vakt-i zamanında ulusa sesleniş konuşmalarında 70 ekran televizyon görünümündeki gözlüklerini babalarımızın gözüne soka soka ''kemerleri sıkmamız gerektiğini'' öğütlemiş , şortla ''merhaba asker'' diyecek kadar rahat tavırlarıyla zihinlerimizde yer etmiş merhum cumhurbaşkanımız.
türkiye nin imanını gevretmiş devlet adamı. *
zamanında ayağımızı yorganımıza göre uzatmadığımız için hala kıçımıza girmekte ayaklarımız.
eee yorgan bu kendi kendine uzamıyo. *
Bu memlekette yağmur yağsa kendinden bilinir(t.Özal'dan), otoyolu,çikolotayı, marketi babasının parasıyla getirmiştir. son 20 yıldır ödediğimiz borcun hesabını elbette soracğım kendinden! Bu memleketin bastırılmış mutlakiyet duygusu ile herseyi bir adamdan bilme hastalığı yemiş bitirmiştir beni, benim memurum işini bilir de demiştir, o memur da işini bilip memleketin anasını sikmiştir! sözlüğün yaş ortalamasını buradan çıkartabiliyoruz ki 90 ve üzeri doğumlulardır yada tarih bilmiyorlar hayali ihracat diye birşey vardı zamnında ama unutuldu!
türkiye'yi altına imza attığı 24 ocak kararları ile küreselleşmeye ve vahşi kapitalizme açarak halkını fakirleştirip yerli sanayinin çökmesini sağlayan zat-ı muhterem.
emniyet istihbarat dairesi eski başkanı bülent orakoğlu' nun zaman gazetesine verdiği demeçtir: Orakoğlu, Abdi ipekçi'ye öldürülmeden hemen önce bir dosya geldiğini, dosyada bir devlet örgütlenmesinin bilgilerinin yer aldığını söyledi. ipekçi dosyayı aldıktan hemen sonra CIA'in Ankara temsilcisine gelerek, dosyadaki devlet örgütlenmesini sorduğunu iddia eden Orakoğlu, ipekçi'nin dosyaya ulaştığını açık ettikten çok kısa bir süre sonra öldürüldüğünü söyledi. Öldürülmeden üç gün önce benzer bir dosyanın da gazeteci Uğur Mumcu'ya da geldiğini ileri süren Orakoğlu Mumcu'nun Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı aradığını Özal'a ulaşamayınca da dönemin Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Eşref Bitlis'e telefonla dosyadaki bilgileri anlattığını iddia etti.
Orakoğlu'na göre Bitlis'le yaptığı telefon görüşmesinden üç sonra Mumcu bombalı bir saldırıyla öldürüldü. Mumcu'dan çok kısa bir süre sonra da Orgeneral Bitlis'in uçağı düşürülerek öldürüldü. Orgeneral Bitlis'in ölümünden iki ay sonra da Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Çankaya Köşkü'nde geçirdiği bir kalp krizi sonrasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Orakoğlu Özal'ın da kontrgerilla tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Özal suikastını üst düzey bir devlet görevlisinin organize ettiğini ileri süren Orakoğlu, röportajda ısrarlı sorulara rağmen "Bu ismi biliyorum ama söyleyemem" dedi.
turgut özaL kürt sorununa karşı stratejiLer geLiştirerek pkk'nın ateşkes yapmasını sağLamıştır.. bu stratejiLeri daha iLeri bir boyuta götürüp pkk'yı toptan bitirme çabasındaydı.. bu stratejisine birçok kesimden destek geLiyordu ki bunun başında askerde vardı.. özaL'ın eLe aLdığı strateji bir af yasasıydı ve bunu yakın bir zamanda teLevizyondan kamuoyuna söyLeyecekti.. bunu önceden biLen pkk yöneticiLeri teLevizyon'un başına geçip, özaL'dan geLecek mesajı bekLemeye koyuLduLar.. fakat özaL'ın öLüm haberi iLe karşı karşıya kaLdıLar.. abdullah öcalan bu öLüm haberi üzerine yanındakiLere; "öLdürüLdü, çünkü bu işi çözecekti.." demiştir..
yirmi yıl önce '' semra tak bir kasetde neşemizi bulalım'' diyen ve aldığı yeni mercedes marka otomobiliyle vakdi evvelinde boğaz köprüsünü trafiğe kapatarak semra hanımı yanına alıp hız denemesi yapan eski türkiye cumhuriyeti cumhur başkanı.
