dan brown'ın sabırsızlıkla beklediğim, ama bir o kadar hayal kırıklığına uğradığım son kitabı. hele o son sayfaları öyle zorlamaydı ki beş sayfa kala bırakıcaktım kitabı resmen. melekler ve şeytanlar, da vinci'nin şifresinden sonra çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı bende. çok merak etmiyorsanız, hiç bulaşmayın derim.
son sayfalarıyla büyük hayalkırıklığı yaratan kitap. kitap boyunca antik gizemler diyip okuyucuyu heyecanlandırıyor. kitabın sonunda onu incil'e bağlıyor. resmen rezalet ya. bunun için mi bekledik yani!
--spoiler-- dan brown, gene allem etmiş kallem etmiş çeşitli gizemler, puzzlelarla bizleri mest etmek istemiş ama bu sefer olmamış. bir defa kitabın heyecanını iyi ayarlayamamış. kitabın ismi kayıp sembol ancak 500 sayfa sonunda peter solomon tarafından söylenen, ''bizim piramitle sakladığımız sır, aslında incil... biliyor muydun langdon, kem küm. washington anıtının dibine incil koyarak bunu simgeleştirdik, nasılız ?'' falan, bunlar yanlış şeyler. zaten hikaye boyunca bayıklığı hissediyor, dan brownın kitabın sonunda antik gizem diye önünüze somut bir şey koyamayacağını anlıyorsunuz. bunu anladığınızda da kitabı okumak çile haline geliyor. malakhla katherine in 5. bölümdeki kovalamacası, langdon ın sıvı oksijenle ruh uykusuna yatırılıp 30 sayfa boyunca okuyucu ''öldü mü lan cidden?'' diye süründürmesi, ''langdon ölümden döner ama nasıl döner?'' diye kıvratması kitabın en güzel tarafları. özetle da vinci nin şifresinin sonundaki gül çizgisi olayıyla gönlümü çalmış dan brown a bu kitabı yakıştıramadım. aceleye getirmiş gibi. kryptos a abanabilirmiş sanki biraz daha.
--spoiler-- http://www.youtube.com/watch?v=xck0aq4tyyu
edit: son bir şey daha... google görseller başucunuzda olsun. aldığınız zevk katlanır.
bugün bitirmiş olduğum kitap.
dan browndan çok daha iyisini bekliyordum. bir ihanet noktasından dijital kaleden sonra çok sönüktü. betimlemelere çok fazla yer vermiş olmasıda kitabın akıcılığını, heyecanını yarıda kesti bölümler boyunca. kısacası hayal kırıklığıydı.
(bkz: hiç bu kadarını bekliyordum aslında.. dan brown olduğu için hiç bu kadarını bekliyordum.)
şu anda bitirmiş bulunuyorum harika bir kitap adam aşmış kendini her ne kadar incille ilgili çok bilgi içersede (e adam onu görüp büyümüş normal) fazla bilgi göz çıkarmaz.
kitapta ne ararsan var bilim var , teknoloji var , tarih var , coğrafya var , polisiye var , sürükleyicilik macera ne ararsan var.sonunda ki konular tartışma götürür fakat gayet mantıklı üzerine düşünülüp araştırılması gereken olgular.
sonu çok havada biten kitap. tabii üstün edebi bilgimle söyledim bunu hıhım. neyse sikindirik edebiyat bilgimle beğenmediğim kitap efendim. bir melekler ve şeytanlardan sonra çok daha fazla şeyler beklenmekteydi. çok tahmin edilebilir kötü karakter seçimi, bahsi geçen yerlerin -bana göre- etkileyeci olmaması falan da filan.
masonluğun dışa kapalı,tamamen içe dönük, siyaset ve dinin konuşulmasının yasak olduğu bir yapısı olduğunu gözler önüne seren ve özünde masonluğun ne övüldüğü ne de yerildiği bir kitaptır.
dan brown'ın kötü adam, güzel kadın, robert langdon üçlüsünün üzerinde dönen kitaplarının en kötüsü. bilgi verilmek için kasılmalar, heyecan katmak için çırpınan bir polisiye insanı heyecana değil sıkıntıya sürüklüyor. yine olayın içine girmesi için davet alan robert langdonlı bu kitaplar agatha christie serilerini andırmaya başladı. yaşasın adam fawer.
