turgut uyar

entry1193 galeri92 video7 ses1
    68.
  1. 2. yeni akımının başlıca adlarından biridir.
    Aşk, ayrılık ve ölüm temalarını işler.
    Arz-ı Hal, Türkiyem, Tütünler Islak, Dünyanın En Güzel Arabistanı önemli şiir kitaplarındandır.
    1 ...
  2. 67.
  3. bir korkuyorum yalnız kalkmaktan bir korkuyorum
    gündüzleri delice çalışıyorum geceleri kadınlarla yatıyorum

    sonra birden büyümüş görüyorum ağaçları
    kısrakları birden yavrulamış
    havaları birden güneşli

    kadınlarla yattığım yetse ya
    bir de kadınlarla yattığıma inanmam gerekiyor

    hoşlanmıyorum
    4 ...
  4. 66.
  5. gün gelir şiirleri liselerde falan okutulur. muhtemelen de geyikli gece seçilir örnek şiiri olarak ve yeni yetme ergenlere geyik malzemesi olur. işte o zaman budaklı meşe odununu kaparım akçaburgazlı yekta'nın yanına kadar kovalarım hepsini.
    1 ...
  6. 65.
  7. büyük üstad ilhan berk'in hakkında "ben dahil hepimiz turgut uyar" okumalıyız dediği büyük şair.
    2 ...
  8. 64.
  9. tel üstünden ineli yirmi dört yıl olmasına rağmen
    indiği teli ve kalpleri titreten usta cambaz.

    (bkz: tel cambazı)
    3 ...
  10. 63.
  11. "'ağustos, yirmi iki' dediler 'ustan ölmüş',
    çok komiksin azrail, turgut uyar ölür mü?" *
    ...

    Ağustos... 22...

    vazgeçme zamanı alkolleri, yorgun akşamlar, Solgun ağaçlar, sessiz sabahlar, yeni doğan aşklar, acısı ciğer sızlatan hiç kavuşamamalar, en gel-gitli aşklaşmalar, en yıldızlı gökyüzleri, en yalnız gece yazları, umutsuz akşamüstü tütünleri, umutsuzluk bağımlılıkları, karamsar özlemler, olmazsa olmaz hüzünler, her şeye rağmen tebessümler tarihinin yani insanlık tarihinin görüp görebileceği en büyük şairim olan sen; şiirlerini sonsuzluğa emanet edip göçeli tam 24 sene olmuş. Görüp görebileceği dedimse, birçoğu görmedi zaten, fark edemedi. Anlamayamadı. Olsun. Koyuyorum insanlık tarihinin kıçına tekmeyi, boş veriyorum. "Bizim gizli bir bildiğimiz var." Faniliklerden çok öte...

    pek muhterem Uyar Baba,

    Sen gideli çok zaman olmuş. bende yaş 3'müş. sene 85'miş. Nasıl da geçiyor her şey! işin aslı, gidişinin dünya için ne kadar büyük bir mana kaybı demek olduğunu henüz çok yeni öğrendim. 3-4 sene kadar önce tanıştım şiirlerinle. Bu kadar geç kaldığım için hala kendimi affetmiyorum olmamın tek teselli ikramiyesi, "neresinden dönersen zararın, kardır" ekonomisi. Arayı hızla kapatmaya çalıştım. ilerleyen süreçte, yani askere gitmeden hemen önce, türkiye'yi dolaşırken elimde bir tek büyük saat'in vardı.

    Memleket hudutlarında şiirlerinle baş başa kaldım. Canım sıkıldığında, sıkılmadığında, akşamda, sabahta, gölgede, sıcakta hep büyük saat'i okudum. okudum durdum. durdum durdum sayfayı başa döndürdüm, tekrar okudum. hiçbir kitabın veremediği bir duyguyu anlatıyordu. işte O zamandan bu zamana hep beraberiz. Sen sıkılmadıysan, ben hayatta sıkılmam. Hayatta? Öldükten sonra da sıkılmak istemem. (Aslında Sıkılganın önde gideniyim. Ama Turgut Uyar ve şiirlerine karşı böylesi bir duyguyu hissetmek mi, hâşâ!) Zira Turgut uyar asla, yalnızca bu dünyaya mahsus değil, anladım. Evrene sonsuz bir şekilde yayıldığına inanıyorum. Eminim hatta. Across the universe... bilen bilir. duyan duyar.

    ...

