1.alacakaranlık 2.yeni ay 3.tutulma(şuan film vizyondadır) 4.şafak vakti ilk önce kitap halinde yayınlanan bu eserin ilk 3ünün filmi yapılmıştır. 4.kitap ise 2 ayrı film olarak vizyona girecek 2012de.
şu tutulma filminde bella amma sanslı kız dediğim. ulan bi tarafında cepte edwardı diğer yanda şu haşin bakışlı, esmer, manyak çekici yakupu(jacobun bizdeki adı) var, beni seviyor ama beni de seviyor diyip kızın gözünün içine bakıyolar, sana hayat ne güzelmiş öyle bella.
--izlemeyenler okumamalı bence--
Uzun süre direnmeme rağmen Alacakaranlık denen ucube filmlerin hepsini izledim. Sürekli lisede okuyan vampirlerle çıplak kurt adamlar bir de herkese mavi boncuk dağıtan Bella diye bir kız vardı, biraz Selena biraz Sihirli Annem azıcık da Ruhsar tadı verdi
--izlemeyenler okumamalı bence--
üç filmide bir günde izleyip, kitabını okumaya karar verdiğim yapım. şimdiye kadar ki en iyi fantastik aşk filmidir bence. kitabını da okuyunca görücez.
kitlede yarattığı yoğun heyecanı anlamak niyetiyle kitap serisini okudum, yetmedi filmlerini de izledim. ama ne olup da kitlenin özellikle 1. filmle bu kadar coştuğunu anlayamadım. kitaplar çerez niyetine okunabilir. tabi kimsenin kendini kandırmaması gerekir. serinin kitapları, zengin ve fakir çocuk ya da asi ve akıllı çocuk arasında kalan genç, güzel ve yardıma muhtaç kızın hikayesiyle aynıdır. yani klasik aşk romanıdır. ilginçlik olsun diye karşıtlık abartılmış çocuklardan biri vampir biri kurt adam yapılmış. ama bir türlü kavuşamama, kendini anlatamama, çaktırmadan sevip izleme vb. hep aynı klişenin tekrarı. ayrıca uğultulu tepeler, aşk ve gurur, jane eyre gibi aşk romanlarının yanında da herhangi bir edebi değeri yoktur. kitabın edebi değeri olabilmesi için öncelikle en azından bir karakteri derinlemesine anlatabilmesi gerekir ama 4 kitap boyunca biz bella'nın milyonlarca kez tekrarlanmış sakarlığı ve kokusundan başka birşey öğrenemeyiz. evet kitap bir beyaz dizi kitabı sığlığındadır ama yine de kendini okutur. yazarın başarılı olduğu alan kimsenin aklına gelmeyecek bir konu bulup bunu akıcı bir dille yazmasıdır.
filmlere gelecek olursak, özellikle ilk film bir facia. yönetmenin yaratmaya çalıştığı masalsı görüntülerle ağacın dalından sarkan edward'ı görünce bu kararı verdim. kristen stewart kötü bir oyuncu değildir ancak film boyunca kitaptaki bella'ya göre çok soğuk kalmış ve sürekli ağzı açık geziyor. ayrıca karakterlerin hiçbiri kitapta anlatıldığı gibi çok güzel yada yakışıklı değil. ikinci film yönetmenin değişmesinden olsa gerek daha izlenilebilir. ayrıca içinde fazla edward da barındırmaz. yani kısacası twilight iyidir hoştur ama neyiyle bu kadar ilgi çekmiştir onu hala anlamadım...
vampir filmi. ben şahsen vampir olsam dava açarım dedirtir insana. uyuz bir kızın, kapasitesiz, güneşte ölmeyen, kan içmeyen, ailesiyle yaşayan ve liseye giden bir vampire(!) aşık olmasını falan anlatıyor. lan hem vampir olacaksın hemde okula gidip, düzenli bir hayat peşinde koşup onca yeteneğini harcayacaksın ha. ayrıca bella karakteri de uyuzun teki arkadaş, bu iki karaktersizin birbirine aşık olmasına romantik diyen zihniyetle kavga etmek isterim ben. ve bir de tişörtün yakasını kaldıran insanlar bile edward'dan daha vampirsi görünüyor lan.
genelinde ilginç bir vampir versiyonunun ürünü olan edward ile birazcık aptal biraz da alık olan bella arasındaki aşk hikayesini azıcık bir aksiyonla anlatan film. film'DE benim için en güzel şey alice karakteriydi.
--spoiler--
o şu bu değil de alice ne be hocu? afet-i devran afet-i devran....
--spoiler--
şu aralar bir dünya insanın tek okuduğu kitap, tek izlediği film olan,bunları yapmazsa sanki eksik kalmış gibi hissiyatlar yaşayan insanları bünyesinde barındırır ki bunlar genelde popüler kültürün kölesi olan insanlardır.