bu mekan üzerine yazmayı son derece istiyordum, burada da bunun gündeme taşınması güzel olmuş.
geçtiğimiz günlerde bir yerde çay içiyorum yalnız başıma, arka masamda da iki kişi mekan planı yapıyorlar. işte şöyle açarız, şunlar falan derken birinin ağzından bence çok talihsiz olan "bir iki fenomen çağırırız, check atarlar. biz de bu sayede reklam yaparız." lafı çıktı. türkiye'de böyle boş beleş adamlar reklam yapınca ve bazı insanlar da böyle yerlere popülarite unsurlarından ötürü hücum edince böyle kalitesiz ortamlar oluşuyor. bu mekanların müşteri bulabilmesinin tek sebebi, müşterilerin vizyonunun bu mekanlar kadar olmasıdır işte.
istanbul'da güzel mekan yok mu hiç, bir sürü var. 7-8 kişi için 2000-3000 tarzı fiyatlar telaffuz edilmiş, parası olan tabi verebilir ama uzun bir zamanda değil bundan 1 ay önce 30 kişilik rakı masasında 1200 lira hesap gördüm. şimdi böyle bir hesap görmenin püf noktasına gelelim.
meyhane konusunda ağzım bir kere yandı, bir kutlama zamanımızda cihangir'de ismini söylemeyeceğim bir meyhaneye oturduk, rezervasyon ve mekanla olan ilişkiler benim sorumluluk alanımdaydı ve masa da 8 kişiydi. ben tabi mekana gitmeden önce mekanın menüsünü araştırdım, mekanı önceden ziyaret etmiş nitelikli müşteri yorumlarına başvurdum ve bunu internette birkaç yerde daha teyit ettikten sonra mekana rezervasyon yaptırdım. mekanda ortaya birkaç soğuk mezeyle beraber biraz ara sıcak söylendi, bir büyük ve bir tane de küçük rakı içildi ve masada bir arkadaşımız ana yemek yedi. bunların yanında yanımıza uğraya bir çift de birer tane bira içtiler. gelen hesap 750 tl idi yanılmıyorsam. gün boyunca hesabı hiç kontrol etmemiştim, siparişlerin hepsini menüsüz vermiştik ve ortaya çıkan fiyat tamamen keyfi idi. bu bana büyük oranda ders oldu;
sonraki dönemlerde aynı mekan araştırmlarına devam ettim, genelde bildiğim mekanlardan şaşmadım, fiyatı siparişten sonra değil, önce hallettim, mekandaki işletmeci, şey en yetkili kimse hem onların, hem de kendimin en rahat olacağı tarzda bir ilişki yumağı kurdum. bu durumun getirisi işte, sürekli dağılan, ziyaret edilen, gelenin bir iki bira içip kalktığı, masada her 4 kişiye bir şişe rakı düşen, herkesin gün sonunda doyduğu sabit oturan sayısı 30 olan gruba 1200tl hesap geldi.
he bana diyeceksiniz ki uzun uzun yazıyorsun, ne ayaksın? bu turgut vidinli isimli mekan önemli değil, bu tarz mekanların hepsi, belli bir kamuoyu oluşmadan insanların kendi hür iradeleriyle gitmeyi reddetmeleri gereken mekanlar. ve eğer müşteri profili nitelikli olursa, böyle mekanlar çoğunluk olmaktan çıkacak azalarak bitecekler.
böyle de yazdım sanki saldırıya uğrayan grubu eleştiriyor gibi olmayayım, kendilerinin zerre yanlışlığı yoktur, dünyada hemen herkesin yapması gerektiği gibi ciddi aksilikleri tespit ettiklerinde olaya üçüncü bir göz olması gereken polise haber vermişlerdir. bu yazı kesinlikle ve kesinlikle grubu eleştirmeye yönelik değildir.
Geçtiğimiz yılın eylül ayının başlarında bize de itelemeye çalışmışlardı ama hesabı şişirerek değil.
6 kişilik bir grup halinde yedik içtik güldük eğlendik hesabı istedik hesap normal ölçülerde geldi ancak hesabın bir kısmı nakit verildi kalanını da iki kişi aralarında bölüşecekti pos cihazı istedik o kalan büyük miktarın tamamını ikisinden de çektiler.
Sonra bir arkadaş fark edip itiraz etti onun üzerine zar zor son satışı iptal ettiler zaten bir daha da oraya gitmedik.
