bir filmi sinemada izlemenin apayrı bir tat olduğunu, özellikle titanic'le anladım. 3 boyut teknolojisi olarak çok fazla bir beklentiyle giderseniz yanılırsınız, ama titanic'in ihtişamından ve rose-jack aşkından sinema perdesinde daha da fazla etkilenirsiniz.
tam 100 yıl önce bu gece saat 23:40´ta buzdağıyla çarpışıp gece yarısından sonra saat 02:12´de "kırılan" ve 02:18´de tam manasıyla north atlantic´e gömülen "rms titanic" isimli ingiliz bandıralı yolcu gemisi.
14 nisan 2012 günü 14 nisan 1912 tarihinin , titanic´in buzdağına çarpma tarihidir, tam olarak 100.yıldönümüdür.
ve evet nisan ayının bu zamanlarında atlantik okyanus´unda titanic´in buzdağına çarptığı kesimlerde, gemiler, bugünün modern zamanlarında da, defalarca buzdağlarına rastlamışlardır. çok sık olmamakla birlikte o bölgeye buzdağlarının indiği görülmüştür.
titanic, kendisine başka gemilerden yapılan "iceberg beforehand !!" uyarısını ciddiye almamasının kurbanı olmuştur.
bu facianın da bir illimünati işi olma olasılığı yüksek. şu geliyor aklıma, hani ismail türüt'ün şarkıda söylediği gibi, "plan yapmayın plan..." lakin bu insanlar yüzyılların planını yapmış, ve maalesef bu planlar acı, kan ve ölüm dolu. taraf gazetesinin bugünkü nüshasında titanic batmadan önce yayınlanmış bir kitaba değiniliyor. çok ilginç detaylar var. misal, benim ilgimi çeken dönemin zenginlerinin gemide olduğu. bu zenginliklerin kullanımında bir el değişikliği yaşanmış olması muhtemel. mırasçıları değil belki ama kullanımı. romanda geçen kitabın ismi titan, ve buz dağına çarpıp batıyor. batış tasviri aynı şekilde. ölü sayıları, kitapta 1500 gerçekte 1514. bunun gibi benzerlikler fazlasıyla mevcut. sikko oradamısın.
aklı başında hiçbir sinema izleyicisinin, süper film! deyip entellik yapmayacağı filmdir. Bununla beraber çekildiği yıl itibariyle çekim teknikleri açısından devrimdir. Sinema sahnesinde titanic'in cgi halini çıktığı yıl gördüğünüzde götünüz uçuklar. Filmin efsanevi yanı budur. Geriye kalan şekilde efsaneleştirilmesi P.S I love you gibi filmleri çok beğenenen kız tayfasının bir üst versiyonunun efsaneleştirilmesidir. Kaldı ki James cameron'un işi derin filmler çekmek değil, tekniğin tepe noktada olduğu filmler çekip onları kotarabilecek senaryo ile tamamlamaktır. Cameron'un en derin filmi terimnator 2dir. James cameron'un bir sinema peygamberi olması da bu yüzdendir. eğer ki sene 2009 iken hala sinemaya gidip teknik açıdan şaşırtıcı gelişmelere seyirci olabiliyorsanız Avatar gibi bir filmle Cameron'un yaptığı bu ve benzeri bütün işler sinemanın büyüsünün devam ettirilmesi açısından ne kadar değerli olduğunu gösterir.
Aliens, T2, titanic, Avatar çağının en teknik filmleridir. True lies, terminator de kendilerine göre eşsiz filmlerdir ki True lies da Cameron'un çektiği aksiyon sahnelerine bugün bile her yönetmen ellerindeki o gündeki imkanlarla karşılaştırılırsa sınırsız imkanlara karşın becerememektedirler. Bu açıdan bir James cameron filmini senaryo yavandı yav! diye eleştirip asıl çekilmesine neden olanı es geçip veya yeterince taktir etmemek yersiz ve sinemadan anlamamak demektir
Kazadan kurtulan tek biletli yolcunun bir Türk olduğu rivayet ediliyor.
--spoiler--
Titanik 15 Nisan 1912′ de Newfoundland de bir buzdağına çarparak batmıştır ve gemide bulunan 2223 yolcudan 1513′ü ölmüştür.Normalde geminin 2224 yolcu alması gerekiyordu ancak bir doktor bileti avrupa seyahatinde alıp binmedi. ancak doktor Fransadan yola çıkması nedeniyle ingiltere - Southampton limanına kadar sürdüremedi ve gemiyi kaçırdı Türk Doktor Besim Ömer Akalın bileti olduğu halde Titanike binemeyen tek yolcudur.
--spoiler--
1997'de çekilen titanik filmi 11 akademi(oscar) Ödülü kazanmıştır. Film, dünya çapında 400 milyondan fazla kişi tarafından izlenmiş ve yaptığı 1,85 milyar dolar hasılat yapan film olma özelliğini 2010'a kadar sürdürmüştür. Filmin müziklerinden oluşan albüm, satış rekorları kırmıştır. Film, oscar dışında uluslar arası 76 ödül daha almıştır.
içerisinde lüks bir türk hamamının da bulunduğu (gemide ismi aynen "turkish bath" olarak geçer), 1912 yılında batan gemidir. eğer filikalara, filikanın kapasitesi kadar insan alınmış olsaydı, beşyüz kişi daha kurtulmuş olcaktı. örneğin her bir filika yaklaşık kırkbeş kişilik olmasına karşın, okyanusa indirilen ilk filikada, sadece oniki kişi yer almıştır.
--spoiler--
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmis, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak. Kara kara düsünürken yolda bi pasaport bulmasin mi. Hemen almış yerden, bi bakmis ki Leanardo di Caprio nun pasaportu.
- "Ne olursa olsun" demis ve sansini denemeye karar vermis.
Çikarmis Leonardo'nun fotografini, kendi fotografini yapistirmis. Uçmus Türkiye'ye. Atatürk Hava Limaninda görevli gümrük memuru Temel'in karsisina geçmis. Temel almis pasaportu, adamin ismine bakmis; "Leonardo di Caprio", fotografa bakmis, bi zenci, adama bakmis ayni zenci. Bir kaç saskin bakistan sonra öbür masaya seslenmiş :
- Ula Cemal, ha bu titanik batmış miydi, yanmış miydi?
--spoiler--
3d ile çekilmeyen hiçbir film 3d ile çekilmiş filmin tadını vermez bunu birkaç kez tecrübe ettim. çok çok az bir derinlik gelyor, biraz ışıklandırmaya ayar veriliyor hepsi bu. şu filmi ömrümde bir kere izledim bir daha da izlemem. hele hele 3d...