Bir dönem daha modern ve "çağdaş" olduğu gerekçesiyle başörtüsü yerine üniversitelerde kullanılması önerilen giysi.ama nasıl olduysa daha sonra "ilericiler" tarafından "gericiliğin" sembolü olarak görülmüştür.
kadınları hayattan tecrit etmek adına erkekler tarafından uydurulmuş bez parçası, düşünce kapatıcı, kumaştan zindandır.
islam egemen toplumlarda kadının sosyal hayatta yer almamasının, itilmişliğinin, korkutulmuşluğunun, sindirilmişliğinin en büyük nedeni türban ve türbanın getirmiş olduğu kapatılma düşüncesidir. Bugün kadınlar tecavüze uğruyorsa, mal gözüyle bakılıyorsa, bir kısım insanımsı varlıklar için sadece zevk aracıysa, dövülüyorsa, horlanıyorsa, fikirlerine saygı gösterilmiyorsa yegane nedeni daha 6 yaşında takmaya zorlandıkları türbandır.
bir kız çocuğu ne zaman türban takarsa o an kadınlaşır mümin! erkeklerin gözünde. Artık 9 yaşındaki çocukların 60 yaşında adamlarla evlenmesinde, cinsel saldırıya maruz kalmalarında, ölmelerinde, zevk oyuncağı haline getirilmelerinde herhangi bir sakınca yoktur hatta aynı zihnieyete göre bir kız doğduğu andan itibaren bile bu sapıkların eşi olabilir.
Allahın emridir.
dinimiz bizi hor gördüğünden değil; aksine bize değer verdiğinden örtünme emri vermiştir. herkes bilmelidir ki hiçbir din, sistem, inanç; cennetine annelerin ayağının altında kabul edecek kadar, doğum sırasında ölen kadını şehid kabul edecek kadar, 'sizin en iyiniz kadına karşı iyi olanınızdır' ilkesini getirecek kadar değer vermemiştir.
başörtüsüne, turbana karşı olan anadolu insanı bırakın dinine karşı olmayı, yaşadığı ülkeye kültürüne karşıdır demektir.
evet bir müslüman iliklerine kadar müslüman olacak. türban da kadının süsüdür ve güzel görünmek için bir moda ürünüdür. dolayısı ile güzel görünmek isterken farklı fantezilere sebebiyet verebileceğinden en temizi kara çarşaftır. türbandan daha samimi.
her zaman diyorum, bir insan müslüman olacaksa ya iliklerine kadar olacak ya da hiç olmayacak. ''biz de inanıyoruz''cu tayfa o kadar komik ki. allahın yerinde olsam kazıklarınızı şimdiden yağlatırdım.
kendine müslüman deyip de kur'an'da açık seçik ve hiç tartışmasız biçimde örtünme emri olduğunu görmeyen, bilmeyen bilmek de istemeyen, inkar etmek için kırk takla atan adamlar islamın terminolojisi gereği münafık değilse ya aptaldır ya da cahil. başka seçenek yok.
biliyor musunuz? kur'an'da türban, eşarp, örtü adı artık her neyse. işte o var. dilediğiniz kadar inkar edin. islamın kadına biçtiği ölçüler bu. nasıl iyi mi?
siyasi veya dini fark etmez simge olarak. din siyasete karışmış her alan etki eden bir gerçekliktir. siyasal islam' ın sembolüdür dolaylı olarak çünkü dini siyasete bulaştıranlar onun getirisi olan emir ve yasaklarını da alır. bunları kendi içinde uygular. ha sadece türban belli bir siyasi kimliğe ait değildir bu doğrudur. ancak siyasi alandan uzak değildir. belli bir siyasi düşünce kendini dine dayandırırsa bu simgeler onunla özdeşleşir. zaten din başlı başına siyasi bir alandır. nasıl uhrevi gerçekliği var ve soyut alanda bunu gideriyorsa bunun gerçeğe yansıması da hem birey hem de toplumsal olarak gidermesi üzerinedir. ayrıca din hiçbir zaman yaratıcı ve yaratan arasında kalan pasif bir düşünce olmamış, her zaman topluma etki eden ve onu şekillendiren düşünce olmuştur. dini toplumsal hayattan soyutlayıp bir dindar modeli sunmakta sadece laiklik adı altında milleti kandırmaktır. dinlerin kendi gerçekliği pasifliğe izin vermez. din her alanda vardır siyasi alanda da var olduğundan bunun taşıdığı simgeler politik bir malzeme olabilir. nitekim olmuştur ve kullanılmıştır. zaten bir dininin inananlarının varlığı bile siyasi alana etki eder. bunların üzerinde belli siyasi düşünceler yapılanır ve bu kesimi kullanır. hatta bu kesimler dini daha aktif yaparak kendi yürüttüğü siyasi programa veya başka dini partinin programına bir nevi alt yapı hazırlar. sonuçta din bir düşünce şeklidir ve dindarların o dinin gerçekliği etrafında şekillenen bir algısı var eğer bu algıyı siyasi alanda iyi kullanırsan başarılı olursun. ve bu algıyı daha sonraki başarılar için sürdürmek istersin. zaten türkiye' de bunun örnekleri boldur.