Zamanında pkk'ya,kürt istilasına,ekonomik kokuşmalara ve bilimum bu tip bir çok şeyin önünü açan ''öncü kuvvet'',eski tabirle çankaya'nın şişmanı denilen merhum cumhurbaşkanı.
adini ilk olarak 1983 te sivil siyasete gecen uc partinin birisi olan anap in kurucusu olarak duyurdu.*
sonuncu gelecek parti gozuyle bakilirken o televizyondaki ünlü " satarım!" "sattırmam!" tarti$masinin yukselmesinde buyuk rolu olmu$tur.
ayrica secimden 3 gun once kenan evren in turgut ozal i suclayan demecleri de bu oyun artmasinda onemli etken oldugu bilinmekteydi.*..
liberal baki$liydi.
1987 secimlerinde yine cogunlugu saglayinca cankaya yollari acilmi$ oldu.
aslinda kararsizdi cok, bir yanda 0'dan kurup iki donem ilk parti yaptigi gozunun nuru bir muessese, diger yanda ise belki de bir daha asla nasip olmayacak bir sıfat.
turgut ozal in hangisini sectigi ise yine $u cumlelerle belli oldu ;
vefatının 15. yıldönümü nedeniyle internethaberde güzel resimli kısa bir biyogrofisine rastlayıp ne kadar büyük adam olduğunu bir kez daha gördüğüm liderdir..
aklından zoru olanların bile bugün mihnetle andıgı rahmet okudugu büyük lider, abdulhamitten sonraki lider. abdulhamit içinde siyonist agızla kızıl sakal diyenler yok mu, var, rahmetli özal içinde kötü konusanlar yok mu elette olacak, abdulhamit i kim indirdi tahttan, ittihatcı gayrimüslimler, özal a suikastı kim düzenledi, aynı mihrakın bugünki torunları, nereye gittiler milletin kalibine, ordada allahın rahmetine mazhar oldu herikisi de, allah rahmet eylesin.
ailenin malatyalı olmasından mı, yoksa uygulamış olduğu ekonomik politikaların halkın üzerinde yaratmış olduğu etkiden mi, o da olmadı kendisinden önceki türkiye'nin yapısının çok bozuk olmasından mı kaynaklanıyor bilmemekle beraber turgut özal'ın bizim ailemizdeki yeri çok başkadır. hemen anlatayım:
gölgelerin gücü adına yaşadığım dönemler. elimde plastikten bir he man kılıcı oradan oraya koşarken, birgün geldiler dediler ki; " seni çok güzel giydireceğiz. sana bir de asa alacağız, ayakkabın da olacak.". yeni kıyafetler, ne olduğunu bilmediğim ama beni heyecanlandıran bir şeyin adına kanıp kabul ettim. doğru söylüyorlardı. giydirmişlerdi beni, sevindirmişlerdi. göğsümde koskoca bir maaşallah yazısı, sırtımda pelerin, başımda fes, elimde de asa. aramıyordum artık plastikten he man kılıcını. şehzade gibiydim elimdeki asayla. istediklerim yapılıyordu. yalnız nereye gidileceğine ben karar veremiyordum. amcanlara gideceğiz diyorlardı, gidiyorduk. şuna gidilecek diyorlardı, oraya da gidiyorduk. ben elimdeki asayla mutluydum. sünnet günü yaklaşıyor, herkeste heyecan da artmaya başlıyorlardı. birgün yine bir yere gideceğiz dediler. eyüp sultan'a götürdüler beni. bilmiyordum eyüp sultan'ı. sonradan öğrendim adet olduğunu, sünnetlik çocukların eyüp sultan'ı ziyaret ettiğini. ardından başka bir yere daha götürdüler beni. çok güzel mermer taşları vardı. hatta kule gibi bir şey, tam ortasında da en üstüne asılmış bir küre vardı. resim çektiriyorduk. eyüp sultan da olduğu gibi dua ediyorlardı. benim için bunların da önemi yoktu. ben keyfini çıkarıyordum elimdeki asanın, yeni elbiselerimin. sormuyordum nerede olduğumuzu. yıllar sonra fotoğrafları karıştırdığımda aklıma geliyor, tekrardan canlanıyordu hafızamda nerede olduğumuz. sünnet olmadan önce gidip ailemle ziyaret ettiğim, dualar ettikleri yer topkapı'daki turgut özal mezarlığı idi.
başta da söylediğim gibi tam olarak neden böyle bir sevgiye nail olmuş bilmiyorum ** ama sünnet olmadan önce gidip hayır duasını aldığımız eski başbakan, reisicumhurdur kendisi. belki de ermişdi kim bilir * ..