Into the Wild'ı beğenenlerin beğenebileceği bir film.izlemeden önce beklentilerim vardı açıkçası,fragmanı beni gerçekten etkilemişti ve ben böyle farklı farklı ülkelerde geçen filmleri severim,peki Walter Mitty beklentilerimi karşıladı mı derseniz hemen hemen karşıladı diyebilirim belki daha iyi de olabilirmiş.Film baştan sona sürükleyici,zaman zaman güldüren,zaman zaman insanı gaza getiren bir film.Ben özellikle Walter Mitty karakterinin Grönland ve izlanda'daki sahnelerini çok beğendim,hem insanı farklı bir dünyadaymış gibi hissettiriyor hemde o sahneler oldukça keyifli.Filmin en iyi yanlarından biri de soundtrackleri ve müzikleri gerçekten başarılı ve etkileyici.Son olarak Into the Wild'ın bir tık aşağısı olan,sürükleyici,zaman zaman gerçekten komik ve sonuç olarak kesinlikle vasatı aşan keyifli bir yapım,tavsiye ederim.
seyrettiğim filmler içinde en başarılı sahneye sahip.
walter'ın gronland'da sarhoş helikopter pilotunu kafede seyrederken başlayan ve helikoptere binmesi ile sona eren süreçte tam bir film şölenine tanık oluyorsunuz.
harika bir film. baş rolde ben stiller var. bu adam kendini izletiyor. görseller süper.
en sevdiğim sahne izlanda da kaykayla dağ eteği boyunca kaymasıydı. ellerine taş bağlamasına anlam verememiştim. ne yapıyor bu manyak derken ilk virajdan sonradan anlaşıldı. *
Ben stiller in bir anlam ve mana etrafinda dolaşarak hayata geçirdiği filmdir.kahka yer yer anlamsız kahkahalara maruz bırakabilir. Film içersinde arkaplanda gizlenmis mesajlara kulak vererek izlenmesi tavsiye edilir.
kesinlikle en iyi filmler listemde ilk onda yerini almıştır. belkide biraz kendimden bir şeyler bulduğum için bu kadar etkilendim. filmde ayrıca süper sahneler vardı. izlanda da kaykay sahnesi ve yanardağ patlarken araba ile kaçma kısmı. özellikle özgürleşmek hissini çok iyi gösteren bir film. en etkilendiğim duygusal sahnelerden biride son sahne oldu. sevdiği kadının elini tutup yürümeye devam etmesi. en iyi diyalog ve manzara sahnesi de Sean ile dağda karşılaşıp konuştukları aralıktı. kısacası kesin izleyin.
mesajları, ülke görüntüleri, hayal güçleriyle dolu dolu, ben stiller 'i özlediğimizi farkettiğimiz ve sean penn 'in efsanevi bakışları ile bitmesini istemeyeceğiniz 2013 çıkışlı filmdir.
son zamanlarda izlediğim güzel filmlerden bir tanesi. aynı zamanda kesinlikle tavsiye edeceğim bir yapıt. farklı bir konusu var. sizi içine çekiyor. konu itibariyle monoton gibi gözükse de aslında öyle değil. izlemeye devam edin.
--spoiler--
güzel şeyler iltifata gerek duymaz.
--spoiler--
özellikle kristen wiig'in barda elinde gitarıyla sahneye çıktığı an anladım, major tom (space oddity) şarkısını söyleyecek dedim. güzel motive ediciydi o sahneler. sonrasında ben stiller'in o helikoptere atlaması, aslında filmin kırılma noktasıydı. o an'a kadar hayatındaki herşeyi mantık çerçevesinde yapan bir adamın zincirlerini kırarak ilk defa çılgınca birşey yaptığı an, ve işte macera şimdi yeni başlıyor dedirten bakışları, hayal dünyasından gerçek dünyaya resmen geçiş gibiydi.
kayıp 25.kare için de bir tahminim vardı ama tutmadı. sean penn, o negatifi özellikle göndermedi diye düşünüyordum. bu adamın 16 yıl boyunca dört duvar arasında çalıştığını biliyor, dışarı çıkıp dünyayı görmesini sağlamak için böyle birşey yapmıştır diyordum. aslında senaryoyu benim düşündüğüm gibi bağlasalardı bence çok daha güzel olurdu. 25.kare bahanesiyle ben stiller'in kabından çıkmasını sağlamış olacaktı.