tezer özlü

entry268 galeri15 video1
    68.
  1. 67.
  2. "Kimse senin kadar güzel, hiç kimse senin kadar canlı gitmedi ölüme."
    Yaşamın Ucuna Yolculuk syf:9
    4 ...
  3. 66.
  4. bir diş ağrısı seni hatırlatmaya yeter tezer.
    6 ...
  5. 65.
  6. "Öykü ve şiir yaratmak için doğmuş olanlar, aşık olmakla yetinemezler, çünkü aşkın sanatsal bir yapıtı oluşturacak entelektüel örgüsü yoktur."
    2 ...
  7. 64.
  8. "Bizi saran sıcaklığın. Soğuyan gecelerin. Ve geceleri bürüyen yıldızların. Ve dolunayın. Ve dolunayla birlikte uykusuz kalan insanların. Dolunayla birlikte uykusuz kalınan gecelerin soluk, sisli sabahlarında ölümü bekleyen insanların.
    (Ölüm de bir günlük olay değil mi ? )
    Bizi saran sıcaklığın. Soğuyan gecelerin. Ve geceleri bürüyen yıldızların. iki insanın sarılarak geçirdiği bu sarsıntı özü olmalı evrenin. Sonsuza dek varan, var eden, yaşatan, yaşamı ileri çağlara doğru devreden bu birleşme..."
    5 ...
  9. 63.
  10. "işte gene uyumam için bir neden yok.Uyanmam için de.Bunları ben mi düşünüyorum?Yoksa Söylüyor muyum?Oysa bambaşka yerdeyim.Sana sarılıp yatarsam ,çocukluğumdayım."
    1 ...
  11. 62.
  12. intihari secen kadinlari sevdigimden midir bilmem ama, benim agzimdan cikamayanlari yazanlardan biridir.
    1 ...
  13. 61.
  14. “Şimdi sen bir anısın. Tenin herhangi bir yerde sürdürecek yaşamını.Hiçbir sevginin ardından gidemem.Sevgi inandırıcı değildir. Düşüncelerin bulduğu, düşüncelerin biçimlendirdiği bir durumdur. Düşünüldüğü oranda büyür, derinleşir, büyütülür, derinleştirilir. O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır, ulaştırılır.Gerçekleştirilemez. Soyutlaşır. Ve hiçbir zaman bitmez.Yaşam gibi. Ölüm gibi.”
    3 ...
  15. 60.
  16. çok çok iyi yazar. edebiyatın incisi, bir tanesi.
    der ki; "Hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok... "
    2 ...
  17. 59.
  18. yalnızken okuyanı, yalnızlığını paylaşmaya itebilen kitaplara sahiptir. ansızın gidişlerin, mükemmel örneği, nilgün marmara ile birlikte, edebiyatın oldukça erken öksüz bırakan insanlarından biridir. dilersiniz ki; yaşamın ucuna yolculuk'u, bu kadar çabuk bitmeseydi, bir kaç ömür daha yaşayabilseydi...
    4 ...
  19. 58.
  20. 57.
  21. 56.
  22. --spoiler--
    "burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi."
    --spoiler--

    sadece bu sözü çok şey anlatan nadide yazarımız, değerimiz.
    2 ...
  23. 55.
  24. bütün yazdıkları yaşamın ucunda yolculuk tadındaysa pek özel bir tarafının olmadığına kanaat getirdiğim yazar. fazlaca abartılmış biridir kendisi, gerçi günümüz ergeni bu şekilde çok yazar bulup yüceltmiştir bundan dolayı abartılışına şaşırılmamalıdır.
    1 ...
  25. 54.
  26. --spoiler--
    Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.
    --spoiler--

    tezer özlü.
    3 ...
  27. 53.
  28. 18'inden gün almış, "hayat çok kötü aslında yahhhh" modunda ortalarda dolaşan hanım kızlarımızın favorisi olan yazar. bir de bu kızlarımızın yabancı favorisi için ;

