the wrestler

entry61 galeri16 video1
    36.
  1. Filmin çok ama çok farklı bir havası vardır. Başlangıçta çalan parça bang your headle sizi içine çeker, Orada ucundan yakaladığınız 90larda ve 2000lerde hala sahip çıktığınız 80leri yaşatmaya başlar.

    Yok bu filmin yaşattığı duygular yazıyla anlatılmaz. Filmin sonundaki sweet child o mineda duygulanmayan, anlatılmaz duygular yaşamayan hiç kimse de bu filmin değerini anlayamaz.

    Ha bir de Filmde hiç müzik, replik olmasa Mickey rourke abimizi bir sandalyeye oturtsalar işte bu eski bir güreşçiydi deseler onun o yaşlanmış hali bile filmin anlatmak istediğinin bir kısmını rahatlıkla anlatabilirdi.

    Hele ki Michael jackson'un da öldüğü şu günlerde insanı daha bir parçalar bu film.
    3 ...
  2. 35.
  3. nefes kesen, müthiş bir film. mickey rourke ve marisa tomei'nin oyunculukları da güzel olan bir filmdir aynı zamanda. marisa tomei değişik bir rolü canlandırmıştır. ****
    2 ...
  4. 34.
  5. Filmin son dövüş sahnesindeki amerika ve ( tam olarak hatırlamıyorum ya ırak yada iran dı ) kapışması filmi bok etmeye yetmiştir benim gözümde. o ana kadar çok güzel bi filmdi.
    2 ...
  6. 33.
  7. filmle ilgili hemen gözümün önünde iki sahne canlanıyor:

    --spoiler--
    ram, süpermarket reyonuna tezgahtar olarak çalışmaya giderken giderken kafasının içinde duyduğu tezahüratlar.

    son kez ringe çıkmadan önce (bkz: sweet child o' mine) çalması.
    --spoiler--

    sonuçta, the wrestler'ın konusu ilginç veya sıradışı değildi. hatta klişe bir senaryoya sahip bile denilebilir. ama mükemmel oyunculuklar, küçük detaylar, 80'li yıllara göndermeler, müzikler... izlenilesi!
    3 ...
  8. 32.
  9. --spoiler--
    film'in sonu oldukça açıktır ve güzeldir kanımca.

    randy "the ram" robinson, ayetollah ile yaptığı şov maçının bitimine doğru kalbi sinyal göndermeye başlar, "dur artık ram!" diye.

    randy, sevdiği kadının olduğu tarafa bakar ve onu göremeyince böyle hayatın içine edeyim bakışı atarak iplere tırmanmaya başlar. zaten kızı tarafından kabul görmemiştir, sevdiği striptizci kadın da onu terkedince yaşamak için bir sebep kalmamıştır ram'e. zira dışardaki olağan hayat ona göre değildir. onun yeri ringlerdir. ve o en iyi bildiği şeyi yaparak, kendi ölümüne ram jam yapar.

    ayrıca filmde çok güzel de detaylar vardır. mesela, randy kızına hediye almak için girdiği elbise dükkanında parlak yeşil renginde, üzerinde kızının adı olan Stephanie'nin s'si olan bir kazak beğenir. çünkü kendisinin arzuladığı hayat, ışıltılı, parlak olan ringlerdir. 80'lerdeki parlak kariyerini arzular her daim randy. casiddy ise sade bir kaban önerir ram'e. onun da arzuları sade ve olağan bir hayat sürmektir. randy ikisini de alır kızı için o ayrı. ama o yine yeşil, parlak kazağı seçmiştir filmin sonunda...

    --spoiler--
    3 ...
  10. 31.
  11. mükemmel bir film ama finali biraz vasat kalmış. yani ekran karardıktan sonra cast hemen gelmeyince resmen dua etmeye başladım hadi x hafta sonra ya da x saat sonra deyip devam etsin diye ama olmadı.

    senaryo öyle çok orjinal bir hikaye olmasa da güzel, mickey rourke'un oyunculuğu tek kelimeyle mükemmel. filmde çok az sahnede müzik kullanılmasını anlayamadım, halbuki filmin sonundaki bruce springsteen'in şarkısı ayarında şarkılar harika olurdu bu filmde.

    dövüş sahneleri oldukça doyurucu, ram'in sürekli arkasında dolaşan aktüel kamera * benim acayip hoşuma gitti, birlikte geziyormuşuz gibi hissettiriyor.

    genel olarak ziyadesiyle duygusal bir film, zirveye çıkıp dibe vurmuş hayatta kendisine değer veren kimsesi olmayan, ringlerden başka hiçbir yerde aradığı sevgiyi bulamayan yapayalnız bir adamın öyküsü.

