izlediğim en iyi üç gerilim filminden biridir kesinlikle. Sahneleri akılda kazınacak şekilde yapılmış. Filmde ki en iyi şey ise bana göre fon müzikleri. Sahnelerle öyle uyum içerisindeler ki daha da tırsmama sebebiyet verdi. Müzik çok önemlidir diyoruz ya, burada da ortaya çıkmış fazlasıyla. Ancak filmden Jack Nicholson'ı çıkarın ortada hiçbir şey kalmaz. Bana göre One Flew Over the Cuckoo's Nest filmiyle birlikte en iyi performansı. Ama bu yapımda daha çok beğendim kendisini. Zaten hiçbir şey yapmasa bile bakışı yeter. Tipi psycho rollere çok oturaklı biri.. Filmin çıtasını çok yükseltmiş, enfes bir oyunculuk çıkarmış. Danny ise beni donup bırakan bir çocuktu. O yaşına rağmen o oyunculuğu sergilemek acayip bir iş. Ama o o yolu değil, öğretmen olmayı seçmiş. Bisikleti ise bizim belamız oldu.
Filmle ilgili başka bir şeye gelirsek müthiş kurgusu olur herhalde. Başlarda sıkar, ortalarda sizi sarar ve sonlara doğru kopamazsınız bu filmden. Çok büyük bir psikolojik etkiye sahiptir. Stanley Kubrick filmi farklı tarzlarda veren bir yönetmen ve burada da kendisini iyi bir şekilde yansıtmış. Kitabını henüz okuyamadım, ama okuyacağım. Lakin filmin sonuyla ilgili birçok teorim olmasına rağmen kesin bir bilgi de elde edemedim. King'in bu harika kitabını okuyup o eksiğimi de tamamlamak istiyorum.
Bu arada gerilimi üst seviyeye taşıyan labirent sahnesinde 900 ton tuz ve ezilmiş Strafor kullanılmış.
Wendy beyzbol sopasını tam 41 kez savurmuş.
'Here's Johnny!' sahnesinde tam 60 kapı kullanılmış ve o sahnenin çekimi 3 gün sürmüş.
Tenis topu fırlatma sahnesinde fikir Jack Nicholson'dan çıkmış.
o anasını öptüğümün çocuğunun bisikletle koridorlarda dolaşma sahneleri yok mu hiç bu kadar gerilmedim ben arkadaş. o bisikletin çıkardığı ses, o pedalların çevrilmesi vay arkadaş vay.
isveçli black metal grubu, banyoda vişne suyuyla acayip şeyler yapan bir vokale sahip grup, o kadar güzel şarkıları var ki o adamdan çıktığına akıl sır ermez.
kitabı okuyanlar için berbat bir filmdir.* kitap türkçeye medyum şeklinde çevrilmiştir çok etkilenmiştim özellikle geceleri okunmalıdır stephen king'in akıcı üslubuyla 2 günde bitebilecek bir kitap.
stephen king kitaplarından uyarlanan filmler arasında, yazarın her filmde hissedilen kendine has temasından en uzak uyarlama denilebilir çünkü stanley kubrick uyarlamanın hakkını verir, yeniden yaratır, filmin başından sonuna kadar, sahneler, kullanılan renkler *, sakinliğin içinde yaratılan gerilim kubrickin ince zekasının eseridir. Ayrıca 3 tekerlikli bisiklet süren çocuğun koridorda halılara takılıp taşlara indiği sahnede çıkardığı ritmik sesi başka bir gerilim efekti ile vermesi çok zordu. jack nicholsona gelirsek, bir cinnetin her şeyi çözebileceğine inandıracak kadar gerçekçi, zihnin labirentlerinde kaybolmaya davet eden oyunculuğu, her gülüşünün altından binlerce ifrit çıkasıca mimikleri, insanı gerim gerim germeye yetiyor.
kült filmler kategorisinde başlarda yer alabilecek bir eser. Evet belki güzelliği tartışılabilir ama kesinlikle kült bir filmdir.
Genel olarak bana overrated bir film gibi geldi. ilk izlediğimde imdb puanı + kitabın hikayesi + jack nicholson gibi bir denklemi olduğundan çok büyük bir beklentiye girmiştim. Ancak film o açıdan beni tatmin etmedi. filmde yer yer kopukluklar var ve bunlar senaryo içinde kritik sahnelerde. Ayrıca bazı yerlerin iyi bağlanamadığını düşünüyorum. evet güzel ve etkileyici sahneleri de bol sayıda ama senaryoda kopukluklar olduğunda o sahnelerin vuruculuk değerleri de aşağı iniyor. AYrıca çok basit 2-3 tane de çekim hatası var filmde. Gidişatı fazla etkilemiyor ama yine de gözden kaçmaması lazımdı. Ancak yine de genel olarak değişik bir film ve sinemasever herkesin izlemesi lazım.
