bizim insanımızla alakası olmayan nasihat vermek gerekirse uzak durulması gereken ahalidir. sohbetleri hiç çekilmez ne be savaş anıları vardır nede şehitlik anıları vardır iki kelimeden birinde bea bea kızıncık derler kelime dağarcıkları bu kadar. gerçekten çok yazık..
Benim eniştem ve kuzenlerimdir. Bayılıyorum buranın insanlarına, düğünlerine böyle cıvıl cıvıllar yardımsever, hoşsohbetler. Eniştem mesela kanseri atlattı ama adamın ağzından bir gün kötü bir şey duymadık, hep güler. Beni de ayrı bir sever zaten, sen de bizdensin avrupalisin beya der *
Babalamlar da birkaç gündür kırklareli' ndeler. Kurmuşlar evin önüne salıncak, 57 yaşındaki adam çocuklar gibi şen, salincakta sallaniyor, ormanda meyve topluyorlar birlikte. Hayattan zevk almak lazım kızanlar.
kesinlikle türkiyedeki en medeni toplumdur.
hayat görüşü yaşam tarzı çok başkadır.
avrupalıdır.
çünkü bu trakyalı dediğiniz insanlar avrupadan göçmüşlerdir.
kültürleri de ona göre yoğrulmuştur.
amaaaaan kime ney anlatıyorsam.
siz halanızın, amcanızın, dayınızın kızını sikmeye devam edin.
sonra da gelip bunlar çok tembel çok içiyor diye de bok atın.
"tembel" diye tabir eden insanların aksine çok çalışkan kişilerdir. rahat insanlardır, ortama çok rahat uyum sağlayabilirler.
(bkz: trakyalı olmak ayrıcalıktır)
cana yakın insanların diğer adı. ilk tanıştığınızda 40 yıldır tanışıyormuşsunuz gibi bir muhabbet kuruyorsanız bir insanla bilin ki trakyalıdır. bir şişe şarap ısmarlarsanız 80 yıldır tanıyormuş gibi olma ihtimaliniz de var tabi.
insanlara "çok içerler" derlerdi de toz kondurmazdım. çünkü ne zaman bir düğün dernek için lüleburgaz'a gitsem öyle abartılı bir şekilde içen, sürekli kafa çakır gezen insanları hiç de görmedim. ta ki bu ramazan bayramına kadar.
köyümüz lüleburgaz'ın yarım saat dışında. bayramın ikinci günü de kardeşim istanbul'dan gelecekti. onu alma amacıyla dayımdan emanet arabayı aldım, bastım gidiyorum otogara. yolda en ufak bir viraj yok. gel gelelim gördüğüm manzarayı tarif etmem imkansız. arabalar zik zak çiziyor, colin mcrae'ler cirit atıyor. gidip alıp gelene kadar su ter olmuşum, tansiyonum fırladı. neyse sağ salim köye döndük, bahçede oturuyoruz, saat de gece 01.00 civarı bir gümbürtü koptu. hepimiz yerimizden fırlayıp, sesin geldiğini tahmin ettiğimiz yan komşuya koştuk ki ne görelim, adamın teki küp gibi içmiş, düz yolda da "u" çizip komşunun bahçe duvarını aşağı indirmiş.
gece uyuyana kadar minik kalbim bir kuş gibi götümde attı durdu, zorla uyudum. dönüş günümüze kadar da pek dışarı çıkmadık. diyeceğim o ki trakya insanı içkiyi sever(miş), sevdiği gibi alkollü araba (veya traktör de denebilir) kullanmaktan da çekinmez.
mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı üflemeli çalgılar bölümünün yüzde seksenini oluşturan öğrenci topluluğudur.gündüzleri derste çalarlar,akşamları çiğ köfte partilerinde..