bir illüzyon gösterisi gibi kurgulanmış film. "dikkatli bakmıyorsunuz" diyerek sürekli kışkırttığı seyircisini finalinde şaşırtmayı başarıyor. daha önemlisi, hala tartışılan sırrının aslında filmin ilk sahnelerinde gösterildiğini sonradan fark etmek ki, bu da "siz sırrı çözmek değil, sadece kandırılmak istiyorsunuz" tezini doğruluyor filmin.
öte yandan rekabet, hırs, özveri ve intikam üzerinde bir roman uyarlaması olduğunu hissettirecek kadar derinleşiyor hikaye zaman zaman. "ellerini kirletmeden" dikkat çekmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. "pozitif bilimlerin hiç de pozitif olmadığını" gözler önüne seriyor.
eksiklerinden ayrıca bahsedilebilir ama bu filmin değerinden bir şey kaybettirmez. çünkü, üzerinde bu kadar konuşulan-tartışılan bir filmin ciddi açıkları olsa şimdiye kadar çoktan bir espri malzemesine dönüşmüş olurdu. izleyip takdir etmek en güzeli.
thomas edison'a fena derecede giydirilen, bir dahiden ziyade tam bir tüccar *, işadamı gibi gösterilen *, nikola tesla'ya ise hakkını veren, filmden sonra bile olayları kurcalattıran, düşündürten, fevkalade güzel bir film. Kesinlikle son zamanların en iyisi.
imdb'den edinilen bilgilere göre filmin iki kahramanı olan alfred borden ve robert angier'ın isimlerinin başharfleri yanyana getirildiğinde abra kelimesi ortaya çıkıyormuş.
--spoiler--
asıl yönetmenmiş lan sihirbaz olan dedirten, çok ince ayrıntılarla bezeli şahane film.
--spoiler--
--spoiler--
tek takıldığım konu şu, yahu bir kadın ne kadar benzese de kocasını tanıyamaz mı ya? yani oturuşu, kalkışı, mimikleri, konuşması. bir insan nasıl bir diğerine % 100 benzer
--spoiler--
son zamanlarda izlediğim en iyi film. zamanını iyi yansıtmış, iki insanın ortak hedefleri doğrultusunda neler yapabileceklerinı göstermiştir. kalabalık ortamda değilde tek başına izlenilmesi filmin "aha çözdüm" diye başlayıp uzayan arkadaş cümleleriyle piç olmasını engeller.
--spoiler--
Olivia Wenscombe: You married her. You had a child with her.
Alfred Borden: Yes. Part of me did. But the other part... the other part didn't. The part that found you, the part that's sitting here right now.
Olivia Wenscombe: You could be in some other cafe saying the same thing about me right now. It's inhuman to be so cold.
üstüne bir de illusionist i izlemesi farz olan filmdir. golden shot yapmış gibi olunasıdır hatta izledikten sonra o filmleri kırmak gerekirki daha bir dikkatle izlene. evet evet budur.
içerideki adam olmak mı ya da prestijdeki, madalyonun görünen yüzü, su yüzeyinde kalan kısmı mı..?
su demişken;
o kutunun içinde çırpınırken ve tüm kilitlerin anahtarları arka cebindeyken ona ulaşamıyorsan, bunun camı kıracak baltayı beklerken, son nefesine kadarki tüm o sessiz çığlıkları yine su'yun içinde olduğun için duyuramamanla bir ilgisi olabilir mi..?
sonunda pek çok insandan farklı farklı yorumlar işittiğim güzel film. beraber izlediğim arkadaşımla bile hemfikir olamadık. sorun pek çok, aklıma gelenleri yazalım.
--spoiler--
tesla'nın makinesi çalıştı mı?
kimileri tesla'nın makinesinin asla çalışmadığını iddia eder. su kabında ölümün sadece son geceye ait olduğunu ve ölenin dublör olduğunu iddia ederler. bu teori maalesef, angier'in kopyası ile yüzyüze geldiği sahne ile geçersiz oluyor. yani makine çalıştı.
angier mi? kopya mı?
filmin en farklı yorumlar alan noktası. pek çoğuna göre, angier her gösteri de bir kopya öldürüyor. ancak hem makinenin ilk çalıştığında gördüğümüz, kopyaların başka noktada çıkması, hem de angier'in kopyasını vurduğu sahneye baktığımızda, angier'in her defasında kendini öldürdüğünü ve kopyasının yaşamaya devam ettiği sonucunu çıkarttım ben. bilindiği gibi karısı boğularak ölmüş, aynı hissi yaşamak isteyen angier, kafasını lavaboya sokup beklemişti. tüm yaptığı kötü şeylerin bedeli olarak, her defasında kendini öldürdüğünü düşünüyorum.
borden'in kardeşi mi kopyası mı?
kimilerine göre borden'in dublörü kendi kopyası. ancak bu bana mantıklı gelmiyor. eğer kopyası olsa o da eksik parmakla doğardı. aynı zamanda borden'in hiç bir zaman kopyalama makinesine inanmadığını sanıyorum..;
borden, angier'i neden tesla'ya yönlendirdi? makineye ulaşmasını neden istedi?
istemedi. borden, rakibinin hırsının farkındaydı ve onun, numaranın çok basit bir hile olduğuna inanamadığını biliyordu. tesla yeterince ilgi çekici bir ipucuydu. borden'e göre tesla, aklını kaçırmış bir çılgındı ve angier'i onun peşinden göndererek, onunla dalga geçti.
--spoiler--
ayrıca filmi izleyen herkes hemen interneti açıp nicola tesla hakkında bilgi arar. ardından edison'a küfür saydırır.
insanların en büyük eksikliklerinden biri dikkatsizliğidir.
prestiji izleyince en basit olayı bile nasıl da tam olarak algılayamadığımızı görebilirsiniz.
olaylara farklı açılardan bakmak çoğu kez daha zordur, daha çok dikkat ve odaklanma gerektirir. insanlara bir şeyleri dikte ettirmek aslında göründüğünden çok daha kolaydır.
sihir yoktur aldanma vardır ve tesla büyük bir bilim adamıdır.**
çok iyi bir kurgusu olan, iyi oyunculuklar görülebilecek film. geçmişte işlenmesi daha bir çekici kılmış... son birkaç sahnede her şeyin değiştiği filmlerden.