ernest hemingway'in nobel ödüllü kitabı. mikro karakter anlatılarından belki de en mühimidir. koca kitabı bir balıkçı bir kılıç balığı ve deniz ile bu kadar sürükleyici götürebilmek edebiyat dalında değil bilim dalında ödül almalıydı.
orijinal adı the old man and the sea olan kitapta denize açılan ve bir balığın peşinden 5 gün boyunca sürüklenen bir balıkçının hikayesi anlatılmaktadır. 1952'de yayınlanan kitabın ilk sinema filmi versiyonu spencer tracy'nin oynadığı aynı adlı yapımla gerçekleşmiştir. en az kitabı kadar 1958 yapımı bu film de sürükleyici ve dramatiktir. 4 dalda oscar kazanan yapım aynı zamanda en iyi aktör ve en iyi uyarlama ödüllerine de aday gösterilmiştir.
1990'da ise bir televizyon filmi olarak aynı kitap aynı isimle bu sefer Anthony Quinn ile karşımıza çıkmıştır.
Ernest Hemingway tek kelime ile başyapıt olan kitabı. bu kitap ile yazar Pulitzer ve nobel edebiyat Ödülüne layık görümüştü.
Artık eskisi kadar iyi balıklar yakalayamayan bir balıkcının en son cıktıgı seferde agına devasa bir kılıç balığının takılması ve o balık sebebi ile okyanusta 84 gün geçirmesini anlatır. Elleri kan revan içinde kalsa da pes edip balığı bırakamaz.
günlerce uğraşıp yakaladığı balık kılıcbalıgıdır.
ayrıca bu hikayedeki balıkçının küba da tanıştığı bir balıkçı olduğu ve ernest isimli şahısı bilek güreşinde yendiği bilinen bir gerçektir.
(bkz: oradaydım ordan biliyorum)
dünya edebiyatından 30 eserin bulunduğu 100 temel eser listesine dahil olan kitap. ilköğretim ikinci kademe öğrencisi bile rahatlıkla okuyabilmektedir bu kitabı. hemingway in bu eseri nobel edebiyat ödüllüdür. hoş nobelin ne mal olduğu ortada her açıdan da neyse iyi işte kitap ama yine de..
bu eserin aleksandr petrov elinden çıkmış 1999 yapımlı ve bol ödüllü bir de nefis uyarlaması vardır ki yağlı boya tablo mudur yoksa film midir anlaşılmaz; öyle büyüleyici, öyle dehşetengiz bir animasyondur.
büyük yazarların neden büyük yazar olduğunu anlamanızı sağlayacak kitaplardan biridir.
edebiyatı, okumayı, sinemayı seven biriyseniz sanırım siz de kitap ya da senaryo yazmayı düşünmmüşsünüzdür. bunu düşünen pek çok insan kafasında çözülmesi zor, karışık ve sürpriz sonlu bir hikaye kurgular. beğendiğiniz kitaplar ya da filmler öyledir çünkü. sizi şaşırtmıştır, ters köşeye yatırmıştır, kurgusuna hayran kalmışsınızdır. böyle kitaplar ve yazarları çok sevilir; ama işte bir de hemingway, marquez, bukowski gibi büyük yazarlar vardır. onların kitaplarında sizi şaşırtan hiçbir şey olmaz hatta ne olacağı daha en baştan bellidir; ancak yine de bırakamazsınız kitabı elinizden. gerçek kitap okumak da işte budur aslında. finalinde ne olacak diye yutmazsınız cümleleri. her cümle bir finaldir çünkü ve yudum yudum içersiniz kelimeleri.
bütün kitap boyunca balıkçının kılıç balığını yakalamaya çalışmasını anlatır. sonunda balığı yakalar ama geri dönerken köpek balıklarının saldırısına uğrar. köpek balıkları kılıç balığını yer. balığın sadece iskeleti kalır. ayrıca kitap realizmin iyi örneklerinden biridir.
gayet sade bir dille anlatılmış çarpıcı bir kitap. yüzeysel okunduğunda gayet sıkıcı gelebilir ama bu kitap insanın hırslarını, inatçılığını anlatmaktadır.
kitapta santiago adında bir denizcinin 84 gündür balık tutamamasının ardından, 85. gün (santiago'ya göre 85 uğurlu bi sayıdır) denize açılması ve oltasına kocaman bi kılıç balığının takılmasının ardından balıkla girdiği mücadele anlatılır. fakat kitaptaki olaylar semboliktir ve kitabın dili sade olmasına rağmen gayet derin manalar taşıdığı;koyu bir katolik olan ernest hemingway'in isa ve çektiği çileleri sembolize ettiği söylenir.
ayrıca ernest hemingway'e nobel ödülü kazandıran ilk kitabıdır. ernest hemingway'in kendisi de denizcilikle uğraştığı için başlangıçta kendisini anlatıyor sanmıştım. gerçi ben kitabı hep hemingway'i tahayyül ederek okuyorum.
yazarın kitaplarının basım hakkı bilgi yayınevine aittir.
hemingway' in bir kitabı.
deniz hayatı, yaşlı adamsa hayatın yükünü omuzlamış herhangi bir bireyi anlatır. hayatla insan arasındaki mücadelenin yanında ; bu ikisinin birbirlerine ne çok bağlı olduklarını da anlatır.
filmi bütünüyle izledim ağlamaklı bile oldum. ama sonu iyi bitseydi dedim içimden. devamı var mı dır. roman hakkında bilgi sahibi deilim o yuzden. sonu benim izelediğim gibi mi bitiyor acaba sorduğumdur.
sonu acıklı biten çok eski bir film.adam hayatının en büyük avını yapıyor ama karaya yanaştığında sadece kılçığı kalmış vaziyette..rahmetli müşfik kenter seslendirmiş amerikalıların meşhur sanatçısı spencer tracy oynamış..bir çok açıdan film tarihinin unutulmazlarındandır.
filmini sonuna kadar izlemedim ama kitabı okuyan biri olarak sonu iyi biten bir hikayedir.
--spoiler--
evet yaşlı balıkçımız hayatının en büyük avını yakalamış ama bunu kıyıya getirene kadar köpekbalıklarıyla uğraşmak zorunda kalmış ve sonuç olarak elinde sadece büyük bir kılçık kalmıştır. ama kitap da bunu anlatır kanımca. önemli olan senin kendi gözünde, kendi vicdanında değerinin ne olduğudur. neler yaptığını sen bildikten sonra bunu başkalarına ispatlama gereği yoktur. asıl başarı başkaları tarafından takdir edilmek değil, kendi koyduğun hedefe ulaşmak, kendi gözünde takdir edilecek işi yapmaktır ve bunları senin bilmen iç huzurun için yeterlidir.
nitekim -filmin sonunu bilmiyorum ama- kitabın sonunda sahildeki büyük balık kılçığına herkes şaşkınlıkla bakarken ve birbirlerine bunun kim tarafından yakalandığını ya da nasıl oraya geldiğini sorarken ihtiyar balıkçımız tek bir açıklama yapma gereği bile duymaz, çünkü o kendisi için yapmıştır her şeyi. diğer insanların takdirlerine ihtiyaç duymaz başardığına ikna olmak için, çünkü zaten kendisi emindir ne başardığından.
--spoiler--
bugün başlayıp bitirdiğim, Santiago adlı yaşlı adamın denizde tek başına geçirdiği bir kaç günün 120 sayfaya nasıl aktarıldığına hayran kaldığım güzel kitap. Okunması gerekir. hatta küçük çocuklara özellikle okutulması gereken eserlerdendir diye düşünüyorum.