dahi yönetmen nolan reiz önderliğinde çekilen şaheser film. böyle bir film kolay kolay gelmez dünyaya. adamım cristopher nolan ve cristian bale ikilisinden bir başka harika. o atmosfer, kurgu, oyuncular ne desem boş izleyin ve iki saatin tadını çıkarın.
-------spoiler-------
sonuyla ilgili benim de şüphelerim var. o haznenin içinde olan angier'ın klonu muydu ve ölü müydü? Eğer her seferinde ölen klonlarsa neden şapkaları tekrar gösterdiğinde "siz dikkatli bakmıyorsunuz ve gerçeği göremiyorsunuz, çünkü siz kandırılmak istiyorsunuz" diyor. Bu dediği durum finale uymuyor, biz nereden anlayalım ki klon olduğunu?
Ayrıca filmin Bilim kurgu yönü de olsa bir klon olması olayı basite indirgedi. Çünkü biz mantık çerçevesinde bir şeyler düşündük o hileyle ilgili. Film boyuncaki sihirbazlık gösterilerinde öyle olmuştu hep.
Her ne olursa olsun hayatımda izlediğim en mükemmel filmlerden biri. Bu gerçeği değiştirmiyor.
-------spoiler--------
hastalık derecesinde bir filmdir. çok ağır bir kurgu çok fazla ayrıntı. bu sanattan da öte bir şey. çok büyük bir zeka gerektiren bir şey. nolan bu film ile birlikte ayakta alkışlanması gerektiğini göstermiştir. ayrıca christopher priest'a nolan'dan daha fazla alkış istiyorum lütfen.
gelmiş geçmiş en iyi filmlerden birisidir. her gün kendını oldurmek mı yoksa kendınle yasamak mı daha zor sorusu olusmustur kafamda fılmden sonra. film bittikten sonra adamı cok dusunduruyor çok başarılı bir film
o kadar film izledikten sonra diyebilirim ki gelmiş geçmiş en iyi filmdir. görsel ve teknik olarak sinemayı değerlendirecek bilgim olmamasına rağmen konu ve oyunculuk olarak onlarca film arasından tek geçtiğim filmdir.
anlaşılmamış dahi olan (bkz: nikola tesla)'ya değinmiş olması nedeniyle arada sırada defalarca izlediğim ilgi çekici film. dün akşam star'da türkçe dublajlı yayınlanmasına rapmen yine seyrettim.
--spoiler--
alfredin karısı sandığımız ama aslındna alfredin kardeşinin karısı olan sarah kocasının beni seviyor musun sorusuna bazen duygusuz bazen içten cevap vermesinden şüphleniyor. burdan da anlıyoruz ki sarahın yanına bir gün gerçek alfred bir gün ikizi gidiyor. gerçek alfred sarahı sevmediğinden verdiği seni seviyorum cevabı saraha inandırıcı gelmiyor
--spoiler--
ekşi de dahil hiç kimse bahsetmemiş ama son sahnede angier aslında ölmedi. ölen aslında klonuydu. zaten son sahnede cutter'ın söylediği gibi biz kandırılmak istiyoruz ve gerçeği göremiyoruz. su tankını gösterdiği ana yani son sahneye dikkat edin tankdaki angier'ın ağzından baloncuk çıkıyor. demek kii aslında bir kere daha yapmış klonlamayı angier.
alfred piçinin hakettiği cezayı görmediği filmdir. sen hem kendi doğruların uğruna arkadaşının karısının ölmesine sebep ol hem de ikiz kardeşin adamı öldürsün nası iştir bu. her şeye rağmen alfrede karşı robertın kazanması isterdim filmin sonunda. gerçi filmin sonundan pek bir şey anlaşılmıyor. klonlama cihazı da filmin gerçekliğine darbe vurmuş. tamam tesla büyük bir bilim adamı ama yani bu kadar kolay mıdır insan kopyalamak. o dönemde elektrik yeni bulunmuş zaten ne insan kopyalaması hem öyle müthiş bir makineye sahip ve bu kadar saplantılı biri onu sadece ilüzyon gösterilerinde mi kullanır yapmayın allah aşkına. ya ben anlayamadım ya da bi yerden sonra sıçıyor film.