Şimdi bu türban olayını çok karıştırdılar. Haa aralarında bir fark kaldı, o fark da çok iyi oldu çok da güzel iyi oldu tamam mı? Meselam herkesin hayatına kimse karışamaz. Ben şu şekil geyinirim, şu bayan şu şekil geyinir. Başörtü kurban olduğum ya rasulallah'tan gelebilir amma lakin ki öyle değildir.
hani bizim ülkemizde özgürlük var ya, hah işte o özgürlük sizin tabirinizle aydin,laik kesime ait değil sadece. bırakın isteyen istediğini yapsin. türban olunca ülke elden gidiyor sanıyor ya bizim milletimiz ilginçsiniz yahu. herkes kendi özgürlüğünü yaşasın bırakın mini etek giyene karışılmadığı gibi çarşaflıya da karışılmasın.asıl özgürlük bu değil mi?
hani siz çok özgürlükçüsünüz ya ondan size soruyorum.
Sonuna kadar karşı olduğum ve olacağımdır.
Erkek tahrik olmasın diye kadının kapanması aşağılamasını ben kabul edemem.
Tanrı islama bu kirli zihniyeti sokanlara lanet etsin.
Bazı rivayetlere göre başötüsünü yada türbanı ilk antik yunanlar kullanmış. Sümerlerde sadece fahiseler takiyormuş. Ama antik yunanda tüm kadınlar takmaya başlamış.
görüldüğü gibi en eski arapça sözlükte "hımar" baş örtüsü anlamına gelmemekte, sadece örtü anlamına gelmektedir.
2- ayette kastedilenin başörtüsü olduğu iddia edilse bile, türbanın ayette kastedilen örtü olmadığı kesindir. zira o örtüyle yakaların kapatılması emrediliyor. türbanlılar ise türbanı boyunlarına bağlarlar, ayette emredildiği gibi göğüslerini türbanla örtmezler. denilebilir ki "sonuçta göğüsleri açık değil ya!"... o zaman dediğimiz noktaya gelinmiş olmaz mı? eğer ayette kasıt göğüslerin örtülmesiyse ve bu işin başörtüsünün yardımı olmadan yapılması yeterliyse, başörtüsü takmanın zorunlu olduğu nasıl iddia edilebilir? yok kasıt muhakkak başörtüsünü yakaya sarkıtarak örtmekse, o zaman göğüs başka bir örtüyle örtülü olsun veya olmasın, illa başörtüsünü göğse sallandırmak icap eder.
3- bir çok türbanlı saçını toplayarak veya üstüne bir fes takarak başına deve hörgücü görünümü vermektedir ki böyle saç yapmak hadisle yasaklanmıştır.
mısır lideri abdül nasır ile müslüman kardeşler grubunun arasında geçen konudur türban.
müslüman kardeşler nasır'dan yasa çıkarıp mısır'daki tüm kadınlara türban ve çarşaf zorunluluğu getirilmesini ister. nasır da "senin kızın tıp okuyor ve türban da takmıyor. sen tek kızına türban taktıramaz iken, benden 10 milyon kadına nasıl türban taktırmamı beklersin" diyor.
dün taytlısını gördüm ayağında topuklu da vardı. vay mk dedim içimden. hızlandım önden baktım suratı da bi ton makyaj. sonra sevgilisi mi artık neyse sarılıp öpüştüler yollarına devam ettiler. tayt ve topuklu dışındakilere pek takılmadım ama amacını da çözemedim doğrusu. bence dindardırrrrrrrrrr.
seküler kültürden beslenip islamdan da kopamamaktır bunun açıklaması. çok acı bir durumdur ama bunu şahıs anlamaz çünkü kendini dışarıdan gözlemleyemez. riyakarlıkla açıklanabilir mi o tartışmalı tabi.