emile zola'nın natüralist akım etkisinde yazdığı romanı
hastalıklı kuzeniyle evlenen therese isimli bi kadının kocasını bi arkadaşıyla aldatması anlatılır
hatta sonra bu yasak aşk için therese aşığıyla beraber kocasını öldürür ama bu sadece herşeyi daha kötü hale getirir
acaip bunaltan depresif bi kitaptır, bittikten sonra bi süre gerçek dünyaya adapte olamazsınz
güzel bir zola eseri. therese, anlaşılması zor bir karakter olmasa gerek. öyle kasvetli bir ortamda, sevmediği bir adamla yaşamak kendisine çok zor gelmiş ola ki mutluluğu başka adamda aramıştır. kendi fikrine göre bulmuştur. çiftin arasında artan şehvet ve özgürlük isteği doğrultusunda işlenen cinayet mutluluk yerine sonu gelmeyen kabusları getirmiştir. laurent ile therese arasındaki tutukulu aşk birden tiksintiye ve nefrete dönüşmüştür. geceler daha çekilmez hal alırken, aralarındaki güvensizlik ve birbirlerini öldürme planları onları kaçınılmaz sona hızla sürüklemiştir. boş kafayla okunması tavsiye edilir.
Etkileyici dili ve derinlemesine analizleri sayesinde kimi zaman bir okuyucu kimi zamansa romanda bir karaktermişsiniz gibi hissetmeniz mümkün. ruhsal sancıların, cesaretin, pişmanlığın bu kadar detaylı anlatıldığı nadir kitaplardan; okuduktan sonra iyi ki de katil değilmişim dememek sanırım bu kitabın en büyük yararlarından
kadınlar bu kadar kolay aşık olabilirmi? sorusunu aklıma getiren romandır.
aslında yazarın erkek olması, tam anlamıyla kadın ruhunu anlatamayacağının bir göstergesidir ancak bastırılmış duyguların insanı duygusallığa itmesi ile aşk olgusu kolaylaştırılabilir sanki.
çevreyi gözetlerken bir delikanlı çarptı gözüne. öğrenciydi. çevredeki bir pansiyonda oturuyor; günde birkaç kez dükkanın önünden geçiyordu. ozan gibi uzun saçları, subay gibi bıyığıyla soluk bir güzelliği vardı bu çocuğun. therese onu kibar buldu. bir hafta boyunca aşık oldu ona, yatılı okula giden bir kız gibi aşık oldu. romanlar okudu, delikanlıyı laurentle kıyasladı. onu çok şişman, çok hantal buldu. kitap okuyunca önünde henüz bilmediği, romantik ufuklar açıldı. o zamana dek yanlız kanıyla, sinirleriyle sevmişti. kafasıyla sevmeye başladı. derken, günün birinde öğrenci ortadan kayboldu. taşınmıştı heralde. therese de birkaç saat içinde unuttu onu.
natüralizm akımının öncüsü fransız romancı emile zola'nın kaleme aldığı en güzel romanlardan biridir. insanın vicdanıyla hesaplaşması ve suçluluk duygusunun iki insanı nasıl ölüme sürüklediği anlatılır.