eski roma döneminde dışkı çıkarmak için yapılan klozet benzeri şeyler karşılıklıymış. soylular sıçarken güncel konulardan falan konuşuyorlarmış. soğukta köleler ısıtıyorlarmış buraları, soyluların götü soğuk yemesin diye.
Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. WC. ingilizce ismindeki 'Water Closet'in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa'da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ''00'' diye işaretlemişlerdi. Fransızca'daki ''numarasız'' kelimesi ile ''100 numara'' kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ''yüznumara'' olarak yerleşmiştir. *
ulan tuvalet isigi harekete duyarli otomatik isik yapilirmi yahu. benim gibi uzun sican biri, 23 dakika tabi sicarken isik yansin diye sacma sapan hareketler yapmaktan sıkıldım.
yaratıcılığın en çok burda kendini gösterdiği söylenen yerdir.bence doğrudur da.bir mimar olarak çizim masamı oraya taşımayı düşünmekteyim..iyi geceler ben kakaya kaçar.
boşaltım sistemimizin faliyetine imkan sağlayan bir tür kabin.
bunlardan evlerimizde, işyerlerimizde, okullarımızda, gittiğimiz lokanta ve kafelerde bol miktarda var. ama hiç biri evlerimizdeki kadar kullanışlı değil. çünkü hepsi yasak savmak için yapılıyor. özellikle cafe, bar, pastane ve lokantalarınki tamamen belediyenin yüklediği bir külfeti yerine getirmek için baştan savma bir şekilde yapılıyor.
bu gün anneler günü nedeni ile çay yolunda bir pastaneye götürdük annemizi. gecikmiş saatte bir sabah kahvaltısı aldık. içerde bir sürü anne daha vardı. kimi 40-50 yaşlarında, kimi 90 yaşına merdiven dayamış bir sürü anne baş köşeye oturtulmuş, ailecek tatlı tatlı sohbet ediyorlardı.
gittiğimiz pastane iki katlı idi. bir de bodrum katı vardı ve sadece bodrum katta tuvalet vardı. o yaşlı başlı kadınların tuvalet ihtiyacı için romatizmalı, siyatikli ve benzeri hastalıklı halleri ile buraya kadar inmeleri ne kadar zor düşünün.
bir kadının çocuk doğurduktan sonra genital bölgedeki organları yıpranmaya başlar. bu yıpranma yıllar boyu sürer ve yaşlılık döneminde tuvalet ihtiyacını tutmakta zorlanma gibi sorunlar meydana gelir. bu nedenle yaşlılar daha sık tuvalete gider. ama lokanta, pastane ve kafelerde kolay mı bu iş? oysa gittiğimiz pastane ne kadar cicili bicili bir yerdi. ne var şu tuvalet ayrıntısına da gereken önem verilse? ne var her kata bir adet tuvalet konsa? çok şey istemiyorum aslında. bu tür yerler en ince ayrıntısına varana kadar her şeye masraf ederler, en şık dekorasyonu yaparlar. ama iş tuvalete gelince inanılmaz bir baştan savmalık kendini gösterir.
sanırım bu anneler gününde annelerini dışarı çıkarıp bir kafeye, pastaneye veya lokantaya götüren evlatlar istemeden annelerine bir sıkıntı çektirdiler ve bunun farkında değiller. bir çok anne bunu söyleyemez, eski terbiye ne de olsa. ayrıca kolay mı "siz beni dışarı çıkardınız, pastanede baş köşeye oturtup onurlandırdınız ama tuvalete sıkışıp çok rahatsız oldum" demek? diyemezler bunu tabi.
gözümüzden kaçan öyle ayrıntılar var ki iyi bir şey yaptık derken hataların gizli kaldığı... ama elden ne gelir? bizim yapabileceğimiz hiç bir şey yok. memlekette ne denetim var, ne resmi bir uyaran. biz ne yapabiliriz? resmi makamlara şikayet edip dert anlatacağız diye sadece sinirlerimizi harap ederiz başka da bir şey olmaz.
eski romalılar gibi çinlilerde de yan yana oturup sohbet ederek hacet giderme alışkanlığı varmış. hatta çok yakın zamanlara kadar süper marketlerde aile boyu lazımlıklar satılırmış. çocuk giysileri de apış arasını açık bırakacak şekilde dikilirmiş ki çocuk sokakta oynarken tuvaleti geldiğinde rahat rahat yapabilsin.
basit bir şey diye geçilmemesi gereken, eğitimine dahi ihtiyaç duyulan bir gerekliliktir. çocuklar ortalama 2,2.5 yaşlarında tuvalet eğitimine hakim olurlar. bunda ailelerinin rolü büyüktür. küçük çocukların altlarına tuvaletlerini çok sık yapmalarının ve tuvaletlerini tutamamalarının sebebi, mesane kaslarının henüz gelişmemiş olmasıdır.
sadece sıradan insanlar için sıçmak dışında bir işe yaramayan yer. bir sanatçı içinse hira dağı gibidir. ilham perilerinin tuvalette yaşamakta oldukları gibi haklı bir inanış da vardır.
müstakbel yetişkin olarak çocuğun; yetiştirilişinde çok büyük önem arz eden ancak; toplumsal değerlerin sürekli; dışladığı, kötülediği yerler. zihinsel ve fiziksel gelişimini tamamlayamamış çocuğun, haz kavramı ile ilk kez karşılaştığı, zihninin boşaldığı nadir anlardır. cinselliği, kaprisi, rekabeti, egoyu henüz bilmeyen çocuğun; bunlara adım atışında muazzam bir mevkiye sahiptir. bu nedendendir ki; bu ihtiyaç olarak nitelendirilen durumlarda çocukların rahat bırakılması, eğitimlerinin sağlıklı uygulanması bakımından, değerlidir.