sitesi neki filmi ne olsun. arkadaşlarını bulabilme amacı ile yola çıktı, ilk dikkat çekti tabii. sonuçta yıllardır görmediğin arkadaşların, merak ediyosun. fakat anladık ki eski arkadaşlar hakkaten eskiymiş. eski günleri birkaç günlüğüne andıktan sonra baktıkki konuşcak birşeyimiz kalmamış. ben ne yaptım? facebook hesabımı kapadım tabiiki. fakat siz ne yaptınız inatla kaldınız. önce oyunları, applicationları zaman geçirtti, şimdi ise video paylaşım sitesi modunda. aç wall unu video izle, gülersen arkadaşına yolla. iyide bunu zaten youtube tada yapıyosun.
sonuç olarak ben facebookun bok yemesi taraftarıyım. bok yesin çiş içsin.
yönetmenin david fincher olması ve fagmandan anlaşılan mevzuların ilgi çekiciliği ve sonuçta facebook la ilgili olduğu için merak uyandırdı, bekleyelim görelim.
62 saniye uzunluğunda ve kanye west'in yeni hit parçası olan power eşliğinde yeni bir trailer yayınlanmıştır parça yine cuk oturmuş burdan anlıyoruzki soundtrack çok ama çok sağlam olacak.
ayrıca jesse haricinde bu çocuğa daha çok dikkat edilmelidir.
radiohead'ın en bilinen parçası olan creep'in koro versiyonuyla su aralar reklamı yapılan gereksizlik. güzel mi olmus bilemedim valla. sarkının koro versiyonundan bahsediyorum tabi. yemisim filmini.
207 ülke'de, 500 milyon üyeye sahip 25 milyar dolar değerindeki "facebook" sitesinin
kurucusu, 1984 doğumlu "mark zuckerberg'in 2004 yılından itibaren harvard'da okurken facebook'u kurma
macerasının film'i. kesinlikle seyiciyi sıkmayan bir akışkanlıkla geçen film.
tavsiye edilir. film'de disko sahnesinde çalan
dennis de laat'ın "sound of violence" parçası harika.
youtube'da arayıp dinleyebilirsiniz.
david fincher'in elinde olmasıydı film hollywoodun elinde patlardı. ama david öle bi çekmiş mi her saniye her an bi gerilim vardı. yapılan mahkeme sürecindeki konuşmalar gelişmeler çok güzeldi. iyi işlenmişti. bence filmin tek eksiği gerçek karakterler üzerinden gidildiği halde senaryonun kurguya dayanmasıydı. tamam bazı gerçekler vardı. onlar alınmış ve onların araları senaristler ve mark'ı haksız görenlerin yazdığı kitaplardan ya dayazılardan beslenmiş. genede tek sahne hariç mark'ı çok haksız görmüyoruz filmi izlerken amavsadece kurguya dayanan yerlerin nereleri olduğunu bilmememiz durumu zorlaştırıyor. misal filmi izleyen mark zuckerberg sadece kıyafeler hakkında doğru seçim yapıldığından bahsetmiş filmi izledikten sonra. bla bla bla filmin senaryosu hakkında çok şey konuşulabilir amma fincher ikizlerin kürek takımında yarışırken kullandığı müzikle ve o sahneyle benjamin button'ı unutturmuştur. büyüksün fincher.yola devam...
makinalı tüfek gibi konuşan adamlardan kafamı altyazıdan kaldırıp doğru düzgün odaklanamadığım filmlerden oldu ama canı sağolsun.
tamam harvard' a gidiyosunuz, hepiniz zehir gibi adamlarsınız ama abi kafa bu da. ayrıca moralimin çok bozulduğu yerler var:
--spoiler--
1.tilt olduğum mevzu harvard' a gece gizlice sokulan bir otobüs, evet tam bir otobüs "taş hatunun" bu cool görünümlü nerd adamlarla orgy yapma olayıydı. abi resmen kafayı yedim :(
söyleseydiniz böyle acayip mevzuların döndüğünü, öss' de kasar puanı neyse alır girerdik lan harvard' a. harcadınız üniversite hayatımı lan!
2.tilt olduğum nokta bu adam benim üniversitede okuyup aileme küçük çaplı bi servet harcattığım dönemde kendi üniversite falan hak getirip paranın mına koymasıydı, herif 4 gün büyük benden. çok küfür ettim film boyunca, hala da para kazanıyor değilim...