    Bu işler, güçler ve tüm güçsüzlükler bazen bize uymuyor, uyar baba. Gördüğün üzre, Dağınıklık problemim var bir de. ağustos 22 dedim ama başka mahallelere gittim. Aya yıla güne saate haddinden fazla manalar veren andavalların çağındayız usta. Ota bota her şeye öyle derin manalar yükleniyor ki! Ve maalesef görülmesi gerekenlere bakması gereken gözler öylesine kör ki! Dünyanın en güzel şiir kitaplarından biri olan, dünyanın en güzel arabistanı'nın ikinci baskısını, çıkışından tam yirmi sene sonra yapabildiğini öğrendiğim gün, bu dünya benim için bambaşka bir anlam ifade etmeye başlamıştı zaten. insanlar böyle galiba. herkes edebiyat sevecek diye bir şey yok. peki ya bizzat o dünyanın içindekiler? Yeteneksizler, ilişki fetişistleri, lobi fareleri, manipulasyonseverler, yalapşapizme gönül veren popülistler cirit atıyor her yanda. ve bunu, cirit sporunu gerçekten sevdikleri için yapmıyorlar. onda bile samimi değiller. klişeleşmiş sözlerden, kalıplaşmış yollardan uzaklaşmıyorlar. saçma sapan bir akıl tutulması almış başını gidiyor... neyse, Boş veriyorum usta, peki. "Az, daha çoktur" ilkesi Belki bu noktada da doğrudur. Birkaç on bin kişi biliyoruz ki, evet, bizim gizli bir bildiğimiz var. Bu sebeplerden ötürü Ağustos'un 22'sinde işte, Turgut Uyar'ı anmak önemli. ona saygı duruşunda bulunmak, Dünya şiirindeki doldurulamaz yerinin altını çizmek önemli. ve tüm göçmen şairlere tebessüm etmek...

    ...

    Sevgilerin bile acıyabildiği akıp giden şu hayatta şiir krizlerine girdiğimde, ağırlaştığımda, insanlara sövesim tuttuğunda, insanları sevesim geldiğinde ve gitmediğinde, bir güzele âşık olurken, ortalarda tek başıma kalakalıp susarken, oyalanırken, anlamsızlığı anlamaya çalışırken, kendime kızarken, çok üşümek'i haddim olmadan besteleyip kendi kendime çalıp söylerken, vazgeçme sularında yüzerken, umutsuzluğu alıp alıp ciğerime meze yaparken, soytarılıklar komedisine sırtımı dönüp sakin sakin sakinlemeye çalışırken, ama hepsinden öte, her şeyden öte en çok beklerken, beklerken, beklerken yanımda hep büyük saat'in, aklımda sen varsın.

    büyük saat'in zamanı durduruşuna şahitlik etmek? Bu onuru, bu hüzünlü güzelliği yaşayabilen şanslı insanlardan biri olabilmek? Sırf bu güzelliğe ortak olduğum için bile iyi ki yaşamışım diyebilirim. iyi ki yaşamışsın ki bu mutlak güzelliği bana yaşatmışsın. Yaşatıyorsun. Yaşatacaksın.

    iyi ki varsın uyar baba. iyi ki hala varsın. iyi ki hep var olacaksın...
    7 ...
  12. 62.
  13. okudukça okuyası geliyor insanın, okudukça okuyası, okudukça...

    "bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya"
    9 ...
  14. 61.
  15. geç keşfedilen usta. ya da bu sadece benim salaklığım. duru bi' güzellik onunkisi. hafif kekremsi bir tat bırakıyor şiirleri. ''büyük saat'' demişler. yıllanmak gerek.

    ...
    hiçbir şeye hazırlıklı değildik
    oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik
    ...

    (bkz: yenilgi günlüğü)
    4 ...
  16. 60.
  17. hangi cebini karıştırsan yalnızlık
    3 ...
  18. 59.
  19. altı çizgili sözcükler deryasıdır kendisi. eklemeden duramayacağım:

    "biz o zaman yaptıklarımızın günahını değil, yüceliğini biliyorduk. bu, iki gücün yeniye varması, bir yeni yaratmasıydı. bir çiftleşme değil tekleşmeydi."
    3 ...
  20. 58.
  21. Dünyanın En Güzel Arabistanı adlı eserinde bizlere müthiş lezzette şiirler sunmuş olan şairimiz.
    2 ...
  22. 57.
  23. ...
    nasıl olsa sarhoşuz / nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    ...
    6 ...
  24. 56.
  25. demiş ki usta;

    yataklar, bir yatan olmadıkça içlerinde hep bir hüzün verir insana.
    5 ...
  26. 55.
  27. HıZLA GELişECEK KALBiMiZ