Onun bir arka sokağında cengizin yeri diye bi mekan var mezeleri de hizmeti de harika bir gün yolunuz düşerse denemenizi tavsiye ederim.
istanbul da birkac restoran olsa anlarim, derim ki ne yapsinlar alternatif yok. ama biliyoruz ki istanbul tam bir restoran deryasi. goz gore gore kendini kaziklatanlar, sirf adi var diye restoran secimi yapanlar, sirf orta takimla ayni yerde yemek yemek istemeyenler! sozum size. boyle isletmelerin gotunu kaldiranlar sizlersiniz. adamlara yillarca kendinizi soydurdunuz. sekil olsun diye 3 kurusluk yemege yuzlerce lira bayildiniz. adamlara gereginden fazla itibar yuklediniz. sonra da gelirler boyle tepenize sicarlar.
siz suclusunuz. gitmeyin oglum amina koydugumun yerine. gitmeyin lan. gitmeyin ve yeter bitsin bu muhabbet. nedir lan bu sizin sikik restoran rezaletlerinden cektigimiz? 100 liralik lakerdayi mideye indiren siz, yorumunu okuyan biz. yok ya? siktirin gidin amina koyayim nerde zikkimlanirsaniz zikkimlanin. yeter ki sozlukleri sikayetvar.com a cevirmeyin.
ben sokakta himmet dayidan aldigim simit bayat cikinca gelip burada yaziyor muyum himmet dayi amina goyam senin diye? siz de yazmayin ne bok yerseniz yeyin, hatta zehirlenin geberin gidin de belki o sayede o isletme kapatilir. yoksa sizin gibi mallar sikildigini bile bile yine de giderse oraya, oranin kapanmasi olanaksiz. angut beyaz turkler. ne olacak?
dahan önce gitmedim. bir ya da iki kere oturup bişeyler yiyelim dedik, çomar ötesi garsonları tutumu nedeniyle oturmadık. iki kişilik masamız yok minvaliden yanıt alınca, öperler deyip hayat memat'a geçmişliğimiz var.
fakat edindiğim izlenimlerimi yazacağım;
arkadaş çevresi olarak rakı içeriz. bolcana içeriz. iki kişi oturduğumuzda 250 bırakıp kalktığımız da olur, kalabalık gelip 2000-3000 bıraktığımız da. neyse bu tarz yerler iteler abicim.
bi kere kafadan isim yapmış adam. 3-5 ünlü gelmiş oturmuş, lokasyonu merkezi olunca ne yapsın mekan sahibi. iteleyecek. fakat inanmam ki mekanı kapatacak, içeride kadınları darp edecek kadar gerzekçe bir hata yapsın. af edersin adamın g.tünden kan alırlar. bi kere söz konusu kadın la; toplum yavaş yavaş uyanmaya başlamış, kadının değerini farketmeye başlamışken sen tutup içeriye kapatıp kafaya bardak atacaksın. üff, hayalini bile düşünemiyorum. neyse konu dağılmasın; adamın yeri merkezi, sirkülasyonu var. elbette ki para peşinde koşup, hesap itelemeye çalışacak. nasılsa kafalar güzel. ama herşeyin de bir adabı var, itelemenin de itirazın da.
hikayede kurgular mevcut belli. olay yaşanmış olabilir; fakat alkolün vermiş olduğu yetkiyle biraz ilaveler olmuş zannımca, o da tam hatırlayamamaktan olabilir.
şiddet olayları olmasa dahi; o büyüklükteki bir gruba o kadar fazla hesap gelmemeli. bir mekan ona cüret edebiliyorsa tepki olarak o mekana gidilmemeli derim. ayrıca beşiktaş'ta gidilecek bi iki mekan haricinde prim yaptırılması karşıtıyım.
rakı balık yapılacaksa iki seçeneğin var; ya müdavimi olduğun yere gideceksin ya da daimi gittiğin bir yer yoksa isim yapmış ve kurumsallaşmış mekanlara gideceksin. sur balık olabilir, eftelya olabilir, gibi gibi...
önünden bile geçilmemesi gereken mekan. yılları beşiktaşta geçmiş biri olarak o bölgede bu kadar dejenere olmuş, müşterisini s*kmeye oynayan bir mekan görmedim o derece. garsonlar kabadayı gibi, fiyatlar fahiş, servis ücreti adı altında 2 kez geçiriyorlar yemek yemek zorundasınız zira yemezseniz -oturup sadece rakı içip meze yemek gibi bir seceneğiniz yok- hesap istemeseniz de önünüze geliyor üstüne bir de ciğeri 5 para etmez iq su ayakkabı numarası ile aynı olan garsonlar duyabileceğiniz şekilde yanınızda söyleniyor. özetle adına, müşterilerine aldanmayın bir 10 sene önceki halinden eser yok mekanda. o bölgedeki her alternatif buradan daha iyidir.
içerde değil kesinlikle dışarda oturmalısınız. Güzel, nezih bir o kadar da kalabalık bir mekandır.
edit: yoğurtlu mezeleri daha bi güzel...duvarları da paso ünlü fotosu dolu.