--spoiler--
ama hayatımıza yansımasına bakarsak gözünden de öpmek istediğim çok nokta var. benim gibi evden çıkmayı sevmeyen boğa burcu adamına bile yığınla manita yapma imkanı verdi, itiraf edelim çoğu arkadaşımızın geçmediği kıyakları geçti bu adam.
ilk aşklarımızı buldurdu falan neyse klişeye sokmadan neler neler diyelim işte...
ne oldu da tuttu facebook bu kadar peki:
--spoiler--
kilit nokta şu: "okulda millet karı-kızla tanışmak için almadığı derslere girmek istiyor, herkes boynunda ilişki durumunun yazıldığı bir tabelayla dolaşamaz."
facebook' u facebook yapan da bu oldu. bizim merakımız, algılarımız, ilgilerimiz; tanıdıklarımıza ve tanımak istediklerimize.
zaten en sondaki refresh olayı inanılmaz bi vurguydu. herkes eminim bi an kendini gördü orada...
--spoiler--
film biterken ve moladayken çoğu insan, bende dahil facebook' a girdik ve bazılarımızın hayatta nerdeyse artık tek mutluluğu olan inbox kutusunun yanında "1" var mı yok mu kontrol ettik.
şu sıralarda sinemalarda gösterilen , hakkında ki yorumlarda en çok "moralim bozuldu" cümlesini duyduğum ve "len neye bozuldu bu milletin morali" diye merak ettirip en kısa zamanda izlenecek film.
Bir erkeğin kız arkadaşına kızıp dünyaya neler yapabileceğini gösteren otobiyografi. Neymiş her zaman öfke ile kalkan zarar ile oturmazmış. inek ve ezik birinin nasıl dünyanın en zengin insanı haline geldiğini izlerken yaşadığı yalnızlığı da tanık oluyorsunuz. Bu filmi izleyen birçok kişi facebookta Mark Zuckerberg arattıyor ve Erica Albright ile arkadaşlık durumunu merak ediyor. Bu da Facebook un kuruluş amacını doğruluyor.
oldukça başarılı bir david fincher filmidir. Konuyla bağlantılı olmayan bir kimse pek beğenmeyebilir fakat terimlere hakim birisi filmin neyi anlatmaya çalıştığını anlayacaktır. Şahsım adına konuşmam gerekirse Jesse Eisenberg bu filmde kendini fazlasıyla aşmış. Ayrıca Justin Timberlake adı duyulduğunda irkilen kişilerde ummadıkları bir performansla karşılaştılar. imdb'de kalıcı olacaktır nitekim bunu haketmektedir. Muazzam bir biyografi filmidir, soundtrackleride çok başarılı olmuştur.
başında ki müthiş açılış sahnesi ile mest etmiş filmdir.
--spoiler--
şimdi başında ki sahneyi böyle süper matrix vari bir şey beklemeyin, bir diyolog sahnesi ama bize kahramanımızın iç dünyasını anlatan ve aslında bu kadar popiler bir sitenin neden var olduğunu anlatan bir sahne. sadece o sahne için bile izlenmesi gerek. oyuncu performansları genç isimler olmalarına rağmen şahane. justin şaşırtıyor. david fincher için bir şey dememe gerek yok zaten. son olarak facebook a eleman almak için yapılan yarışma beni bitirdi. şahane bir sahneydi.
--spoiler--
filmin sonlarına doğru mark'a gelen iki paketin akıbetini tek merak edenin ben mi olduğunu merak ettiğim. bir yerleri mi kaçırdım, neydi lan o paketler?
olmuş bir film. fakat film boyunca facebook'un kuruluş hikayesinden daha çok harvard üniversitesi'nin ihtişamına odaklandığımı söyleyebilirim. o nasıl bir okuldur lan? ister istemez bizim üniversitelerimizin adamların ortaokulları seviyesinde olduğu hissine kapılıyorsun. harvard rektörünün "harvard'da herkes bir şeyler icat ediyor. harvard öğrencileri kendi işlerini kurmanın, bir iş bulmaktan daha iyi olduğuna inanır." cümlesi de ayrı bir olay. filmin müzikleri de oldukça başarılı.