çok yerinde bir sözdür, çok düşünmüşümdür üstüne. bir çok örnek verilerek açarsak; yunus emre 40 yıl taptuk dergahına eğri odun dahi götürmemiştir. acaba bizim iş ahlakımız böyle mi? bizim sözümüzde durmamız mehmet akif in vefası gibi mi? karda kıyamette o gelmez demeyerek yine de gitmek, sözleşilen yere varmak. söze ehemmiyet vermek, ciddiyet vermek.
ya peki bir hata ettikten sonra tutumumuz? beşer şaşar diyip düşünmemek mi gerek? ebu zerr hazretleri bilal i habeşiye siyah kadının oğlu dediğinde, bilal habeşi hazretleri buna alındığında, ebu zerr evinin eşiğine kafasını koyup bu kaba baş çiğnenmek içindir dediğinde, kafasıyla beraber nefsinii de yere serdiğinde ve bilali habeşi bu baş basılmak için değil öpülmek için deyip sarıldığında oysa
pardon, hüm hatamızı, günahımızı bir fransız sözcüğüne yükledik kendimizi sıyırdık. o da, bu sözü söyleyenleri 'ince' kabul eder bir toplum durumuna geldik. ne acı...
hatta eski türklerde, şaman türklerde dahi törenin ehemmiyeti az mı işlenmişti. orhun kitabelerinin manası nedir, baştan başa töre, törenin bozulması sonucu yaşanacak yıkımlar örnekleriyle verilmemiş mi? divan ı lügat i türk te il gider töre kalır diyerek, bakın türklerin toprağa ne denli önem verdiğini, hatta dünyada türkler akdar toprağa kan vermiş millet olmadığını düşünerek düşünün. manasız toprağa, dejenere toprağa değil. türk töresinin önemi.
islam hukukunu bırakıp arapların namus dedikleri, onalrın töresini uygulamaya çalışırdık zamanında. ne büyük yıkım. sonra greklerin nomos unu aldık o daha da büyük yıkım oldu. sonra nomos u da namus u da bıraktık ama töreyi de unutarak, islamı da atlayarak, batılı hümanist hoşgörü bulduk.