karşılıksız sevinçlerin kişilik bozukluklarına yol
açtığı sersemletici kanamalar ya da herhangi bir
jim jarmush filminin ortalarına doğru şehrin baba
orospularından senin seçtiğin en gizemlisi: intikamın
toynaklarından kastanyet yapıp çalan kör bir cazcı
mürekkep balığına saklanan altın mürekkebe bakıyor
boş beyaz kâğıtta saklanan altın harflerle bakıyor
evet, farkındayım, iri fareler yaşıyor bu son okuduğum
romanda: kendine beden arayan koma.
sahibi gitmiş bir balta saplı duruyor ince ağaçta
balta ve ağaç!
öpüşür gibi kalmışlar
vedalaşır gibi kalmışlar
yalnızca tatsız bir ıslık bozabilir bu bitkisel hayatı.
tesellisi imkânsız cinayetler işleniyor çıkmaz
sokaklarda, çıkmaz caddelerde, çıkmaz fikirlerde
yeni yazılmış müstakil bir küçük iskender şiiriyle;
uzun zamandır tebrik edilmemiş
uzun zamandır hiçbir meyhanede bu kadar içmemiş
melekler: hepsinin de trajedisi var; hepsinin de
geçmişte kalan bir şair arkadaşı. kim bilir,
ilk kadehte hatırlanacaklar
son kadehe kadar anlatılacak bütün yaşananlar ve
garsonn getirdiği yolluk yudumlanırken ağır ağır
trajedilerle şair arkadaşlar birbirlerine karışacak
trajediler müthiş bir mısra ile tamamlanırken
şair arkadaşlar yine unutulacaklar yine unutulacaklar.
unutulmanın sarhoşluğu değil midir imlası bozuk,
kelimeleri çalıntı peygamberlerle yolculuğu çıkma;
büsbütün sessiz kuşların diyarında oturup bıçak bilemek
ömür onarmak, ömür biçmek, ömürden tasarruf etmek
ağaçların adresi yok, nehirlerin adresi yok, dağların yok;
aklını kaybetmiş bir ermiş gibi bizans'ın göbeğinde istanbul
ay ağustos, günlerden eylül, saat şubat
gibi sahte bir romantizmin teşekkülüyle
öyle bir takvimde yazıyorum son romanımı:
kendine beden arayan koma.
her satırı bir hastane odasında geçiyor.
bütün şehri şiirsiz hemşireler sarmış, köşe başlarında
sedyeler, sedyelerde yeşile çalmış cesetlerle tıkanmış ömürler
ömür onarmak, ömür biçmek, ömürden tasarruf etmek
halklara ömür seçmek, halklarla bir ömür tüketmek
tadında: mönüsünde yalnızca halk yazan bir lokantanın
müşterileri!
halk yiyen aydınlar! bir halt yediğini sanan aydınlar!
hepsinin de bir trajedisi var, tiraj sahibi bir kedisi!
kedi ağlar, onlar miyavlar; kedi miyavlar, onlar ağlar!
mutlular.
ölüleriyle mutlular.
osmanlı tokadı yemiş bir ermiş gibi bizans'ın göbeğinde istanbul
her sabah, akşamında yeniden yıkacağı bir imparatorluk kurar!