SOn olarak belki de ilk bahsedilmesi gereken şeyden bahsedeceğim. Tabi ki Jack Nicholson'ın insanüstü oyunculuğu. O rolü eminim ki o adamdan başka kimse o şekilde oynayamaz. O mimikler, bakışlarındaki derinlik... Kaç defa basit sahnelerde bu adamın bakışları ve mimikleri yüünden irkildim. Gerçekten bu tip psikopat rollere doğuştan hazır bu adam. Kusursuz bir oyunculuk... Bu arada filmin sonunu da aslında tam olarak anlamadığımı itiraf etmeliyim. Anlayan varsa anlamayanlara anlatsın...
Velhasıl, arşivlerde bulunması gereken kült bir filmdir. Ancak estetik ve sanatsal açıdan pek güzel değildir. En azından gireceğiniz beklentiyi karşılayacak kadar güzel değildir. Jack'in oyunculuğu hariç tabi...
Zamanın çok ötesinde sinematografik güzellikler haricinde Stephen King'in muhteşem hikayesinin momentumunu yakalayamayan film. Yer yer sıkıcı; evet bir korku filmi olarak ortalamanın üstünde fakat asla sunulduğu gibi bir başyapıt değil. Kubrick yönetmeseydi, bir de Jack Nicholson'ın doğuştan gelen über yeteneği ve manyakvari sırıtması olmasa bu kadar el üstünde tutulacağını sanmıyorum.
Brian De Palma'nın Carrie'si, King'in 12 sübaplı yarış arabası gibi ilerleyen hikayelerinin itici gücünü ve King'in yarattığı atmosferi çok daha iyi perdeye taşımış.
Ayrıca Wendy rolündeki Shelley Duvall tam bir facia. Romandaki Wendy de bir Amazon kadını değildi ama en azından filmdeki Wendy gibi burnunun ucunda olup biteni görmekten habersiz aptal bir sümüklü de değildi. Kadın o kadar kötü oynamış ve öylesine yırtınıyor ki Jack'in elinden o baltayı kapıp beynine indiresiniz geliyor, hatta nasıl oluyor da Jack ona bu kadar tahammül edebiliyor hayret ediyorsunuz.
Filmi izleyin, fakat romanı muhakkak ama muhakkak okuyun. Korku edebiyatının belki de en iyi eseri.
Stephan King'in medyum adlı kitabının sinema uyarlaması, filmin başrol oyuncusu Jack Nicholson ve yönetmeni de Stanley Kubrick olan bir sinema şaheseridir.
jack nicholson'nın eşini canlandıran shelley duvall ile stanley kubrick'in çekimler sırasında oldukça fazla problem yaşadığı söylenen film. hatta bir stanley kubrick belgeselinde bu tartışmalardan biri kısa bir kesit olarak gösterilmişti. baya baya fuck lı muck lı giydiriyordu kubrick.
kubrick'in oyuncularla çok problem yaşadığı, sert ve mükemmeliyetçi bir yapısı olduğu bilinir fakat bütün bunların aksine jack nicholson aynı belgeselde the shining'in çekimleri sırasında kendisiyle çok iyi anlaştığını hiç problem yaşamadığını söylemişti. e jack nicholson gibi adamı da biraz kayırsın bi zahmet.
Stanley Kubrick'in yönetmenliğini yaptığı, Jack Nicholson'ın muhteşem oyunculuğu ile cinnet geçiren adamı canlandırdığı olağanüstü bir gerilim filminin adıdır. Filmde birde 'Redrum' repliği vardır ki insanı ürpertir. Gece izlenecek tarzda bir film değildir. Kabus görme ihtimalini güçlendirir ve babanıza karşı daha saygılı yaklaşmanızı sağlar.
88'li olmama rağmen dün gece ilk defa izlediğim,izlerken fena halde gerildiğim,redrum sahnesinde deli gibi heyecanlandığım ayı kostümlü blowjob sahnesine bi anlam veremediğim, mükemmel bir stanley kubrick filmi daha.kelimenin tam manasıyla müthiş bi ''gerilim'' filmidir.all work and no play makes jack a dull boy jack nickholson tarafından daha güzel canlandırılamazdı herhalde.
takım elbiseli bir beyefendiye(!) blowjob yapan ayı köstümlü adam sahnesiyle dikkat çeken filmdir.
sahne üst sınıfın yani zengin ve gösterişli kimselerin; aşağılık ve barbar olarak baktıkları alt sınıftan insanları, kendi arzularını tatmin etmek adına nasıl kullandıklarını ve ayakları altına aldıklarını temsil eder.