şöyle bir (komplo) teorim var Dan Brown ve kitaplarıyla ilgili:
insanlığın gün geçtikçe aydınlanmak yerine cehaletin kör kuyularında kaybolduğunu farkedenler, bu cahil, aymaz kalabalığa popüler edebiyat yoluyla bilgi kırıntıları mayalamak istemişler. Konuya meraklı insanların google'layıp bulamadığı hiçbir fazladan bilgi içermiyor çünkü kitap.
Ama böyle bilmeceli, kovalamacalı, zamana karşı yarışmalı olmasa bu "kalın" kitap da ilk baskısını 1 milyon yapmazdı sanırım.
--spoiler--
konuyla daha önce "masonlar şeytandır"dan başka bilgisi olmayanları şaşırtacak bir iki detay var: ilahi dinlerin hiçbirini reddetmezler, aksine üç büyük kitaba saygı duyarlar.
Apocalypse "kıyamet" demek değildir, aydınlanmanın yayılımını temsil eder.
Yaşadığı dönemin diliyle, kendi anadilinde yazılmış bir edebi eseri bile metin incelemesi yapamadan, metaforları, göndermeleri anlamadan "giriş-gelişme-sonuç" diye okuyan kalabalığın kendi anadilinde yazılmamış din kitaplarından herhangi bir şey anlamamış olmaları çok da garip değil.
(#6141616) şunu dan brown yazsa eksilemezdiniz değil mi?
Eski kitapların tekrarı. Açılış sahnesi aynı, kurgulama aynı. Heyecanla beklediğiniz kayıp sembol ise bilinen bir şey. Yeni bir fikir yok. Okumaya değmez.
dan brown un yaratıcılık adına sınıfta kaldığı, sürekli dön dolaş önceki kitaplarındaki olay kurgularını tekrar ettiği kitap.
kitap tamamen hristiyanlık ve masonluk övgüleri ile dolu ve bunun için yazılmış. da vinci şifresinden sonra dan brown imana gelmiş ve kiliseden özür dilemiş gibi geldi bana. kitapta merak duygusu iyi kullanılmış ama sonunda kayıp mesaj bulunduğunda afallamıyorsunuz ve dan brown a kızıyorsunuz adeta, bu muydu senin mesajın diye. tek afalladığınız ibnül arabi nin vahdeti vücut felsefesinin izleri o kadar. yani insanın tanrı olabileceği, tanrıyı içinde taşıdığı hadisesi. insan zihninin varabileceği nokta ve zihnin tanrıdan parçalar taşıdığı. ama neticede bu da yeni birşey değil tabiki.yıllar önce, çok daha alaları söylenmiş ve yazılmış. kitabın bu noktada tek getirdiği yenilik, noetik bilimini kamuoyunun bilgisine sunmak o kadar.
sonuçta, kitap bir klasik değil, melekler ve şeytanlar gibi. olay örgüsü zayıf ve sadece malakh karakteri kitaba zevk katıyor o kadar. ama illaki, arkadaş ben bu adamın ve kitaplarının hastasıyım diyecekseniz alın okuyun derim. neticede kitap sizi sıkmaz, okunur. amma velakin beklentileriniz ve sonucunda hayal kırıklıklarınız yanınıza kar kalır, benden söylemesi...
dan brown un yine ustalığını konuşturduğu kitap. robert langdon diğer iki kitaptaki gibi başrolde. diğer dört kitaptaki gibi sırlar, şifreler vs. var. yine diğer dört kitaptaki gibi kitap ortalama 5-6 sayfalık bölümlere ayrılmış ve bölümlerdeki son cümleyi okuyunca diğer bölümü de okumak zorunda kalıyorsunuz. yeter artık kapatmam lazım derken bile en az 10 sayfa okutuyor.
aslında kitap başlarda biraz sıkıcı ama langdon ın senato binasına gelmesiyle, kütüphaneye kaçması arasındaki kısım insana kitabı bıraktırmıyor.
--spoiler--
öncelikle kitap, yazarın daha önceki kitaplarının yanında çok sönük kalmış.
bunun bir sebebi de belki de bu kitapta da vinci şifresine nazaran biraz kilise ve hristiyanlık ile barışmış olan görüntüsü olabilir. öte yandan insanı rahatsız eden de. yani, bir önceki ktapta sen git isanın uzak torunu ile takıl sonra gel bu kitapta sana incilin aslında bir çok şeyi doğru anlattığı anlatıslın dursun. elbette olabilir sonuçta kurgudur ama kitap kendi için karakterlerin ağzından, eski kitaplara referasnlar veriyor olduğu için insan da doğal olarak bir süreklilik bekliyor. ama o yok işte. yani msonların üstad-ı azamı tutup isa şöyle iyi adamdı böyle muhteşemdi diye anlatırken, landondan "isayı da biliriz hatta torununu yemişiliğim var demesini" bekliyor insan ama sanki onlar hiç yaşanmamış gibi, hadi ya vay be falan gibi tepkiler veriyor langdon.
bunların yanında hikaye çok şablon olmuş. diğer tüm kitaplarında ki şablona uygun ilerliyor herşey. farklı bir şey pek yok. ilgi çekecek bir şey de pek yok bu sebepten dolayı. insan simgesel olarak aslında çok farklı olan bir şeyi ilk kez öğrenmek üzere olduğunu o noktaya gelmeden hemen anlıyor. ha siktir ya tepkisi vermiyor o sebeple. himm böyleymiş diyor.
--spoiler--
google earth artık street view özelliği sunuyor. kitapta bahsedilen tüm binaları eş zamanlı olarak google earthten kontrol ederek, okuyunca daha zevkli oluyor.
bunun korsanını orijinalinden tararken sayfaları kullandıkları ocr'ı sikeyim.
rı yanyana geldiğinde n okumuş. m harfini rın okumuş ya da tam tersi. katherine lerin hepsini katillem okumuş. insan tam okumaya başlayıp hızlı hızlı yardırıken ortasında zınk diye kalıp geri dönüyor. gittik orijinaline bastık 30 lira onu aldık bu sebepten.
insanda bellek kaybına neden olan kitaptır. biran önce kitabı okuyup bitirme isteği ve kitap içindeki fazla bilgiden kaynaklı bir kafa karışıklıklığı doğurabilir. aman dikkat.
beşiktaşta bir kitapçının 30 yerine 21 tl ye orjinalini sattığı dan brown'un son kitabı. ayrıca yemek yeme saatlerimi sürekli erteleten kitaptır. senin yüzünden bişey yiyemiyorum allahsız kitap!
sonunda türkçe baskısı çıkan dan brown'un son kitabı. kendisi de bizzat ülkemize gelmiş tanıtım için.
yalnız fiyatı çok az buldum ben 30 tl'ye ne yayıncı kazanır ne yazar kazanır. anca okurun işine gelir bu fiyat bilhassa öğrenci işi olmuş tam. siz gidip de 30 liraya bu kitabı satarsanız 5 liraya korsanı varken kim alsın he 6 katını verip de? sonra sağda solda 'bizim milletimiz anlamaz arkadaş, korsan niye şöyle böyle bıkbıkbıkbık....' demi? geçiceksiniz bu işleri.
10 aralık 2009 itibari ile türkçe olarak de yayınlanan altın kitaplardan çıkan dan brown müdavimlerinin ilgi ile beklediği kitap. ilk çıktığı gün 1.000.000 adet satsa da türkiyede ilk baskı 150.000 adettir.
(bkz: kayıp sembol)
(bkz: dan brown)