bir türün (yani insanoğlunun), menfaatlerini başka türlerin menfaatlerinden üstün tutması, kendi nosyonlarını kayırmasıdır. seksizm ve ırkçılıkla temelde aynı vizyona sahiptir. ayrımcılık, hayvan kıyım endüstrileriyle, kıyımdan önceki ahlaksız muameleler ve işkencelerle, yabani canlıları doğal ortamlarından ayırıp alışkın olmadıkları, adaptasyon problemi çektikleri, fizyolojik ve psikolojik açıdan olumsuz etkilendikleri yerlerde yaşamaya mecbur bırakılmasıyla, konfor veya gösteriş amaçlı kürk yapımıyla, bilimsel araştırmalar adı altında uygulanan sonuçsuz ve gereksiz faaliyetlerle vs. kendini gösterir. anlayışın temelinde insan dışı canlıları bir nesne olarak görme eğilimi vardır. canlıların da insanlar gibi sinir sistemine sahip oluşu, dolayısıyla insanlar kadar acıyı hissedebildikleri ticari kaygılar nedeniyle görmezden gelinir, inkar edilir.
Ne zaman kafeste bir papağan, akvaryumda bir japon balığı yada zincire bağlı bir köpek görseniz, tür ayrımcılığını görüyorsunuz demektir. Eğer bir kaplumbağanın ya da bir yaban arısının bir insana ya da tilkiye kıyasla yaşamaya ve özgür olmaya daha az hakkı var diye inanıyorsanız, ya da insanların diğer hayvanlardan üstün olduğunu düşünüyorsanız, o zaman tür ayrımcılığı yapıyorsunuz demektir. Eğer su hapisanelerini ve hayvanat bahçelerini ziyaret ediyorsanız o zaman tür ayrımcılığı uyguluyorsunuz demektir.