çok enteresan film serisi. bullet time gibi yenilikçi efektleri, çekim teknikleri ve aksiyonuyla filme kafa yormayı sevmeyen düz adamlar için bile oldukça tatmin edici bir seri iken üzerine kitaplar yazılacak bir alt metin ve felsefe içermektedir. izleyen herkes bir şekilde istediğini alır bu seriden.
ayrıyetten bugün bile dinlediğim efsane grupları tanımama vesile olmuştur kendileri;
"Biliyor musunuz bu biftein var olmadığını biliyorum.
Bunu ağzıma koyduğumda Matrix’in beynime bunun sulu
ve lezzetli olduğunu söylediğini biliyorum.
9 yılın ardından ne fark ettim biliyor musunuz?
Cehalet erdemdir."
Hem yazan hem de Yönetmenliğini yapan iki erkek kardes cinsiyet değiştirmişlerdir. Boyle bir filmi yapan insanlar neden bu kadar bekler ki bu karar icin cok ilginç. Yani özgürsünüz filmdeki olaylar cinsiyet değistirmelerinden daha yadırganası seyler.
evet, inceledikçe bol bol yahudi propagandası çıkan üçlemedir. yahudilikle alakalı çok şey vardır senaryosunda, doğrudur. en basitinden "siyonizm" kelimesi zion'dan gelir. zion ibranice'de sığınak, vadedilmiş toprak anlamına da gelir. wachowski kardeşler de yahudidir.
insanları kolayca eğip bükebilen, içine girebilen ajan smith şeytandır. neo mesihtir. cypher doğruyu bildiği halde nefsine uyan ademoğludur. tarafsız mimar da tanrıdır.
üçlemenin üstüne, aklınızda soru işaretleri kalmaması için the animatrix'i de izlemek gerekir.
Kişiler kendi hayat felsefelerini, dini propagandalarını ekonomik kaynak bulunca bir kaç da zeki, teknolojiden anlayan adamla birleşip çok rahat biçimde yaymışlar.
Üçlemeyi evirdim çevirdim, izledim izledim, aklımda geriye sadece panteist göndermelerle, yahudi çok tanrılı döneminden olan göndermeler hikaye örgüleri kaldı. Özgün anlatış tarzına ve günü yakalayışına, teknolojiyle kendi mitolojisinin arasındaki kılcal damarlarına kadar kusursuz oluşturduğu bağlara bir şey diyemem.
Fakat bu damarın asıl hikayelerini de bilen biri için o kadar da efsane bir film değildir. Asıl bu panteizm ve pagan dönemi yahudiliği ile ilgili kaynak mahiyetinde olan eserlerin yanında varlığa dair güdük kalan bir kavrayış.
edit:götü yiyen eksicilerden biri de gelsin anlatsın sebebini.
bu üçlemenin güzel yanı hala hakkında teoriler olması yani tam kesin yanıt bu diyememeniz , ucu açık olması. tekrar izledim kendi yorumumu ve olan teorileri birleştirip bir açıklama getirmek istiyorum.
ilk filmin sonunda neo smith i yok ediyordu fakat 2. filmde kendisi tekrar geliyor. bunun açıklamasını 2. filmde neo ile kahin in arasında ki bazı programlar ın zamanı dolduğunda kaynağa gitmek yerine matrix te saklandığını söylüyordu. smith te zaten bundan bahsediyor neo ile konuşmasında "emirlere uymayıp burada kaldım" diyor. aslında smith makineler ile insanların arasında barışı getirmek için kahin in oluşturduğu suni bir düşman. peki kahin bunu neden yaptı ? çünkü bundan önce 5 kere tüm "seçilmişler" mimar la karşılaştığında hep zion un kurtulmasını seçiyorlardı zion kurtuluyor ama barış sağlanmıyordu insanlar ve makineler arasında. kahin de bunu farkında olduğu için smith i tekrardan getiriyor(smith in kahin e "anne" demesi). smith matrix te çok güçleniyor,çoğalıyor(kendisinin insanlar için söylediği virüsler gibi) ve makineler kontrol edemiyor. hal böyle olunca kahin tekrardan devreye giriyor ve neo nun zion u seçmek yerine trinity i kurtarmasını sağlıyor(2. film de kahin in neo ya şeker vermesi ve onun kararını değiştrimesi).smith in yok edilmesinin tek yolu onun tekrar kaynağa geri döndürmek fakat kendisi dönmeyeceği için başka bir yol lazım. burada da neo devreye giriyor. kendisi makinaların kaynağına giderek smithle matrix te kapışıyor ve neo yu smith dönüştürüyor. böylece smith kayanağa dönmüş oluyor ve yok ediliyor. neo smith i yok ettiği için insanlar ile makineler arasında bir barış oluyor. bundan önce ki 5 zion un kurtarma senaryosun dan farklı bir yol izliyor kahin(3. film de mimar ın kahin e "tehlikeli bir oyun oynadın" demesi). sonunda kahin in istediği gibi barış oluyor. aslında film makine-insan savaşından daha çok kahin in insanlar ile makineler arasında barış ı sağlamasını anlatan bir film.
ek olarak ta "the one" konusunu bahsedeyim. seçilmiş kişi neo dur. neo nun seçilmiş olmadığını kanıtlamak için gösterilen kahin ile neo nun ilk karşılaşmasında neo seçilmiş kişi olmadığını söylediğinde kahin "maalesef" diyor. ama burada kahin "maalesef seçilmiş kişi değilsin" demiyor orada ki maalesef demesinin sebebi neo nun seçilmiş kişi olmak istememesi bundan dolayı kahin "üzgünüm ama öylesin" manasında malesef diyor. diğer bir kanıt ise neo nun araf(tren istasyonu) tan çıktık tan sonra kahin e gidip gerçek hayatta makineleri nasıl durdurduğunu sorması ve kahin in ise seçilmiş kişinin gücünün yalnızca bu dünya da değil gerçek dünya da da sahip olduğunu belirtmesi. diğer bir kanıt ise neo nun ölen trinity canlandırması yani sadece seçilmişlerin yapabileceği bir şekilde matrix te kuralların dışına çıkabilmesi. kısacası "the one " neo dur.