her futbolseverin keske eski gunlerine donse dedigi ancak dondugunde de ** keske donmeseydi denilebilen takimdir. ha bu arada fc barcelona rovans macini merak edenler icin anlatayim.
radyoda dinlemistim o maci, ercan taner mikrofondaydi ve kendisi surekli
- vukasin petranovic degaj yapiyor, top yine ceza sahamizda sayin dinleyiciler. rahat bir nefes aliyoruz derken yine geliyorlar sayin dinleyiciler ** ozkan sumer in ofsayt taktigide unutmadigim bir dipnottu tabii ki.
(bkz: 19 eylul 1990 trabzonspor barcelona maci)
(bkz: 3 ekim 1990 barcelona trabzonspor maci)
herzaman fenerbahçe yi kendine düşman bellemiş, istanbul saltanatını 6 kez dize getirmiş. liverpool, astonvilla, barcelo gibi devleri dize getirmiş karadeniz takımıdır. *
kadrosundaki 56 futbolcuyla er egitim alayina donen takim. hayir anlamadigim, neden hep defansif futbolcular alinir bir takima...
bu defansif futbolcularla olsa olsa vatan sathi mudafaa ordusu kurulur ve olasi bir saldiri karsisinda gorev verilir. *
bu sene sonu itibariyle paf takımını feshederek ** civardaki kulüplere mecburiyetten iyilik yapmış kulüptür. kadrosu şu an itibariyle 53 kişiliktir. mantalite ziya abimiz tarafından iki takım hatta üç takım kurulmak isteniyor. buradan kendisini tebrik ediyorum.
- futbolcuları birinci ve ikinci kalite diye sınıflandırdığı için.
- istemeden de olsa reserve lig çalışmasına ön ayak olduğu için!
- takımda 5 önlibero bulunmasına rağmen, 3 adet daha defansif oyuncu transfer ettiği için.
- yabancı kontenjanı aşılmış olmasına rağmen ısrarla iki yabancı daha istediği için.
ha unutmadan, bunlara çanak tutan sayın başkanımız ve yönetim kurulumuzuda açılış maçında beyaz mendille karşılayacağımıda belirtmek istiyorum. *
1976'daki ilk şampiyonluk sonrası kendisi için son derece hoş bir beste yapılmış takım. tekrar o eski günlere dönmelerini diliyoruz. bu da 1976 yılı şampiyonluk şarkısı
bir şehirde yaşayan istisnasız herkesin tuttuğu takımdır.trabzonsporun farkı,kalan 80 ilin istanbul takımlarını tutmasıdır.ki çelişki de buradadır.örneğin bir diyarbakırlının fenerbahçeyi ya da samsunlunun galatasarayı tutması abestir.hayatında bir kere maçına gitmedikleri,gidemeyecekleri takımı tutmak saçmadır.oysa ömründe trabzonsporun maçına gitmeyen bir tane trabzonsporlu yoktur. bir takımı nasıl tutarsınız?ya arkadaşınız ya aileniz ya eş dost çevresi nasihat eder, oğlum beşiktaşlı ol der,en büyük fener der,onu der bunu der. ancak trabzon'da bu mevzubahis bile olmaz,olamaz.burada doğan herkes trabzonsporludur.trabzon'da kimse birbirine takımını sormaz ki bu yüzdendir.
trabzon halkı ve trabzon şehri ile hiçbir alakam olmadığı halde renkleri sebebiyle sempati duyduğum anadolu takımımız.bordo ve mavinin uyumu mükemmeldir.hele kappa formalarda daha bir güzeldi.bir benzeri için (bkz: barcelona)
küme düşme mücadelesi veren 10 kişi kalmış kayseri erciyesspor a yenilerek 'ne turkcell ne de fortis elde var 0' sözünü gerçekleştiren takım.
Olmadı, olmuyor, bu büyük kulübün yükünü ne idari ne de teknik anlamda taşıyamıyorsunuz; güven tazeleyiniz, onay alamıyorsanız gidiniz...
Tabii ki iddiamız, hedeflerine ulaşamayan her yönetim ve teknik kadronun böyle davranması gerektiği şeklinde değil ama durum burada farklı. Bu beklenen bir son ve daha ilk günden bugün olacakların altını çizmişiz, kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmeye çalışmışız, ;olmayacak, olmaz; demişiz.
Bakınız; tamamen seçim kazanmaya yönelik oy kaygısıyla bir araya gelen uyumsuz yönetimin görevi teslim alalı 17 ay oldu. Yaptıkları her icraat tartışılır durumda. Kulübün temel taşlarını yerinden oynattılar, insanları küstürdüler, yaptıkları onca yanlışa tepki gösterenleri düşman ilan ettiler, Duayenlere dil uzattılar, camianın en çok önem verdiği stadyum projesini parti içi çekişmelere; kurban ettiler, 3 transfer döneminde her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Bu kurumun 4. kez transfer döneminde icranın başında olmalarına hem maddi hem de manevi anlamda tahammülü yok. Şampiyonluk dediler, olmadı, Şampiyonlar Ligi, fortis Türkiye Kupası; hiçbiri olmadı. UEFA şansı kalmadı gibi. Sorsanız, inter Toto kupası na katılmak istemeyiz derler, önce bir katılma hakkını elde edin bakalım. Fikstür bunu da zor gösteriyor. Bölündüler, bugüne kadar olanlar bir yana son 15 günde bölünmüşlüğün alenileşmesi, ortaya komik görüntüler çıkardı. Başkan maçta yok, asbaşkan yerinde, 2. başkan, iki maç tribünde taraftarların arasında, 2. başkan Avanos Kampı nda, kurumun en önemli kupa maçında, hem de ekibiyle. Asbaşkan yok, hem de ekibiyle. Allah aşkına ne söylenir bu duruma!
