Sekizinci Henry dönemini anlatan güzel bir ingiliz dizisi. içinde bolca entrika ve seks barındırır. 8. Henry'i Jonathan rhys meyers adlı yakışıklı abimiz oynamıştır. Anne boleyn'i ise Natalie dormer oynamıştır. Toplam 4 sezondur. Dizinin kostümleri şahanedir. izlenilmesi tavsiye edilir.
reis kanalı yasaklamadan önce e2 de yayınlanan her perşembe akşamları televizyonun başına beni kitleyen dizi. tarihi dizilere meraklı arkadaşlara tavsiye ediyorum.
izlediğim en güzel dizilerden biri. çok başarılı bir tarih dizisi. izledikten sonra çoğu kişinin favorisi anne boleyn oluyor sanırım (işin magazin boyutuna bakarsak).
entrikalarla dolu bir televizyon dizisi. o değil de yıllar geçtikçe kral henry'nin saçlarına aklar düşmesi, yüzünün kırış kırış olması, buna karşılık suffolk dükü charles'ın hala taş gibi kalması ve hatta gittikçe daha yakışıklı bir hal alması beni benden almıştır.
bir zamanlar cnbc-e'nin reklamını ''alem buysa kral henry'' şeklinde yaptığı dizidir.
cnbc tarihinin en varoş hareketiydi sanırım.
sonra da toplayamadılar karizmayı
bence kaliteli bir diziydi the tudors... dönemin saray entrikalarını, ingiliz ve fransız rekabetini ve ingiliz genel siyasetini iyi aktarıyordu. bir çok yönü ile tarihi gerçeklere uygundu. bir game ot thrones kadar ilgi görmese de, dizinin fanatikleri de yok değildi gerçekten...sevilerek izleniyordu...
Yine olsa yine izleyeceğim dizi. Jonathan rhys meyers gibi yakışıklı bir oyuncunun kralı oynaması diziyi daha da cazip hale getirmiştir. Tabi asıl henry 136 kilo olduğundan dizinin gerçekleri ne derece yansıttığı tartışılır.
yıllardır izlemek istediğim fakat geçen haftaya nasip olan bugün de bitirdiğim şaheser. dizinin sadece kötü yönlerini yazacağım çünkü iyi yönlerini yazmaya ömür yetmez. ilk olarak keşke tarihe daha bağlı kalınsaymış, tarihi az çok bilenler ne demek istediğimi anlar çok aksaklıklar vardı. ikinci olarak henry'nin bir bölümde 20 yaş yaşlanması sinirimi bozdu. üçüncü olarak çok uzatılmış dans ve seks sahneleri canımı sıktı dizi boyunca. seks sahneleri sonradan azaltıldı ama dans sahneleri azaltılmayı bırak çoğaltıldı. bir de dizi boyunca beni güldüren bir olay vardı o da fransa ile ispanya arasında her bölüm 20 kez imzalanıp bozulan antlaşmalar. hepsine sesli güldüm aklıma geldikçe de gülüyorum. dizinin finali de mükemmeldi. ne eksik ne fazla final dediğin böyle olacak arkadaş. tam kıvamında olmuş. sanırım rome ile birlikte en iyi tarih dizisi the tudors. çekenin, oynayanın ve yazanın ellerine sağlık. son olarak dizi bence kısa tutulmuş, en az 6 sezonu olmalıymış dizinin. anne boleyn hikayesi bir sezonluk kalmasaymış keşke.
ilk 2 sezonu muhteşem olan ( fakat 3.sezonla birlikte sıkıcı hal alan ) irlanda - kanada - Amerika ortak yapımı süper dizi.
gerek oyuncular olsun gerek konunun işlenişi , senaryo olsun gerekse müzikler ve kostüm olsun 10 numara bir yapım.
özellikle oyunculuklar üzerinde ayrıca durulması gereken dizi.
(bkz: jonathan Rhys Meyers) gibi doğaüstü bir yaratık var ki... of ki ne of... adam oynamamış da sanki gerçekten VIII Henryymiş gibi onun eti kemiğine bürünmüş. VIII Henry' nin ruhsal çalkantılarını öyle bir ustalıkla yansıtmış ki Meyers' a tekrar tekrar hayran olmamak elde değil.
(bkz: Natalie Dormer) seviyorum bu kadını ve inanılmaz güzel buluyorum. ( bazıları domuza benzetse de ). Ayrıca dizideki en güzel kadındır fikrimce. Oyunculuğuna gelecek olursam o da sanki Anne Boleyn' in eti kemiğine bürünmüş. hırsı, tutkuyu, aşkı çok güzel yansıtmış.
--spoiler--
1. sezon; anne' nin yükselişi, kralın aragonlu catherine\' nden boşanma çabası ve Kardinal Thomas Wolsey' ın yetenekleri, zekası.
2. sezon; kral ve anne' nin evliliği,ingiliz reformu ve Anglikanizm kilisesini kurması, kralın zamanla anne' yi sevmediğini anlaması.
ama özelikle 2.sezon final bölümüyle şaha kalktı. anne ve yakınlarına atılan iftiralar sonucu gelen idam cezası.
Anne' nin ölüm sahnesi, eski zamanda sanki o esnada ordaymışım hissi verdi. kraliçelik en çok sana yakışmıştı.
Kral henry de bayağı bir salakmış ya.önüne gelen herkesin yalanına inandı ya. sen git sevdiğin kadın için yeni bir mezhep, kilise kur sonra sevdiceğine inanma. yok o cadı yok o zina yapıyor hem de ensest, diyenlere inan.
hele 2. sezon finalinde kralın anne' nin idam sahnesinde yediği o kuşun sahneleri oldukça sinir bozucuydu. yediği kuş da aslında Anne Boleyn' i temsil ediyordu ya.:-(