    entryi yazarken http://www.youtube.com/watch?v=4OSvJvSwmd4 linkteki şarkıyı dinledim nerdeyse ağlayacaktım lan.
    3 ...
  12. 30.
  13. finalsiz bir film. mickey rourke olmasa izlenmez bile.
    1 ...
  14. 29.
  15. ''ulan bu kadar güzel filme, bu kadar kötü bir final nasıl gider'' dedirten film. her şey çok güzel, fakat final çok sıçık olmuş.
    0 ...
  16. 28.
  17. ben gibi pankreas güreşi müdavimlerini çok da etkilemeyen filmdir. zira bu tarz hikayelerle yıl boyunca en az 2-3 defa karşılaşıyoruz.

    dileyenler güreş dünyasını takip edip, kendi gözleriyle görebilir.
    0 ...
  18. 27.
  19. bende hafif de olsa rocky balboa tadi birakmis film. ringlerde haldir haldir dövüsen gürescilerin sanki bir nevi sahne arkasi hayatini gözler önüne seren, en azindan anlatmaya calistigi hayat hikayesi (gerceklesme ihtimali cünkü cok yüksek) acisindan izlemeye deger film.

    mickey rourke'in bu hale gelmis oldugunu görmek her ne kadar üzüntü verici olsa da, oyunculugu karsisinda da saygiyila egiliyoruz.

    bir de;

    --spoiler--
    i hate 90's
    --spoiler--
    1 ...
  20. 26.
  21. Darren Aronofsky'nin yaptigi aciklamaya gore dutturu dunya'dan esinlemis film. siritiyorsun ama saka degil, gulmesene arkadasim! filmi izleyenler hatirlayacaklar, kemal sunal'in calistigi pavyonda, emekli bir guresci vardi, sandalyelerle guresip izleyenleri eglendirirdi, iste al sana randy the ram. zira o guresci de eskiden cok unlu bir yagliguresciymis fakat kader onu ulus pavyonlarina atmis. mickey rourke'nin de filmde benzer bir atraksiyonu var, supermarkette isi birakirken raflardaki urunlerle guresiyor. sozun guzel film izlenmeli.
    0 ...
  22. 25.
  23. mickey rourke'un oyunculuğu muhteşemdir. lakin film klasik seyirci, spot ışıkları, alkış hezeyanına kapılmış, hayatını boku bokuna harcamış ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde de mazisinden başka hiçbirşeyi kalmayan bir loserı konu edinmektedir. ben pek keyif almadım ama zamanımı da çaldı diyemem. lakin en iyi film alabilirdi hakkı yendi iddiaları iğrençtir; slumdog millioner her açıdan bu filme bin basar o ayrı.

    imdb'nin abarttığı filmlerden biridir. bu film 8.4 etmez.
    1 ...
  24. 24.
  25. amerikan güreşi sporcularına dair dökümanter özelliği de taşıyan 2008 yapımı film, venedik film festivali';ndeki galasında en iyi filme verilen altın aslan'ı evine götürmesine rağmen oscar'da herhangi bir başarı yakalayamamıştır..

    film , michael rourke'ın 80'lerin efsane güreşçisi randy "the ram" robinson rolünde harikalar yaratmasının dışında amerikan güreşinin gerçek ve yürek sızlatan yönlerini de gösteriyor.. "the ram" artık yaşlanmıştır ve seyircilerin eğlence isteği bu sporu daha çekici hale getirmek için ilaçlara başvurur ancak dozaj hatası yaptığı için by pass geçirmek zorunda kalır..

    sonra ringlerden uzaklaşır ve bir striptizciyle arkadaşlığını ilerletir.. sadece "iş" ilişkisi olarak başlayan bu arkadaşlık zamanla duygusal hale gelse de cassidy'nin isteği üzerine uzaklaşırlar.. the ram; hayatını yola sokmak isteyerek önce kızıyla olan ilişkisini düzeltmeye çalışır, sonra da bir süper markette işe girer..

    ancak yaşadığı olaylar, içine girdiği düşünceler onu böyle bir hayattan uzak tutar ve "inceldiği yerden kopsun" mantığıyla 20 yıl önce yaptığı efsanevi maçın rövanşını kabul eder: the ram vs ayetullah.. by pass geçirdiği vücudu, kırılan hayalleri ve diğer bütün unsurları umursamadan ringe çıkan the ram'in son konuşması ise bu sporu takip edenleri ve filmi kendini vererek izleyenleri ağlatacak tarzda..

    kameranın çekimi, michael rourke'ın arkasından, filme tam anlamıyla bir belgesel havası katıyor ve başta da dediğim gibi michael rourke'ın müthiş oyunu da alkıştan ötesini hak eden cinsten..

