önce haberleştik sözlükten. lan mal mıyım ben troll olduğunu bile bile gidicem evine ? kız numarası yapıyomuş ciddiye alıp gittim. erkek çıktı. zaten dakika bir gol bir. neyse dedim bari 900 km yol gittim tanışayım.
evin kapısında söyledi aslında kim olduğunu ve bir kahkaha attı. "bunu nick altıma yazar mısın" dedi. "tamam kardeş" dedim. neyse tanıştık falan. oturduk çay içiyoz sigara içiyoz ama ev bi garip gibi. her yerde kendi fotoğrafı var. erkek ama hep böyle sol yanağını insanın gözüne gözüne sokan kız fotoğraflarındaki gibi poz vermiş. buz dolabını açtım inanır mısınız orda bile yumurtaların olduğu yere vesikalık sıkıştırmış bitane.
bunun dışında herşey normaldi işte ne iş güç yapıyon sen falan konuşuyoz derken birden bi haller oldu çocuğa. titreme geldi.
"ne oldu neyin var" dedim. kalbini tuttu, "bişey yok iyiyim ben geçer birazdan" dedi. ama iyi görünmüyordu. sigara içememeye başladı ellerinin titremesinden. sonra birden yere düştü. sara krizi gibi bişey geçirmeye başladı. hemen tuttum "noluyo kardeşim noluyo" diye bağırıyorum. bişeyler demeye çalışıyo ama zorla. sanki ölüm anında söylenen sözler gibi. hıkhhhk hukhhu falan diye sesler çıkarıyor. dedim ben nereye düştüm yarabbim. sonra can havliyle iki kelime söyleyebildi: "nick altı".
hemen açtım laptopu. acilen nick altı girdim adama. lap topu ta yüzüne doğru tuttum "bak kardeşim yazdım" dedim. biraz sakinledi. sonra iyice sakinleşti. oh dedim geçti bilader atlattık. hemen bi su içirdim buna. dedim "ne zamandan beri rahatsızsın". son 4 aydır böyleymiş. ara ara krizler geçiriyormuş sözlüğe üye olduğundan beri.
ben salonda kanepede yattım. bu da ayıp olmasın diye salonda yattı kendi yatağına yatmadı. dedim "iyi çocuk bak işte". tam uyudum diyordum belli belirsiz kelimeler duymaya başladım. "ismrr...". biraz daha kulak verdim. "ismirli kısss am göt meme". şok olmuştum ama daha yeni başlıyormuş meğersem. "kemalissst izmirli kaşar amsss götts kıymetlimisss". baktım uyuyamıcam gittim mutfağa bi sigara yakayım diye. adamın çakmağını kullandım. çakmağın üstünde kendi fotoğrafı vardı.
sabah oldu bu kalktı. normal bir insan gibi. dedim "kardeşim ben kaçayım artık".
"dur ya" dedi. "dur ya nere gidiyosun kahvaltı yapalım öyle git" tamam dedim. çay demledik oturduk bi güzel peynirmizi yiyoz zeytinimizi yiyoz. bu birden fırladı ayağa. pantolonu indirdi. "hassiktiir" dedim. kalktım ayağa kapıya doğru seyirtiyorum. bu perdeleri açtı. götünü cama dayadı elaleme gösteriyo !! "napıyon kardeşim hasta mısın sen" dedim bağırdım. sinir oldum amk. sonra ben bağırınca birden topladı kendini. poposuna dövme yaptırmış (bkz: kendinicki) yazıyor. kendini topladı hiç bişey olmamış gibi devam etti. "kardeş" dedim "çok tıklayan oluyo mu ?". "cık" dedi. ciddiye aldı lan ben ortam yumuşasın diye espiri yapıyodum halbuki. *
kahvaltı bitti "artık dedim bana müsade". bu yine triplere girdi. titremeye falan başladı. aynı bir gün önceki sahneler. yerlerde tepiniyo ağzından köpükler çıkıyo falan. tabi alıştım artık ya hemen çıkardım laptop'u nick altına bişeyler yazdım. gösterdim. yok. işe yaramıyo. kafasını yerlere vurmaya başladı ölcek manyak piç. yine bişeyler söylemeye çalışıyo ama anlamadım. sonra yüksek bi sesle: "küfret" dedi. "ha?" dedim. "küfür et... bacıma söv.. beni siğk" dedi.
baktım amk adam ölecek. bastım küfürü. soyuna sopuna bi güzel giydirdim. yavaş yavaş iyileşmeye başladı. bi su içirdim buna. sonra yol aldım direk ilk uçakla bilet aldım uzadım ortamdan amk.
"yazık lan" dedim "gencecik çocuklar ne hallere düşüyo". eve dönünce artık dedim arada bi nick altı yazayım. kriz anındadır belki yardımımız dokunur falan. öyle işte.