düşünen sik kafalı Türk düşmanları yüzünden eğitim dili ingilizce, bilim ve tıp dili Latince. Bu yüzden adam gibi bilim adamı Yetişmiyor.
Örnek olarak;
Günümüz matematik derslerinde kullanılan: "trigonometri"
Türkçesi: trigo=üçgen, metri=ölçüm
Trigonometri = üçgensel ölçüm
Her sözcüğün türkçe karşılığı var. Yeter ki kullanın
Ekleme: günümüz Türkçesinde var olan kelime sayısı 106.000'dir. Bunun 98.000'i öz Türkçe'dir. Bazı salaklar kelime sayısının çok olmasını zengin bir dil olmak zannediyor ya..
"Türkçenin bir dilbilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olanlar için bir zevktir. Türlü dilbilgisi kurallarının belirlenmesindeki ustalık, eylem çekimlerindeki düzenlilik, bütün dil yapısındaki saydamlık, kolayca anlaşılabilme niteliği, insan zekasının dil aracılığı ile beliren üstün gücünü kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır. Türk dilinde her şey saydamdır, apaçıktır."
"Türk dili, seçkin bir bilginler kurulunun danışma ve tartışmaları sonucunda oluştuğu kanısını uyandırıyor. Fakat böyle bir kurul, Türkistan bozkırında kendi başına kalmış olarak ve kendi yasaları ya da kendi içgüdüleri itişiyle, insan beyninin yarattığı bu sonucu sağlayamazdı!"
ingilizcenin yoğun baskısı altında kalarak günden güne eriyen bir dil haline geldi. tdk'nın da bu konudaki çalışmaları da oldukça yetersiz hatta hiç yok diyebiliriz. Halbuki türk dili matematiksel yapısı gereği her türlü dil ihtiyacını karşılayan bir dildir. Matematiksel zekası iyi olanların anlayacağı bir dildir. şöyle ki;
matematikte en basitinden 2+2=4'tür. ya da eksi ile eksinin çarpımı artıdır. bunlar matematiğin bir kuralıdır. Türkçenin gramer yapısında da böyle değişmez kurallar vardır. örneğin isimlere fiil çekim eklerini getiremezsiniz. getirmeye kalkarsanız da bunu "isim" kabul etmez. işte bu da türk dilinde bir kurallardır. Özneyi bulmak için sorduğunuz soruyla zarf tümlecini veya nesneyi bulmazsınız. Eğer böyle yaparsanız aynı zamanda matematiksel bir hata da yapmış olursunuz.
bir örnek daha;
Türkçede isimleri niteleyen, belirten sözcüklere sıfat denir. bu durum fiiler için düşünüldüğünde sıfat zarfa dönüşür.
işte bu tip kurallar vardır türkçede ve bunun muhakemesi için matematiksel zeka gerekir.
milli eğitim bakanlığı, üniversitelerin türk dili bölümleri, tdk gibi kurumlarda bu gerici zihniyet olduğu sürece her zaman hor gürülecek dildir. Hepsi boş iş peşindeler. dil için bir şey yapmayıp "biz bilimsel çalışma ve araştırma yapıyoruz"un altına saklanıyorlar. Yaptıkları bilimsel çalışmalardan kendileri de bir şey anlamıyor.
ural - altay dil grubuna dahil olup, mogol, tunguz, kore ve japon dillerinin de yer aldigi altay dilleri ailesi veya altay dilleri topluluguna mensup dildir. yapi bakimindan sondan eklemelidir.