    filmin müzikleri de pek tabii hoş ancak benim aklıma sürekli ilkay akkaya'nın "acının rengi" şarkısı geldi, ki gerçekten de the ram'in düştüğü durum, çektiği yalnızlık hissi o kadar şiddetli verilmiş ki filmde; hissetmemek mümkün değil! kızıyla olan ilişkisinde, ki arkadaşı cassidy'nin sorduğu sorulara "bilmiyorum", "emin değilim" cevapları vermesi de bir hayli yürek burkuyor ki bu cevapları verirken hissettiği o pişmanlık izleyiciyi de sarıyor..

    en nihayetinde ise insanda kesinlikle buruk bir tat bırakan film izlenmeyi, izlenmekten öte, takdir edilmeyi ve kişisel arşivde en ön saflarda yer bulmayı hak ediyor..
    3 ...
  26. 23.
  27. 22.
  28. bu entry bir öncekinin altını çizmek için girildi..

    Have you ever seen a one-legged man trying to dance his way free?
    If you've ever seen a one-legged man then you've seen me
    1 ...
  29. 21.
  30. The Wrestler , Bruce Springsteen

    Have you ever seen a one trick pony in the field so happy and pretty?
    If you've ever seen a one trick pony then you've seen me
    Have you ever seen a one-legged dog making its way down the street?
    If you've ever seen a one-legged dog then you've seen me

    Then you've seen me, I come and stand at every door
    Then you've seen me, I always leave with less than I had before
    Then you've seen me, bet I can make you smile when the blood, it hits the floor
    Tell me, friend, can you ask for anything more?
    Tell me can you ask for anything more?

    Have you ever seen a scarecrow filled with nothing but dust and wheat?
    If you've ever seen that scarecrow then you've seen me
    Have you ever seen a one-armed man punching at nothing but the breeze?
    If you've ever seen a one-armed man then you've seen me

    Then you've seen me, I come and stand at every door
    Then you've seen me, I always leave with less than I had before
    Then you've seen me, bet I can make you smile when the blood, it hits the floor
    Tell me, friend, can you ask for anything more?
    Tell me can you ask for anything more?

    These things that have comforted me, I drive away
    This place that is my home I cannot Stay
    My only faith's in the broken bones and bruises I display

    Have you ever seen a one-legged man trying to dance his way free?
    If you've ever seen a one-legged man then you've seen me
    5 ...
  31. 20.
  32. --spoiler--
    filmin bariz bir sonu yoktur. akillarda bircok soru biraktirir. bu tarz sonlara sahip filmler jurilerce begenilsede, halk icin oyle degildir. sinema cikisindaki suratlardan bunu anlayabiliriz.
    --spoiler--

    ayrica film birkez daha estetigin ne melem birsey oldugunu gozler onune sermistir, serpistirmistir. adeta film boyunca gurescinin surati nezaman patlaycak diye bekledim.
    0 ...
  33. 19.
  34. film içinde sürüklenmeyi ve aksiyonda boğulmayı, seksi kızların havada çıplak perende attığını hayal edenlerin hayal kırıklığına uğrayacağı 2008 yapımı darren aronofsky filmi. öyle çünkü genel olarak film hakkında düşünceler, beklentileri yansıtamamış gözüküyor. özellikle imdb'nin verdiği puanın tam aksine.
    50 yaşında, üzerinde hırpalanmış parkasıyla, yarım yamalak duyan kulağıyla, ödeyemediği kirası yüzünden aracında yattığı zaman, marketteki ikinci işinden fazladan mesai isteyen, striptizciye aşık, kızından uzak bir güreşçinin, dev cüssesini zor taşıyan kalbinin, hayatı taşıyamamasının hikayesi. kadınlardan yana şansı tutmayan, parasız ve ünlü güreşçi randy 'the ram' robinson'un hikayesi. sosyal adaletin olmadığı amerikan hayatının bir kesimini sergilemekte aslında. ölene kadar çalışmalısın. o da öyle yapmış ancak onurlu bir şekilde, sweet child o' mine eşliğinde ringe inen ölü ama mutlu adam olarak. sevildiği sayıldığı ailem dediği seyircileri karşısında içini dökmüştür. dramın dibine vurdurtan aronofsky, gene insanı burkan, bitişe sürüklenen insanların hikayesini ustaca filme almıştır. küllerinden yeniden doğan mickey rourke'un, oyunculuğuyla sonuna kadar takdiri hakettiği, marisa tomei'nin ise hala ne kadar güzel olduğu su götürmez gerçektir. grenli filmin dokusunu monoton kış dokusuyla harmanlayan görsel tadıyla, açılarında bazen randy'nin gözünden bazen karşı taraftan bakan kamera ile sizi filmin içerisine sokan bazen de üstünüze kan sıçramasın diye uzaklaşan görüntüsüyle, yerinde bir ziyafet.
    5 ...
  35. 18.
  36. erkek film. vuruyor, kırıyor, barın tuvaletinde sikiyor, yeri geldiğinde kızına babacan bir tavırla yaklaşıyor. iran bayrağını alıp yere seriyor, halkının gönlünü hoş tutuyor. kan var, striptizci kadın var, uyuşturucu var. porno gibi ama değil, sanat filmi. izledim, beğendim. ama son yüzyılın en iyi filmi değil.
    2 ...
  37. 17.
  38. dövüş sahneleriyle göz dolduran film. ayrıca filmi izleyen bir kızın tüm filmi izleyip şu yorumda bulunduğu filmdir.

