yıllar yılı bununla uğraşan kişilere gıpta edilmiştir. ve şahsımda etmektedir. nasıl bir özgüveni var ki o kadar insanın içine çıkılabiliyor. kolay değil ama çok zor da değildir onun için. çok zor olan bir şeyi insan yapmaz. zordur ama işin başlangıcında zorluk vardır. belirli bi zamandan sonra deyim yerinde ise kaşarlanır. çok büyük bir sorumluluğu gerginliği varmış gibi gelir insana ama üniversitede yaptığım tecrübeler ile hakikatten çok hoş bir etkinlik. hatta sevişmekten daha zevkli. söz konusu bir etkinlikle ilgili bir sevgili vardı bir dönem. çok bilgiler kazandırdı zamanında... bu etkinlik için ciddi anlamda iyi bir önsezi ve analiz etme gerekiyor. daha doğrusu ufku süzmek gibi.
Asla, sadece replik ezberlemek, duyguya girmek, gülmek, ağlamak, mesaj vermek, duyguları uyarmak değildir.
başlı başına bir kültürdür.
tiyatro ile ciddi şekilde ilgilenmeye başlayacaksanız, ister sahne üstünde, ister sahne arkasında olun mutlaka "bilmelisiniz".
bilmelisiniz çünkü tiyatro, gerçek anlamda sahne üzeri ya da eğitim mahallinde öğrenilenin dışında, izleyerek de öğrenilen bir sanattır. nasıl ki müzik dinlemeden müzik yapmak saçmaysa, oyun izlemeden oyuna dahil olmak da bir o kadar saçmadır.
tiyatro bir oyundur. çocukluğunuzda oynadığınız oyunlardan. tek farkı, bu sefer ebe ya da sıçan değil romeo veya juliet olursunuz.
herkes tiyatro izlemelidir. eksikliğini hissetmiyorsanız, ruhunuzdan şüphe duyun.
niteliksiz hollywood filmlerine verilen paraları tiyatro oyunları için saklayan bir millet haline gelip tiyatro oyuncularını ahlak ve kalite düşkünü televizyon dizilerine mahkum etmemeyi başardığımız zaman kültürel yaşam ve birikimimize tam anlamıyla katkı yapmaya başlayacak sanat dalıdır.
başlı başına bir disiplindir. oyunculukla pek ilgilenmeyen ama okuduğu bölümden dolayı bir oyun sahneye koymak zorunda kalan bir birey olarak bu disiplini daha iyi kavrıyorsunuz. işi bilmeyen, umursamayan adamlarla bir oyun ortaya koymak sabırların zorlanmasıdır. provalar, kostümler, dekorlar, afişler, biletler hepsi ayrı bir telaştır. hayatınızın her aşaması tiyatro olur. hatta kıldığınız cuma namazında bile kendinizi sure yerine repliklerinizi okurken bulabilirsiniz.
kimi aklıevvellere göre miadını doldurmuş, sinema geliştikçe tarihin raflarına kalkması kaçınılmaz olan sanat dalı. bunu söyleyenlerin tiyatronun insan hayatının içinden çıkıp gelen insanlık yaşadıkça varlığını sürdürecek bir kavram olduğunu bilmediklerine inanıyorum. tiyatronun dört duvar arasında bir perdenin açılıp kapanması arasında geçen sürede kesilen rollerden ibaret olduğunu düşünenlere tavsiyem; yolda yürürken, pazardan meyve alırken, otobüste işyerine giderken yani hayatın içinde herhangi bir yer ve zamanda şöyle bir etrafa bakmalarıdır. o zaman tiyatro sahnesinin ve tiyatronun ne olduğunu anlayıp tiyatronun yok olmak üzere olduğuna dair fikirlerini tekrar gözden geçireceklerdir.
Çabaladığım, uğruna herşeyi göze almak istediğim ama hiç birşeyi göze alamadığım sanat dalı.
Aslında böyle başlamamıştı, çevremde istedim zamanında yapmayı ama belli sebeplerden dolayı mühendis, öğretmen vb oldum diyenleri gördükçe ben hiç bunları hissetmeyeceğim diyordum ki hissedecekmişim. Hemde çok ağır bir şekilde.
eger oyuncular komedi oynarken seyirciyle birlikte gulebiliyorsa,dram ya da politik bir oyun oynarken "bak ben burda ayar verdim,anlamadiysan gozune sokayim da rahat anla"tarzinda oynayabiliyorsa bu sanat dalinin ne kadar itici oldugunu gosterir.ya da ben fazla oyun seyretmedigim icin yaniliyorum.
kendini ifade etme biçimidir. hayatın bildiğimiz ve kimi zaman görmek istemediklerimizi trajikomik, dramatik veya komedi şeklinde yansıtır. eskiden orta oyun ve meddahlıkla gelişen tiyatro osmanlı sokaklarında gizlice oynanırdı. kadınların oynaması haram olarak görülür, kadın yerine erkekler kadın kılığına girerdi ya da ecnebi hatunlar seçilirdi. şimdilerde para getirmeyen meslek olarak görülse de, en saygın ve öğretici mesleklerdendir. gerçek tiyatrocular dizi oyunculuğuna geçmek yerine kalıp insanları kazanmalılardır.
tiytro insanı maskesini çıkaran bir sanattır. yaşarken bocalayan insanın kurtuluş reçetesidir. zira hayatın bütün unsurlarını bir araya getirerek insana sunar. tiyatro sadece edebiyatın bir dalı değildir.
2 kısmı vardır;
- sahneleme
- edebi kısım
bu 2 kısmı beraber aldığımız zaman tiyatronun içinde;
dans, müzik, yazı, plastik sanatlar, resim, sinema, tarih, felsefe, fotograf, mimarlık, heykel, grafik, gösterge bilim, toplum bilim ruh bilim, halk blim, dekor, ışık ve kostüm olur.
Ancak tiyatro olabilmesi için bütün bu unsurların seyirci ile buluşması lazım; ancak o zaman tiyatro olabiliyor.
sanki sahnede doğmuşsun.sahnede ölmek en büyük arzun olur.tiyatro insanın aklını çeldi mi bi süre sonra kendisine aşık eder.bırakamazsız kopamazsın,üç kuruşa yaşamayı göze bile alırsın o sahnelerden kopmamak için.hayatın tiyatro olur.herşeye farklı bir pencereden bakarsın.büründüğün karakterlere kendini katarsın,o karakterlerle de her gün kendini keşfedersin.daha önce hiç bilmediğin yönlerin su yüzüne çıkar.o nedenle kim nederse desin tiyatroda rol-karakter uyumu çok önemli.iyi bir tiyatrocu her role girebilmeli bu da ayrı bir konu. sorsan sen nesin diye ben 10 üzerinden 3 taş çatlasın 4. ama gönül verdik bu işe.
(bkz: seviyorum ulan)
Şu sıralarda devlet tiyatrolarında yapılanları bir hayli kalitesizleşmiştir. amatör tiyatroların önünün açılması gerekmektedir kanımca.. sanatı sanat yapan halktır..