    hızla gelişecek kalbimiz
    kalbimiz hızla.
    sürgünlerin umutsuzluğunda
    kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar
    farksız çarpanların umutsuzluğunda
    ve köprü başlarının umutsuzluğunda
    ve köprü başlarının umudunda.
    sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara
    temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda
    ve eski dağlarda, eski dağlarda kış
    kovalarken ülkesini
    hızla gelişecek kalbimiz.
    kendi öz hüznümüzün öz tarlasında
    bozkır dayanıklılığımızın tarlasında
    kalbimiz
    ellerimiz ayaklarımız arasında
    ve kimsenin bölemediği şarkıyı
    güllerin, buğdayların ve acının şarkısını
    bir haziran uygulayacak sesimize.
    sütçünün sesiyle birlikte
    erkenci işçilerin sesiyle birlikte
    şoförün sesiyle birlikte
    sabaha başlamış sarhoşların sesiyle birlikte
    yaman sarhoşların sesiyle birlikte
    ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
    ve herkesin ve herkesin
    sesleriyle birlikte
    bir haziran uygulayacak
    kimse bölemeyecek ve kalbimiz
    hızla gelişecek.

    yıkıntılara karışan eski bir bahar
    büyük olmaya elverişli bir bahar
    eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen
    insanlara göre bir bahar
    suların kana kestiği yahut
    suların kana kestiği bir bahar.
    hızla gelişecek kalbimiz
    bir mavilik kalıbında
    bir odada, en olagel bir odada
    en sade, en insanca bir odada
    bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada
    bir kadın bir erkeğin
    bir kadınla bir erkek olduğu
    ellerin ve omuz başlarının
    birbirini bulduğu.
    birden gerçekliğini algılayarak
    saat çalınca ve görünce güneşi
    birden vazgeçilmezliğini algılayarak
    önemli ve gerekli buluşunu kendini
    birden hatırlayarak
    geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini
    ve her şeye ve ölüme kalbimiz
    hızla gelişecek
    çağımıza pek uygun bir hızla
    gelişecek kalbimiz

    kalbimiz
    yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
    tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
    kalbimiz
    kalbimiz hızla gelişecek.
    7 ...
  28. 54.
  29. eğer tanrı, kutsal kitaplarını bir insanoğluna yazdırsa idi, bu kesinlikle uyar olurdu.
    7 ...
  30. 53.
  31. BAHARı BEKLEYENE

    ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime
    çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme

    nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar
    kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime

    altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler
    beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime

    artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır
    bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

    ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar
    bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme

    su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde

    altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler
    baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

    şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle
    ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime

    su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
    her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme

    sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz
    fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar

    biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme
    2 ...
  32. 52.
  33. SENFONi

    Önce sesin gelir aklıma
    Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
    Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
    Sonra cumartesi günleri gelir
    Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
    Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

    Kırk kere söyledim bir daha söylerim
    Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
    Düşkünlükte ve esenlikte
    Zamanımız apayrı bize göre
    Yanyana olduk mu elele
    Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

    içim güvercinleri okşamış gibi rahat
    Sen yanımdayken ister istemez
    Geniş meydanlarda akşam üstleri
    Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

    Sen yanımdayken ister istemez
    Uzak ırmakları hatırlıyorum.

    Arasıra düşmüyor değil aklıma
    Yabancı kadınların sıcaklığı
    Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
    Yanında ihtiyarlamak istiyorum...
    7 ...
  34. 51.
  35. Akşam üstü rüyası

    Şimdi gemiler geçer uzaklardan
    Gönlüm güvertede sereserpedir.
    Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
    Ne biletim ne param ne dostum var
    Pır pır eder yüreğim bakındıkça...
    -Uyan Turgut um, garibim, uyan
    Bura Terme'dir.

    Terme köprüsünden kamyonlar geçer,
    Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
    Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
    Cigaramı yakar evime dönerim...
    -Gidin gemiler, gidin
    Vardığınız yerlere selam edin
    Gün olur bütün kaygılardan uzak
    Ben de gelirim...
    3 ...
  36. 50.
  37. BıKTıM BöYLE

    Üç yıl sonra mıydı bilmiyorum
    ama ekimin onbeşiydi biliyorum
    ekimin onbeşiydi ama
    ekimin onbeşinde ne oldu bilmiyorum
    herkesin sular gibi dağıldığı ama herkesin
    bir sur önünde miydik bir yolda mı
    semtini bilmediğim bir karakolda mı
    sonra topluca bir bahçede durduk

    bıktım böyle sayrılıklardan
    ateşim çıksa neyse ne
    neyi bıraksam aklımdan bir suya karışıyor
    bir büyük savaşda Kıbrıs kıyılarında
    vurulan ve ölen bir askerin
    çelik miğferi gibi
    dipde ışıltısını görüyorum yalnız
    elimi eteğimi çekiyorum bahçeden
    sazlıklara vuruyorum belleğimi