    --spoiler--

    ay o değil de adamın saçlar benden güzel.

    --spoiler--
    2 ...
  39. 16.
  40. konusu itibariyle anabolik steroidler ile ilgili bilgide vermiş olan filmdir.
    2 ...
  41. 15.
  42. gücünü saçlarından alan bir güreşçiyi anlatan film.
    1 ...
  43. 14.
  44. çok şey beklediğimden mi bilmiyorum ancak beni çok da tatmin edememiş film oldu bu. darren aronofsky sevdiğim bir yönetmendir özellikle requiem for a dream ve the fountain gibi harika filmleri olan(pi'yi daha izleyemedim) bir yönetmenin kötü demeyeyim ama ortalama bir film çekmesini beklemiyordum. ha çok mu kötü elbette değil ama harika bir film de değil en azından sıkmayan bir film olmuş the wrestler. mickey rourke harika oynamış gerçekten 45'lik marisa tomei ise hala güzel bir kadın olduğunu bir kez daha göstermiştir bu filmde.
    0 ...
  45. 13.
  46. vasat-klişe konu-süper oyunculuklar ve süper bir soundtrack. benim içim filmin özeti buydu. filmin konusu gerçekten klişeydi zira yıldızı sönmüş aktör-sporcu theme'i gerçekten belki 1000 kere işlendi. o yüzden sonu da çok rahat tahmin ediliyordu. benim filmde en çok sevdiğim nokta dövüşlerin öncesinde yapılan ayarlamalardı. zira eskiden oturur eurosport'ta amerikan güreşi izler ve ulan bu herifler nası böyle dövüşüp sonra da sağ kalabiliyolar diye kafa yorardım. filmden sonra anladım ki dövüşün senaryosu adım adım yazılıyor, güreşçiler " sen önce bana boğa tekmesi savur sonra ben sana kurt kapanı yapiim" gibi muhabbetler içine giriyolar hatta bilumum aksesuarlar da kullanıyolar bunlar için. o bakımdan filmde en çok bu sahnelerden zevk aldım diyebilirim. (erkek olsam marisa ablanın sahnelerinden alırdım orası kesin, ne vücutmuş kardeşim hehehehe) evet filmi öyle çok beğenmemiş olabilirim ama en azından mickey rourke ve özellikle marisa tomei'yi tekrar akıllara soktuğu için seviniyorum. işin ilginç yanı gerçekte de unutulmaya yüz tutmuş 2 oyuncunun filmde 2 loserı canlandırmalarıydı. o yüzden sanırım ikisi de çok içten ve hissederek oynamışlar. maria tomei çok yetenekli bir oyuncu olmasına rağmen maalesef yanlış seçimleri yüzünden istediği patlamayı yapamadı bi türlü. umarım bu film onun geç almış "big break"ini yapmasına yardımcı olur ve kaliteli yapımlarda görürüz kendisini bundan sonra. filmin soundtrackine gelicek olursak 80lerde patlama yapmış rock ve metal gruplarına ağırlık verilmişti.
    soundtracke katkıda bulunanlar arasında göze çarpanlar; canımız ciğerimiz guns n roses başta olmak üzere, scorpions,bruce springsteen, quiet riot,cinderella,ratt,slaughter ve madonna.
    filmle ilgili genel görüşüm; evet konu acaip klişeydi ama en azından loserlık müessesesini çok iyi anlatmıştı darren aronofsky.
    0 ...
  47. 12.
  48. filmde kameranın kullanım tekniği ile sanki ram'le birlikte yürüyormuş sürekli onun arkasında dolanıyormuş hissini yaratıyor.ayrıca filmde ki oyunculuk ve diyaloglar son derece doğal.izlenmesi gereken bir film.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük