+ duyduğunuzu biliyorum kulağıma gelen söylentileri!
- evet hepimiz duyduk. durum gerçekten kötü.
+ ne yapmayı düşünüyorsunuz.
- ben "put" dedikçe o putunu öpüyor. ne yapacağımı şaşırdım!
sonunda bir dalgalanma yakalamaya başlıyoruz hareket kabiliyeti olanların kabiliyetlerini istekleri doğrultusunda yönettiklerine yönelik. nereden mi anladım? ağzındaki kemiğini yazımın altına atan canlılar tespit ettim ve bu yargıya varmak inanın üç beş yaşındaki bir çocuk için bile zor değil. zira o berbat kokusu buralara kadar dolup taşmakta.
+ yine mi putu öptün çocuk, kır diyorum sana artık onu yeter!
- senin putun olduğu için öpüyorum buna sevinmen gerekir.
+ hayır! ben dahi tiksiniyorum artık bundan!
"hiç" demiştik. "hiç" olmayı deneyeniniz oldu mu aranızda hiç? bakın yine hiç dedik, kullanmadan yapamadığımız o sırlı kelimeyi farkına bile varmadan defalarca döküyoruz ağzımızdan çıkan harf kalabalıklarının arasına. bunu neden yaptığımızın bilincinde değiliz elbette. bilincinde olduğumuzda ise ayaklarımızın altında barış dolu bir dünyanın bizi beklememesi için hiçbir sebep göremiyorum. tabi ki sebeplere izin veren de o'dur. benim ne haddimedir ki görmek ya da görmemek, gören ve bilen ancak o'yken.
sanırım canım süt içmek istiyor yine. akşamın yorgunluğunu alan bir bardak dolusu soğuk süt. sahi sütün neden yorgunluğunuzu aldığını bilir misiniz? bembeyaz ve tertemiz olduğundan olabilir mi diye düşünüyorum şu an. yani o dinlendirici tadı nasıl elde eder ki bir içecek. ya da böyle bir tada sahip olmayı nasıl arzular ve kendini bu yolda nasıl yönlendirebilir. ben bunda bir sebep buluyorum işte putperestlerden farklı olarak, onlar bulamıyorlar.
ellerinle yaptığın putu öpmeye devam etme. o öptüğün put bile bundan utanç duyuyor!