Son 80 dakikasındaki teknoloji harikası batış sahnesi olmasa bir halta yaramayacak film.
Bazı korkunç hatalar da vardır. Mesela Picasso'nun "Les demoiselles D'avignon" tablosu gemide suyun dibini boylamış gözükmektedir ama tablo aslında New York Modern Sanat müzesinde sergilenmektedir.
Film aslında kast ve sınıf ayrımcılığı sistemi üzerine harika fikirler sunabilecekken gidip bir ergen aşkı üzerine kurulmuş. Caprio'nun seçilmesi çok uygun olmuş bu amaca. Caprio, çok iyi bir aktör değil ama zaten o yakışıklılığıyla da olması gerekmiyor. Sadece Twilight kızlarının o dönemki versiyonlarını sinema salonlarına çekmek için düşünülmüş bir isim (ki başarılı da oldu). Diyaloglar o kadar klişe ve basit ki insanın nolur susun gemi sadece batışına kadar yol alsın biz manzarayı izleyelim diyesi geliyor ("rüzgarda uçuşan bir otum" gibi abukluklar var). Rose karakteri ruhani kurtuluşu arayan, kendini bulmaya adamış bir kadın yerine şımarık, ilgi budalası bir züppe bir kız olarak yansıtılmış. Film romantik olacağım diye kazazedelere ve gerçek drama eğilmek yerine bu iki şımarık asi ergene yoğunlaşınca ortaya sosyal anlamda anlatılabilecek hiçbir şey çıkmıyor. Anlaşılan Romeo ve Juliet tarzı aşklar her zaman satacak.
Ve bu filmin o senenin asıl başyapıtı L. A. Confidential'ı geçip oscarları topladığını düşünmek...bazen bu Amerikalılar hakikaten aptal oluyor.
yolcusu olsaydım en zengin yolcusu şüphesiz ki ben olurdum. ve 3. sınıf yolcuları gemiye aldırtmazdım. o ne öyle fakir fakir? geminin havasını bozuyorlar vallahi.
Leonardo dicaprionun boyunun çok uzun gözüktüğü film 1.75lik rose bile çocuğa taa aşağıdan bakıyor leonardo dicaprio 1.95 filan herhalde.
o değil de jack ne kadar küçük ya 16 yaşında çocuk gibi sakalları bile yok keratanın.
edit:bu arada yaşlı kadın gerçek rose değildir, yaşlı kadın 1910 doğumludur titanic ise 1912 de batmıştır.
rose un nişanlısının yobaz olduğu film insan nişanlısı onu aldattı diye onu silahla vurmaya çalışır mı hiç hem de zengin adamsın sana başka kız mı yoktu.
ama saka maka nisanlisi da rose u gercekten sevmeseydi kurtulduklarinda ikinci gemide ucuncu sinif yolcuların arasına gelip onu aramazdı yine de bi umut rose da turban takarak adamdan saklandi kalles kari insan baari kurtulmussunuz o kadar yine de bi selam verirdi.
öyle ezberledim ki repliklerini rose'un suyun içinde donmak üzereyken "jack! jaa-a-ack!" seslenişini sesim kısıkken kendi kendime yaparak gezinmişimdir evde.
Niçe'yi öldüren allah bunu da batıracaktı elbet. Aslında allah'ın varlığına kanıttır. Muhterem dicaprio Hocaefendi ve ikinci eşi keyt çok güzel şekilde filmde canlandırmıştı.
1912 yılının 15 nisanında ilk yolculuğu sırasında batan transatlantik'tir. ayrıca ucuz ürünler satan bir mağazanın ismidir, tamam "batan geminin malları bunlar'a" çağrışım yaptınız da sonra tutunamayıp batarsanız eğer, eş-dost demez mi, "o adı koymasaydınız keşke!" diye.