    (bkz: sylvıa plath)
    0 ...
  29. 52.
  30. ''tanrının var olmayacağına inandığım geceye dek,ona hepimiz için uzun uzun yakarıyorum. artık yakarmama gerek kalmadı.istediğimi düşünebilirim'' diyen güzel insan
    3 ...
  31. 51.
  32. yasarken degeri bilinmeyen insanlardan biri daha, benim icin en onemlisi. hos bilinseydi benim asik oldugum tezer olurmuydu bilinmez. " hic kimseyle yaşlanmak istemiyorum, kendimle bile " dedi. ve erkenden gitti. asiyan'daki kabrinde rahat uyu prenses.
    1 ...
  33. 50.
  34. 49.
  35. bugün yaşadıklarımızı tezer özlü yıllar önce şu sözlerle özetlemiş:burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.haklı değil mi sizce de ?
    2 ...
  36. 48.
  37. "burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkes" sözüyle beni etkilemiş olan muhterem edebiyat yazarlarımızdan.
    2 ...
  38. 47.
  39. Yazılarının ve haliyle düşünsel atmosferinin kavranılabilmesi için Pavese'nin okunmasının zaruri olduğu yazar
    1 ...
  40. 46.
  41. --spoiler--
    bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım.
    inemiyorum.
    yaşayamıyorum
    ölemiyorum.
    --spoiler--
    4 ...
  42. 45.
  43. yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. çıldırmanın beni ne kadar ilgilendirdiğini bilmiyorum, bu yüzden onu kendi kafamda ve beynimde yaşamaya kalktım. akıl ve çılgınlık arasındaki ufak, yıldırım hızına sahip atlayışı sözcüklerle nasıl anlatabilirim. beyin, düşünce kendini özgürleştiriyor, fırlıyor, bir roket gibi evrene, boşluğa, sonsuz boşluğa. onunla birlikte gövde de. ya da gövde kalıyor da, düşünce gövdeyi koparıp sonsuz boşluğa doğru uçmaya başlıyor. acı veren bir şey bu. çok acı veren. ürküten. hem de nasıl ürküten! çılgınlığı bilmeden aklın sınırları son derece can sıkıcı. kabul edilemez. yetersiz. aklın dünyası dışında başka şeyler olmalıydı. ben çılgınlık dünyasının en derin, en uzun, en sonsuz yolculuğunu yaptım.

    en acı veren yolculuğu. tüm öbür acılar, akıldan çılgınlığa geçişle karşılaştırıldığında kabul edilir. çılgınlık yoluyla kurtuluşumu ne büyük bir cesaretle tamamladım, tüm acılardan, tüm gövdelerden, güneşlerden, ana-babalardan ve çocuklardan, güvenden ve güvensizlikten, tüm düzenlerden.
    düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. hiçbir şey. hiçbir korku… aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. sakin ol. öylece dur. yaşamdan geç. anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelere otur- artık hiçbir yerdesin.

    tüm raylardan git, denizin her türlü grisinin tadını çıkart. çılgınlığın boyutları yok. sallanan, boyutsuz bir boşluk. orada daha yüksek, daha geniş, daha derin algılanıyor, boyut yok. oluşumunu yaratan spermalara dek geri gidebilir düşüncen. kendi embriyonluğunu anımsayabilirsin, annenin karnında geçirdiğin ayları, orada kalıp gün ışığı görmek istemeyişini. çılgınlığın evreninde yükselmeye başladığın anlar ne büyük acı verir. gövdenin ayrıdığı anlar.

    otuz yaşım ile kırk arasında ne akıllı ne de çılgındım. bu ikisinin ötesinde kalıp olup bitene seyirci oldum ve dünyayı kavradığımı sandım. i̇lk kez gördüm denizlerini. i̇lk kez güneşin altında yattım. gecelerinde dolaştım. bir çocuk bile doğurdum, benim anneme yabancı olduğum gibi o da bana yabancı. evet dünyayı kavradığımı sandım. politikası, toplumsal yapıları, sömürenleri, sömürülenleri ile ilgilendim.ben ne sömüren ne de sömürülendim. kırk yaşımda başlamam ya da bitirmem gerekeni bitirdiğimi sanıyordum. bir insan yaşamı kırk yıl da olabilir… olmalı.

    bir ölüm özlemi değil bu. özlemlerim kalmadı. ben aslında sürekli özlüyor ve bir özlem durumunda yaşıyorum.. bu yüzden özlemlerim yok. yalnız bir kavrama bu. bütünselliğin kavranması. bitirilmişliğin. bir yolculuğun sonu. başlangıcı olmayan yatay bir yolculuğun sonu. kendi yuvarladığım çevresinde dönen bir yolculuğun. şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. yenmiş yemekleri yeniden yiyiyorum. sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum. şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. şimdi açlığımla yeniden acıkıyorum.şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum.şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde, yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umarsamazlıkla dolaşıyorum.tartışmaları biliyorum. duyguları. korkuları. sözcükleri. her dili anlıyorum. anlıyor ama kavrayamıyorum.


    tezer özlü
    berlin 31 ekim 19
    2 ...
  44. 44.
  45. kitaplarında sık sık Pavese den alıntılar yapmasından (bkz: Cesare Pavese) ye olan hayranlığını anlamamak mümkün değildir.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük