coffee and cigarettes'de en sevdiğimbölümün oyuncusu. sigarayı bıraktığı için sigara içişleri iggyy pop'la beni benden almış idi öylece kalmış idi. çamur sesinin hikayesi hakkında çeşitli söylentiler var şimdilik inanıyoruz. inanarak dinliyoruz. o yapmıyor piyano yapıyor.
evde kalinan bir cumartesi gecesi, denize karsi oturup, bol buzlu, yesil zeytinli martini esliginde dinlenecek, 50 yillik muzik hayatina inat yeni neslin fight club'tan tanidigi adamdir. *
gecenin kör vaktinde eline bir şarap şişesini al dinle karanlığı izleye izleye uykuya dal..
adamın sesindeki buğu şaşırılasıdır..
ayrıca bir başkasının kültür seviyesini ölçmek için ideal herif..
Gary Graff'ın tabiriyle, "bir fıçı burbonda ıslatıldıktan sonra beş ay tütsülenmiş ve ardından da bir arabanın altında çiğnenmiş" bir sese sahip tapılası insan.
başarılı bir müzisyen, aktör ve filmler için besteler yapan bir sanatçıdır.tom waitsin hiç bir zaman kar amacı güden bir çalışması olmadı. yaptığı besteler, genelde farklı kişilerin bu parçalarına yaptığı yorumlar sayesinde tanındı. waitsin büyük bir hayran kitlesi var fakat buna rağmen turneye çıkmıyor. sanatçının, şarkı sözlerinde dikkat çeken keskin zekası onu, kendine özgün bir kategorinin içine sokuyor. waits hakkındaki açıklamalar, söylenti halinde her röportajda farklı bir boyuta taşınsa da dış hatlarına bakacak olursak waits hakkında yapılan her açıklamada, sanatçının bir hastane bahçesinde bir taksinin arka koltuğunda doğduğudur.
daha küçük bir çocukken, komşularında bulunan piyanoyu çalıp, gece yatarken aklına şarkı sözleri gelir diye bir kağıt kalemi yatağının yanında bulundururdu. zamanında bütün yaşıtları beach boys dinlerken, waits; bing crosby, cole porter ve bob dylan dinleyerek büyüdü. gençken edindiği tuhaf işler arasında; daha sonradan bu işi hakkında bir parça da besteleyeceği; san diagodaki napoleones pizza houseda pizza atıp tutmak, los angelestaki heritage adlı bir clubda bodyguardlık yapmaktı. hatta bir gece bu clubda, barın etrafında oturan insanların konuşmalarını not alarak bir parça ortaya çıkarmıştı. i̇nsanların konuşmalarını bir araya getirdiğimde orada bir şeylerin gizlendiğini farkına vardım diyor waits. tom waits, troubadourda çalarken bir gece frank zappanın da menajerliğini yapmış olan herb cohen tarafından keşvedildi.
1972 yılında cohen ve waits; ilerleyen yıllarda bu beraberliklerinin bir sonucu olan the early years ve the early years, vol. 2 adındaki iki albümün de piyasaya çıkacağı kontratı imzaladılar daha sonra, tom waitsin müzik eleştirmenleri tarafından başarılı bulunmakla birlikte, hiç kimsenin satın almadığı fakat sanatçının müzikal anlayışını tam anlamıyla ortaya koyan ilk albümü asylum records etiketli closing time piyasaya çıktı. albümde daha sonra eagles tarafından da bir coverı yapılıp grubun on the boarder albümlerinde yer alan ol 55da bulunuyordu. mothersla birlikte katıldıkları turnede izleyiciler tarafından hakarete uğrayan waits, los angelesa geri döndü ve burada yine eleştirmenlerin başarılı bulduğu fakat hiç kimsenin almak için yanaşmadığı ikinci albümü the heart of saturday nightı kaydetti. gün geçtikçe waitsin parçalarına canlılık yerleşiyordu.
bunun üzerine sanatçının canlı performanslarını kaydettiği fakat eleştirmenlerinde dinleyicilerinde beğenmediği albüm nightwalks at the diner piyasaya çıktı. 1976 yılında tekrar bir turne için yollara koyulan waits, burada daha düşmanca tavırlar sergileyen sarhoş ve saldırgan kalabalığın tepkisiyle karşılaştı. avrupada verdiği konserlerden sonra londraya dönen waits burada eline su dökülemeyecek bir besteci ve şarkı sözü yazarı olduğunu ispatlayan yeni albümü small chagein kayıtlarını tamamladı. çok fazla sigara ve viskinin doğal bir sonucu olarak sanatçının sesinden farkedilecek bir değişim olmuştu. bu albümde yer alan aşırı duyarlılık ve parçalardaki hassasiyet, hem dinleyiciler tarafından hem de eleştirmenler tarafından çok başarılı bulundu.
waitsin albüm çalışmaları 1977 yılında piyasaya çıkan foreign affairs ve bu albümü takip eden 1978 yılı çıkışlı blue valentine oldu. 1978 yılında ise, waits, sylvester stoloneyle birlikte rol aldıkları paradise alleyle başlayan bir oyunculuk ve filmlere bestelediği parçalar serüvenine adım attı. 1980 yılında waitsin heart attack and wine adlı albümü piyasaya çıktı. tom waits 1982 yılında, daha sonra eşi olacak kathleen brennanla da tanıştığı one from the heart filminin soundtrackiyle oscar kazandı. kathleen ve tom daha sonta 1986 yılında chicagodaki steppenwolf theatreda sergilenen ve 1987 yılında da bir albüm olarak piyasaya çıkan franks wild years da da beraber çalıştı. waits 1983 yılında, island recordsla anlaşma imzaladığında; farklı kayıt teknikleri ve soundlar kullandığı albümü swordfishtrombonespiyasaya çıktı. aynı yıl coppolanın bir filmi olan rumble fishde ve the outsidersda; 1984 yılında ise the cotton clubda rol aldı. 1985 yılında ise waits, rain dogs adlı albümünü piyasaya çıkardı.
1986 yılında, waits yönetmen jim jarmuschla birlikte ilk kez down by lawda birlikte çalışma fırsatı buldu. i̇kili daha sonra amacın sadece oturup lee marvin filmleri seyretmek olduğu the sons of lee marvin adlı bir grup kurdu. 1987 yılında sanatçı candy mountain ve ironweed adlı filmlerde rol aldı. 1988 yılında ise, waits, konserlerinden birini baz aldığı film ve soundtrack çalışması olan big timeı piyasaya sürdü. tom waits, 1989 yılında bearskin: an urban fairstyle, cold feet ve wait until spring adlı filmlerde rol aldı. 1991 yılında ise, queens logic, the fisher king, ve at play in the fields of the lord filmlerinde yer aldı.
waits 1992 yılında night on earth filminde yer aldı ve aynı yıl düzenlenen grammylerde en i̇yi alternatif müzik albümü ödülünü alan bone machinei piyasaya çıkardı. waits bu arada almanyadaki thalia theatreda yönetmen olan robert wilsonla da çalışma fırsatı buldu. william s. burroughs opera metinlerini yazıyor, waits metinlerin bestelerini yapıyor ve wilsonda ortaya çıkan çalışmanın yönetmenliğini yapıyordu. üçlü, 1993 yılında albüm olarak da piyasaya çıkan the black riderı ortaya çıkardı. uzun bir aradan sonra waits, 1998 yılında island recordstan çıkmış önceki çalışmalarının bir toplaması olan beautiful maladiesi piyasaya çıkardı. 1999 yılında waits, uzun bir aradan sonra yeni bir albümle müzik piyasasına döndü. albümün adı ise mule variations. 2002'de iki albüm sırası ile alice ve blood money yayınlandı. şimdilik son stüdyo albümü ise 2004 de raflara çıkan real gone oldu.
2006 senesinde, üç cd'den oluşan, 37 şarkının yer aldığı 'orphans: brawlers, bawlers & bastards'ı piyasaya sürdü.
jim jarmuschun birden fazla filminde yer almıstır. en iyilerinden biri de down by low'dur.birçok enstruman çalar.piyano,gitar,perküsyon.4.ALBÜMÜNDDE jazz altyapısını çok belirgin bir dilde kullanmıstır.strange weather şarkısının canlı performansı çok iyidir.
tadı garip şeylerin müptelası olur insan, sigara, alkol gibi. alışılmışın dışında olduğu için dinlemezsiniz, bir süre sonra alıştığınızı ve dinlemek istediğinizi farkedersiniz.
tütün sarısı sesi, bin yıl yaşamışçasına olgunlaşmış yorumu, karizmatik vücut dili, dahiyane ezgileriyle gelmiş geçmiş en önemli müzik adamlarından biri.
mükemmel bir gırtlağa sahip çok keyifli bir herif hatta bi şarkısı * jesus'a benziyorum diye bana ithaf edilmiştir. o parçanın videosu da ayrı bir eğlencelidir.