Noah: Benimle kalsan ne olur sanki ?
Allie: Seninle kalmak mı neden ? Halimize bak şimdiden kavga etmeye başladık.
Noah: Evet hep böyle yapıyoruz ! Kavga ediyoruz. Ben kibirli sersem biri olmaya başladığım zaman, sen bunu bana söylüyorsun. Sen baş ağrısı olmaya başladığın zaman da, ben sana bunu söylüyorum. Senin duygularını incitmeye korkmuyorum. Çünkü sen yine bir sonraki baş ağrıtıcı bir şeyi yapmaya koyuluyorsun.
Allie: Ne olmuş yani ?
Noah: Yani ilişkimiz kolay olmayacak. Gerçekten zorlu olacak ve buna her gün katlanmak zorunda olacağız. Ama ben bunu istiyorum. Çünkü seni istiyorum. Senin tamamını sonsuza dek istiyorum.
gibi muhteşem replikleriyle gerçek aşkın dibini sunan ve bizleri sonunda ağlatan kusursuz aşk filmi.
4.kez izlememe rağmen hiç sıkılmadan izledim.
Asla gerçekleşmeyecek ne mesafelerin , ne zamanın öldüremediği bir aşkı anlatıyor
Ryan Gosling ve Rachel Mcadams cidden harika oynamışlar.Klasikler listesinde sayabileceğim nadir filmlerden.
Bu arada filmdeki meşur öpüşme sahnesi Mtv Best Kiss ödülü almıştır.
izlemek isteyenler için;
benim gibi romantik filmleri sevmeyen birine bile izletmiştir kendisini bu film. aslında eleştirecek çok noktası var: herşeyi önceden tahmin edebiliyoruz, klasik zengin fakir aşkı, yeşilçamı hatırlatıyor... falan filan. ama film yine de izlettiriyor. güzel kurgulanmış. güzel akıyor hiç sıkmıyor. öyle klasik aşk filmleri gibi filmin sonunda esasoğlan havalimanına koşarak/taksiyle/arabayla/ filan gitmiyor. naif* bi senaryosu var desem doğru olur mu bilmiyorum ama demek istiyorum.
tamam ulen erkeklik bi yere kadar! az daha ağlatacaktı beni bu film. ağlamadım ama valla...
--spoiler--
en etkilendiğim sahne ise gazetedeki o mavi panjurlu evin önünde çekilen esasoğlanın fotoğrafını görüyordu hatun. orası duygulandırdı işte beni. böyle garib gibi filan oldum.
--spoiler--
izlediğim duygusal filmler arasında beni etkileyen ve samimi bulduğum nadir filmlerden.
not : bu arada an itibariyle notebook sevenlerin genelde ergen kızlar olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. twilight ve p.s. i love you'dan nefret ediyorum. sanırım bu durumu kurtarabilir. ve evet ergen bir kız değilim. zaten kız da değilim.
bir erkeğin gerçekten aşık olabileceğini gösteren bir film.ama öyle bir erkeğin bizim karşımıza çıkma olasılığı nedir onu bilemem, herkes allie kadar şanslı olamıyor ne yazıkki.
filmin sonuna gelince de "tanrım beni de böyle al bu dünyadan" dedirtir adeta,herhalde en güzel ölüm şeklidir bu.
tesadüf eseri izlediğim ve iyiki hayatımda tesadüfler oluyo dediğimfilm. filmin hiçbir dakikasında acaba ne kadar kaldı bitmesine diye düşünmediğim baymayan güzel naif tutku dolu bir film. kesinlikle izlenmeli.
amerikan usülü yeşilçam filmi nasıl çekilir deseler cevabı olabilecek nitelikte bir film.
klasik zengin kız fakir oğlan aşkı gibi algılanabilir başta ama konu ilerledikçe ağır basan duygusal yanıyla artık kabak tadı vermiş filmlerden birden ayrılıyor. film ile ilgili ufak detaylara gelecek olursak, özellikle 1940'ların atmosferini başındaki karnaval sahnesiyle oldukça başarılı perdeye taşımış yönetmen. allie'nin gençliğini oynayan Rachel mcadam'ın oyunculuğu müthiş. noah'un Allie'yi o sıkıcı, herşeyin olması gerektiği gibi olduğu yaşamından memnun olduğunu sorduğunda allie'nin "evet" değişinde kendini bulamayan şehir insanı var mı acaba? hepimiz yaptığımız şeyleri mükemmel olmak yolunda yapıyoruz ya da bize yaptırılıyorlar ama hangimiz bunlardan gerçekten keyif ala ala yapıyoruz bize sorarım size?
gerçek aşkın anlamını yitirdiği şu günlerde biraz da olsa o güzel duyguları hatırlamak isteyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir yapım. ama naçizane tavsiyem orijinal dilinde, yanınızda bir sevdicekle izleyiniz. allie'nin noah'a yıkık dökük evde * değişine ayrı bir dikkat edin derim ben.
ingilizce hocamın önerdiği bol bol crylamama sebep vermiş iki gece ard arda izlediğim muhteşem günlük hayatta kimsenin başına gelmeyecek bir aşkın öyküsü. ulaşılmaz aşkı anlattığı için bu kadar güzel.
izleyince insanda filmi canlandırmak isteği oluşan güzelötesi bir aşk filmi..
yahu yoldan geçerken bir gece vakti insanın anayolun ortasına yatası gelir mi hiç, hayır etrafta birini bulsam tutup elinden pam pam diye şarkı söyleyip dansa kaldırıcam o kadar yani....