şimdiye dek izlediğim en güzel aşk filmlerindendir. hatta ankara/kızılay'da yapılan bir ankette(en iyi aşk filmi hangisidir?) sorusuna verdiğim tek yanıttı.
ryan gosling ve rachel mcadams in rol aldığı güzel bir film . ryan gosling in filmdeki aşama aşama değişimi bence görülmeye değer. rachel mcadams in performansına hayran kalıyorsunuz. iki kanadalı oyuncu filmden sonra uzun bir birliktelik yaşadı.
15. kez izledikten sonra bile "vay be!" tepkisi verdiren. Filmin ortalarında kesin şöyle, böyle olacak diye kurgulatan, şaşırtan. Büyüleyen, sevgiliyi mutlu etmeye teşvik eden. Oysa sadece film. Bir hikaye olarak algılandığında ise Leyla ve Mecnun.
cok duygusal bir aşk filmi. cok kotu şartlarda izlememize ragmen ( arkadan tercume eden biri vardı da ama ne dilce oldugu belli degildi, fon yapıyordu kendince) buna ragmen herkesi aglama krizine sokan bir film. evet film cok etkileyici ama gerçeklik payı az oldugu için ben salya sumuk aglayamadım. eşi hafızasını yitirdi diye adamda akıl hastanesinde yasamaya baslıyor. ona kendi hikayelerini anlatıyor. beni en cok etkileyen cumle şu olmustu bir gun cocukları torunları geliyor eve donmesi için noah'ı ikna etmeye çalısıyorlar ama o "benim evim annenizin yanı cocuklar" diyince içimin yagları erimişti.
bazı yerleri turk filmi tadındaydı açıkçası. zengin kız fakir ama gururlu genç. herşey bir yaz aşkıyla başlıyor ve ölüme kadar devam ediyor. aralarında geçen son dialog soyleydi:
young allie: look at us.
young noah: what are we doing?
young allie: do you think in another iife, i couid have been a bird?
young noah: what do you mean?
young allie: like reincarnation.
young noah: i don't know.
young allie: i think i could. say i'm a bird.
young noah: no. don't do it.
young allie: say i'm a bird.
young noah: stop it. stop it now. you're not.
young allie: say it!
young noah: you're a bird.
young allie: yeah. now say you're a bird too.
young noah: if you're a bird, i'm a bird.
ve el ele oluyorlar....
duygusal krizdeyseniz aglayıp rahatlatacak bir filmdir.
aşkı ilk tadmaya başladığınız zamanlarda bu film harika gelir işte aşk budur dersiniz. zaman geçer yaş geçer aşk geçer. aşk her şeye yetmez. yeterince aşka inancın olmayınca.aşkta korkaklar kaçar cesurlar kalır savaşır. aşk hakedenindir. kaçıp giden ben aşıktım diyemez ki. bu filmde esas kızımız gönlünü eğlendirip kaçmış gitmiş esas oğlanımızda umudunu yitirmeden aşkından güç alarak beklemiş. aşk iki kişiliktir oysa. bu aşk filmi değildir. bu hayal filmidir.
izlemekte çok geç kaldığım, ancak izlediğimden beri leyla gibi beni dolandıran 2004 yapımı aşk filmi. rachel mcadams'ın masum güzelliği ve ryan gosling'ın muzır halleri filmi tadından izlenmez diyebiliceğim kadar güzel yapmış. hele de allie'nin koşup bacaklarını noah'ın beline sarıp çekilen öpüşme sahneleri insanın yüzünde anlamsız bir sırıtmayla ekrana kilitlenip kalmasına sebep olmakta. pek bir duygusal olunur bu filmden sonra.
diğer aşk filmlerine kıyasla konusu inanılmaz hafif kalan gerçekten çok kötü bir aşk filmidir. bilmiyorum, ben sevmiyorum sanırım böyle aşk filmlerini. masumiyetini yitiren hiçbir aşk filmini midem kaldırmıyor nedense.
sevdicekle geçirebilecek 2-3 dakika uğruna (ki belki daha az) insanın neler yapabileceğinin göstergesi bir filmdir. kimsenin olasıklara inanmadığı yerde sizin ihtimallere sıkı sıkıya nasıl bir inatla bağlanabileceğinizi gösterir tabi ki aşk sayesinde.
film samimiyetsizlikle yargılansa da gayet güzel bir filmdir. zaten filmler değilmidir bizi günlük yaşantımızdan uzak tutan; bizi hayalini kurduğumuz şehirlere götüren, hayalimizdeki aşkla tanışma fırsatını önümüze seren...
titanic değilmiydi dünyada en çok hasılat yapan; en çok dalda oscar alan...
fakat titanic filmini sadece gerçeklerle dolu bir şekilde çeksen, zaten film olmaz belgesel olur...
samimiyetsiz bir filmdir. asla ulaşamayacakları romantizme, sevgiye aç insanların uyumadan önce hayal ettikleri o "kusursuz" aşkı anlatması sevilmesi için yeter bir filmdir bu. kişi kendi acınası durumuna ağlar zaten filmden sonra.
kaç kez "işte bu o" dediğin kişinin seni sevmek için can attığıyla karşılaştın ki?
aşk mucizeler yaratabilir mi? filmde yaratıyor...
"sadece filmde olur öyle şeyler." deyip burun kıvıranlara: içinizdeki umudu öldürmüşsünüz siz, ruhunuzu yitirmişsiniz.
rachel mcadams ın üstsüz resim çizdiği sahnede bir ağladım bir ağladım.
çok iyi film, harika bir film, hatta imdb puanı da 8/10 tavsiyeleri eşliğinde uzun süredir seyretmek istediğim bir filmdi. seyrettim. kızla oğlan ayrıldı aha dedim bunlar beraber ölür. biz de hönküre hönküre ağlarız. aman ne ağladık ne ağladık.
kısacası aşk filmiydi. klasik bir aşk filmiydi. son 100 yılın yok yok son 1000 yılın en iyi aşk filmiydi diyemem. sıradan bir aşk filmiydi. çok fazla birşey vaad etmiyor. klasik bir hikayesi var.
son olarak allie nin performansını çok beğendim. iyi sevişiyor.*
Tanım: klasik bir hollywood aşk filmiydi.
(bkz: aşk filmi)*
sözlük'te yok!
ama aşağıdakiler belki işinize yarar.
mendilsiz gidilmeyecek filmler listesinde bir numara olmaya aday romantik ve dram yönü de ağır basan bir film. filmde bir çiftin tanışma, kavuşma * ve ayrılık hallerine tanık oluyoruz. aşkı ve koşulsuz sevgiyi en iyi anlatan filmlerden bir tanesi. 'It wasn't over, It still isn't over!" repliğinde ayağa kalkan tüyleri yatıştırmak için, mendilin yanında tarak da bulundurmanızı tavsiye ederim izlerken.
yeşilçam ın fakir erkek fabrikatörün zengin kızının aşkını anlatan hollywood filmi. bi ara hiç bitmeyecek sandım. ben ki desmond bro ile penny yengenin aşkında bile ağlamış adamım bu filmi izlerken tık bile yoktu.
bi de sürpriz falan değil yahu filmin sonu. ben başlar başlamaz(hikayeyi anlatmaya) anladım birinin noah birinin allie olduğunu. et olmadığıma göre filmin sonunu anlamayanlara selam olsun derim sadece.*
--spoiler--
not: o değil de noah da don adamı da baya genişmiş. ikisi de bi kartal tibet etmez birader.
filmden etkilenen, filmin etkisiyle aglayan kisilerin gerekcesi filmin olaganustu bir film olmasi degil; husranla bitmis asklarindan, kendilerinden bir seyler bulmalaridir. eger yakin zamanda cok sevdiginiz birinden -hala sevdiginiz halde- ayrilip sonrasinda bu filmi izlerseniz aglamasaniz da illa ki duygulanirsiniz.
o nedenle filme bok atmak yerine, boylesi bi filmi sevgilisiyle izleme gafletine dusenler duruma bu acidan bakmalidirlar. sevgilinle filmi izlerken, "aa askim biz de ayrilinca sen boyle olacak misin, tekrar boyle birlesebilecek miyiz acaba" filan mi diyeceksin. tabi ki sikilirsiniz da bunalirsiniz da.
kisacasi iyi giden bir iliskisi olan kisilerin buyuk beklentiyle, "kesin aglayacagim" moduyla izlememesi gereken bir film.