Sakince, anlayarak, özümseyerek, ulan hadi bi ekşın olsun artık beaaağğ kafasıyla değil de yüreğiyle izleyenler birçok detay, ayrıntı ve en önemlisi kendilerini bulacaklardır.
Hiçbir sahne atlanmadan izlenmeli. Heyecan aksiyon gerilimden ziyade psikoloji temalı film arayışında olanlar kesinlikle tatmin olacaklardır.
Savaşların insan psikolojisini ve ruhunu ne denli tetiklediğini gösteren en iyi savaş karşıtı filmlerden olabilir.
Karakterlerin başlarına gelen travmalarla yaşadıkları değişimler ile üzer, iç ısıtan dostluk sahneleri ile mutlu eder ve Rus ruleti sahnesinde ise...
izleyiniz efendim. Önerene teşekkürlerimi sunuyorum.
--spoiler--
gözünü kırpmadan geyikleri öldüren Michael'ın savaştan sonra merhamet duygusuyla geyiği özgür bırakması en etkileyici sahneydi.
--spoiler--
bir akraba düğününde 1 saat bile kalmayan bana, 40 dakika boyunca düğün izletmeyi başarmış bir yapım. *
işin şaka tarafı tabi, belki bu düğün o kadar uzun tutulmasaydı aradan geçen bir kaç dakika sonra, vietnam'da annesinin kucağında vurulan bebeği yeme kavgasına girişen domuzların (bildiğin domuz) bizde yarattığı şok böylesine etkileyici olmazdı.
şahsen onsavaşın gerçekçiliği açısından oldukça başarılı buldum. aslında savaştan çok savaş zamanında 3 yakın arkadaşın yaşadıklarını izliyoruz. bu bakımdan güle oynaya, kendinden emin, kimi nasıl vuracağına dair bahse giren adamların vietnam 'ı yaşayınca nasıl da değiştiğine şahit oluyoruz.
3 saatlik süresi gözünüzü korkutmasın.su gibi akıp gidiyor.
savaşın bireyler ve ufak bir kasaba üzerine etkileri anlatılmış olan film. yalın bir anlatım yolu izlemiş yönetmen, şaşaalı diyaloglara falan da girmemiş. rus ruleti sahneleri tabii ki insanın kanını donduruyor, özellikle son sahne. ama film sanki duyguları izleyiciye yansıtmakta biraz eksik kalmış. ya da benim mallığımdır o belki.
meryl streep gerçekten bambaşka bir aktrismiş, tekrar anladım.
de niro ile christopher walken, özellikle walken filmde aşmış geçmiş rol kesme bakımından. filmin başındaki ruh hâleti ile sonundakine bakın, adam oynamış hocam!
john cazale gerçekten yakında ölecek bir insan yüzü ile gözüktü filmde, ya da aynı yıl öldüğünü bildiğim için ben mi öyle baktım.
filmin sonundaki milli marş sekansını tam çözemedim, yönetmen ironi mi yapmış kafamda bir ihtimal olarak kaldı.
meryl streep`in duru oyunculugu izlemeye doyulmaz. hangisi kotudur ki... dugun sahnesi soylenenlerin aksine harikadir.
savasa gidecek genclerin neseli gorunme , kaygisizlik duygulari arkasindaki gizli endise ve gerilimi hissedebilirsiniz.
geyik avi sahneleri de cok guzeldir.
sivil hayatın bütün canlılığı ile yansıtıldığı bölüm biraz uzundur ama belki de ikinci kısmın ağırlığını ve gerçekçiliğini ortaya çıkarmak için başvurulmuştur.
ne kadar dikkatli izlesende ''bişey kaçırdım galiba'' hissiyatı veren filmdir.filmin başındaki düğün sahnesi gereksizdir.izlenmese bile olur.rus ruleti sahnesi izleyenin ömrü boyunca unutamayacağı sahnelerdendir.hatta uzunca bir sekanstır.
korku, arkadaşlık, dostluğa ihanet ve aşk üzerine bütün duyguları olduğu gibi; çıplak anlatmayı başarmış bir filmdir. de niro' nun ilk başyapıtlarındandır. vietnam travmasının yokettiği asker rolünde christopher walken ilk ışıltılarını bu filmde yansıtmış, ve john cazale' de 3 filmlik kariyerinin en iyi oyununu sunmuştur. zira kendisi bu filmin çekimleri bittiğinde hayata gözlerini yummuştur. bir rivayete göre the godfather' ın setinde hastalığa yakalanmış; bu filmde oynayacak gücü olmadığı halde ve ölümü beklenmesine rağmen, nişanlısı meryl streep' in ısrarı ile oynamıştır. freddie carleone rolüyle lazandığı şöhreti bu filmle ikiye katlamıştır.
The deer hunter, anti-militarist ve "ırk" esasına kurulmuş, vietnam sendromu'nu gözler önüne seren, bir cimino filmidir. Bolşeviklerden kaçan rus göçmen kentinde üç arkadaşın hayatı anlatır. Filmi üçe bölmek gerekirse; üç bölümden oluşuyor.
Savaş öncesi ve düğün bölümü,
savaş,
savaş sonrası...
Spoiler vermek istemiyorum. avcılıktan veyahut savaş filmlerden öte bir film. Ha! Roberto de niro'yu unutmayalım. Tek atış.