Gelelim işin teknik boyutuna. Rövanş maçında Trabzonspor, en ideal kadrosuyla hem de iyi oynadı, doğrudur. Ama penaltı atışlarına kalması olasılığını Bülent Korkmaz iyi değerlendirirken, Ziya Doğan, buna yönelik hamle yapamadı. Final de bu yüzden gitti. Bu arada, penaltı atmak istemeyen oyuncular da oldu, atmaması gerekenler kullandı ve tur kaçtı. Ömer Rıza son antrenmanda 6 penaltı kullandı, biri aut, biri direğe çarparak gol oldu. Doğan mecburen penaltı kullandırdı. Bunlar kimse, zaman geçirilmeden kamuoyuna açıklanmalı. Bu futbolcularla ilişkiler gözden geçirilmeli. Final yolunu engelleyen son an faktörleri bir yana Trabzonspor un ilk maçtaki teknik hataların bu duruma gelinmesindeki rolü ve ligde bugüne kadar yapılan yanlışlar da gösterdi ki, teknik kadro kriz döneminde sağlıklı kararlar alamıyor, bu yükü taşıyamıyor.
Tribünlerde nemalandırılanlar dışında tüm taraftarlar kahroluyor. Onca söz verildi, büyük beklentilere sokuldular, zaman geçiyor, fırsatlar bir bir kaçıyor.
Son söz bir mail dostundan:
'Taş atıldıktan, söz ağızdan çıktıktan, fırsat kaçtıktan, zaman geçtikten sonra işin telafisi olmuyor.;
Gereğini yapın, ötesi yok bunun.
ağustos ayının başında oberstaufen kasabasındaki kampta, sezona hazırlanan bir trabzonspor mevcuttu. hedef şampiyonluk ve kupa idi.
kamptakilere ne mi oldu? sebastiao lazaroni:
daha ilk yarı bitmeden kovuldu. arkasına bakmadan dolarları alıp toz oldu. fatih tekke:
iyi bir bonservis bedeli karşılığında satıldı. bedeli bu muydu? miroslaw szymkowiak:
oyunu, oyun tarzını ve yedek kalmasını eleştirdi, mutsuzdu, futbolu bıraktı. bıraktırdılar. tomas jun:
yönetim, bonservis bedelinin kalanını geçen ay eller i satarak ödeyebildi. ts ye herşeyini! verdi 0 gol 1 asist. sağolsun. sparta prag ta kiralık olarak forma giyiyor. ardijan djokaj: milan stepanov la birlikte geldi ama tutunamadı. değerli futbolcu ankaraspor a kiralık gitti, oradan da ülkesine. fabiano eller:
işe yaramaz diye internacional a kiralık gönderildi. kıtalarası şampiyon apoleti taktığında atletico madrid e gönderildi. murat ocak:
ist. büyükşehir bld. den değil, a milli takımdan transfer edildi. karşılığında ali güzeldal* gönderildi. kendiside ceyhun eriş takası ile ankaragücü ne gitti. marcelinho:
sol çizgide oynattığımız ve beğenmediğimiz yılın transferi wolfsburg a gitti. neler yaptığı malum. fatih akyel:
hocamızın prensiplerine * ters düştüğünden gönderildi. not: gençlerbirliği ndende aynı nedenden gönderildi. kiki musampa:
senelik 1.250 bin dolar alan kiki sadece 2 maçta ilk onbir oynadı. yoklar listesinde en başta. kamptada yoktu zaten. jefferson:
brezilya nın üçüncü kalecisi diye aldık, şu anda top 100 de bile adı yok. sakatlandı, seneye muhtemelen oda olmayacak. feridun sungur , enis kahraman, ergin keleş gibi genç oyuncularda kiralık gönderildi.
sonuç ta sezon öncesi kampı hikaye oldu. planlar suya düştü, şampiyonluk gitti, kupa zora girdi. benim yaptığım istatistik son derece basit. halen trabzonspor da olan bunu yapabilecek ve yönetime sunabilecek kaç yönetici var?
ne zaman kendi futbolcularımızla ve bize sıcak gelebilecek yabancılarla mücadele edeceğiz bende istatistik yapmayacağım, söz veriyorum.
bir şehir daha varmıdır ki takımının maçı olduğu gün yediden yetmişe insanının borda mavi renklerle kuşandığı...ve bi takım varmıdır ki trabzonspor gibi asaleti olsun
son yıllarda "ne fener ne beşiktaş ne de trabzon, bu sene sensin şampiyon." * marşına kafiye oluşturmaktan başka dişe dokunur bir şey ortaya koyamayan yurdum takımı, ki bir galatasaraylı olarak bu durum gerçekten üzmektedir beni...
trabzon'un trabzon olduğu zamanlarda lig cok daha keyifli geçerdi...o yüzden buradan lafım uşaklara, titreyin de kendinize gelin , olmuyor böyle...