    zalim bir ilk yazdı ama yaşadığımız
    işte bunu unutmamalı unutmamalı
    bir ölüm nefes alırken bir dudakta
    öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı
    miğferin paslandığını usul usul
    bir yangının söndüğünü
    ve suların pırıl pırıl kaldığını
    bir otobüs Mersin'den Mardin'e giderken
    o zaman aşkınla dol kalbim
    nerden ne kadar derlediysen o kadar
    senin kendine seçtiğin alamet-i farika
    uzun bir gece görünümünde geçerli hala
    2 ...
  38. 49.
  39. BiNLERCE

    binlerce pazartesi geçti ömrümde
    hangisiydi o çıkaramıyorum
    bir kiraz yediğimi hatırlıyorum kurtluydu
    demek oldukça eski

    bir de saçma sapan şeyler
    bir kızın diz altını örneğin
    bir adamın çirkin sigara içişini

    nasıl yaşanıyor bu vesayetli dünyada
    hangi çılgınlar nasıl dayanıyor buna
    kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim değil
    kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana
    güzel bir öğle vakti
    eski güzel bir aksamı hatırlayarak
    sonra dopdolu şeyler
    damacanalar gibi
    içim kabarıyor

    sonu olsun diyorum
    neyin sonu ama
    hiç değilse bu taş basamakların
    8 ...
  40. 48.
  41. uyar baba'nın şiirini daha yakından tanımak ve anlamak ve ruhuna bir kadeh votka kaldırmak isteyenler için; fırat caner tarafından turgut uyar'ın huzursuzluğu başlıklı bir doktora tezi yazılmış, ara ara kaçamak göz attığım. kesintisiz okuma keyfini en müsait zamanıma ayırıyorum zira kısa sayılmayacak bir uzunlukta. aşağıdaki linkten indirilebilmekte:

    http://www.bilkent.edu.tr/~tebsite/tezler_1.htm

    fırat caner'in emeğine/elcağzına sağlık. turgut uyar'ınsa...her şeyine...

    ah usta,
    güzel usta,
    votka?
    4 ...
  42. 47.
  43. BiR iNTiHAR AKŞAMI

    Kısacık yoğun bir akşam
    herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
    yoğun bir akşam
    bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
    ve bir intihar üstüne söylenti
    bütün kıyıları dolaştı durdu
    kısacık bir akşam

    Kısacık serin bir akşam
    kelebeklerin atlarla yarıştığı
    yoğun bir akşam
    bazı mektuplar damgalandı postanelerde
    oturuldu bir takım şarkılar söylendi
    bir adam bir kadının kapısını vurdu
    kısacık bir akşam

    Neyi söylesem bir kahramanlıktı
    içinde azıcık buluştuğumuz
    bir bulutla bir kağıt peçete arasında
    kısacık yoğun bir akşam
    şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
    bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
    kısacık yoğun bir akşam

    Her şey bir unutkanlıktı
    arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
    tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
    kısacık yoğun bir akşam
    biliyordum bir soğuktu nereye varsam
    bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
    kısacık yoğun bir akşam.

    Kim karıştırdı gerçekliğine
    yaşadığım sonsuzluğun
    ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
    imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
    kısacık bir akşam
    duraladım ne yapsam

    Kim karıştırdı gerçekliğine
    su terazilerindeki ensizliğin
    ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
    araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
    kısacık bir akşam
    o kadar kısa ki bir akşam

    yüzümü suyun ardında buldum
    kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
    kısacık yoğun bir akşam
    serin bir akşam öyle söylediler..
    14 ...
  44. 46.
  45. 45.
  46. kendiyle konuşur gibi şiir yazıp herkese anlatan bir büyücü, her ne yazsa şiir olurdu..
    O da gitti doğmamış çocuklara yazdı
    1 ...
  47. 44.
  48. Sizin alınız al inandım
    Sizin morunuz mor inandım

    Tanrınız büyük amenna
    Şiiriniz adamakıllı şiir
    Dumanı da caba

    Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
    Kalabalık ha olmuş ha olmamış

    Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
    Ama sokaklar şöyleymiş

    Ağaçlar böyleymiş
    Ama sizin adınız ne
    Benim dengemi bozmayınız

    Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
    Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı

    Yan gelmişim diz boyu sular .
    Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.

    Hiçbirinizle dövüşemem
    Benim bir gizli bildiğim var

    Sizin alınız al inandım.
    Morunuz mor inandım.

    Ben tam kendime göre
    Ben tam dünyaya göre
    Ama sizin adınız ne

    Benim dengemi bozmayınız.

    siirinin sahibi. (bkz: turgut uyar sarısı)
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük