tezer özlü

entry268 galeri15 video1
    18.
  1. en yakın arkadaşlarından biri(birincisi), kendisi gibi yazar olan leyla erbil'miş.. 1956 yılında başlayan arkadaşlıkları, 1973 yılında - her durum ve her şartta birliktelik ihtiva eden- derin bir dostluğa dönüşmüş. ta ki 1986'ya kadar..

    tezer özlü falanca(dönem ve dönemin getirdiği genel sıkıntılar sebebiyle.. 1980-81-82) sebeplerden dolayı yurt dışında ikâmet etmeye başlıyor (ya da gerçekten! nefes almak için diyelim biz buna) iş bu durumda, şartlar gerektirdiği üzre mektuplaşarak haberleşmeye başlıyor pek kıymetli dostuyla. zaman içinde söz veriyorlar birbirlerine günün birinde mektuplarını yayınlamak için.. ki o mektuplarda buluyoruz samimiyeti ve çıkarsız kendinliği.

    maalesef tezer özlü'nün ömrü yetmiyor verdiği sözü tutmaya. leyla erbil yayınlıyor gün gelip de bu mektupları bir kitapla "tezer özlü'den leyla erbil'e mektuplar" adı altında. ne hoştur ki, mektuplarda en gerçek haliyle rastlıyoruz tezer özlü'ye. ve bunu izah edercesine; "duyguların, duyumların, düşüncelerin, dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar" der mektupları içeren kitabın arka kapağı; samimiyete sahip çıkmaya soyunmuş gibi. mektup yazası geliyor insanın, yazdıklarını yırtıp atmayası geliyor.

    dostluklarına ve farkındalıklarına hayran olmamak elde değil bu mektupları hatmedince. ve elde değil umutlanmamak.

    ilk.. berlin/27 mart 1982

    "sevgili leyla'cığım..

    en sevgili arkadaşıma üç aydır mektup yazamadım. bunun baş nedeni, bir "iç monolog" olarak sürekli seninle konuşmam. bu denli çok konuşunca da oturup bir türlü yazamıyorum. çünkü birçok olayda benimle birliktesin. her şeyi sana duyururcasına yazıyor, yaşıyor, görüyorum. hemen her anımı seninle bölüşüyor, içimden sana anlatıyorum.

    bana yazdığın mektup bir şahserdi. onu belki "izninle" bir kitapta (tabi kitap yazabilirsem) kullanırım. belki sende bir kopyası yoktur, ama ben böyle mektupları sürekli saklarım, değerlerini bilirim. zaten yazan insanın benim için en ilginç verileri mektupları. insan mektuplarını kendi iç dünyasına en yakın olarak yazabiliyor"
    19 ...
  2. 17.
  3. tezer özlü yara deşmeye başlamasıyla beraber nefes aldığı her an kanamaya başlamış ve bunu bize damlatmayı başarmıştır. yaşamın ucuna yolculuk kitabında kendimizi çıkmaz sokaklarla dolu bir mahallede bulmamız aslında bundandır. o sokaklarda cinayetler işlendi, o sokaklarda kadınlara tecavüz edildi, o sokaklarda duvarlara isyan sloganları yazıldı, o sokaklarda sevgililer birbirlerine sarılıp kalma yeminleri ettiler. yine o sokaklarda kuşları boyunlarından, delileri kanatlarından vurmasını öğrendik biz. birgün üzerimize geleceklerini bildiğimiz halde, herşeyimiz yaptık biz o duvarları.

    tezer'e göre bir yara varsa eğer iyileşmesi mümkün değildi. kabuk sadece zaman kazanmak, hisleri nasırlaştırmaktı. direksiyonun başındaki tezer, o çıkmaz sokaklarda kendi üzerine sürdü cümlelerini. deşmeye devam etti. o her deşişinde, biz o'na işaret parmağı görevi yükledik bize gösterdikleri adına. bize göre hayat, her problemde bir parça yanlış telaffuz edilmiş, muhakkak bir parça eksiklikten ibaretti.. çok sonra arkamıza dönüp baktığımızda, bu yaşanılanların getirisi olarak yüreğimizde hep, kan dolu bir avucun dört parmak izini bulacaktık. çünkü bir müddet sonra tezer kan kaybından ölecek, kopmuş işaret parmağı bir daha yerine dikilemeyecekti.
    6 ...
  4. 16.
  5. "arkadaş dediğin istediği takdirde arkadaşıyla yatar. yoksa arkadaş değildir." gibisinden sözlere sahip, kocaman bir kitap koleksiyonu olmamasına rağmen (bkz: yaşamın ucuna yolculuk)kitabıyla küt olmayı başarmış ve birazda memleketimize has (bkz: ölüsevici kültür) sayesinde anılmaya devam eden pavese tutkunu "lirik prenses".

    şu sıralar yaşamın ucuna yolculuk kitabını yana döne aramaktayım. *
    3 ...
  6. 15.
  7. her ne kadar burjuva solcusu da olsa, benim 'lirik prenses'imdir. çok özelimdir.
    kendisi de benim gibi camel tiryakisidir. sevgi(m)dir. saygı(m)dır.
    6 ...
  8. 14.
  9. KISA BiR HAYAT

    10 Eylül 1943 yılında Simavda doğdu. Ailesinin çalışma koşulları nedeniyle değişik yerlerde geçer çocukluğu. Avusturya Kız Lisesinde başladığı öğrenim hayatını daha sonra dışardan girdiği sınavlarla tamamlar. Ankaradaki sanat tiyatrosu çevresinde bir süre yer alır. 1961 yılında çıktığı yurtdışında ilk evliliğini yapan Özlü bir süre yurtdışında yaşar. Ancak yaşamın yerleşikliği onun yolculuk ve arayış özelliğine karşı pek de direnmez. 1968 de yurda geri döner ve ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten bir kızı olan Özlü için durmak ve olduğu yerden başlamak pek de katlanabilir bir durum değildir. Ardında bıraktığı kentlerden öyküler çıkarır. Gittiği kentlerde bu öykülere izler açar. Hem kendi kaybedişinin izini sürer hem de onu anlatanların mirasına bağlılıkla yol alır. Aldığı her yol, onun ve yaşamını yarıda acı ile bırakmak isteyenlerin kararlı takipçiliğini sürdürür. 1981 de gittiği Zürih te üçüncü evliliğini yapacağı kişiyle tanışır. Bu tanışıklık ve içindeki beş yıllık süre Özlü için yaşamın yazdıklarına emanet edilmesi ve yazımının özgün bir dizin oluşturacak kadar içerden sarsıntılar, tepkiler ve yaratımlarla dolu olmasıdır. Bu yaratım Özlü yü yaşam karşısında sadece 41 yıl tutabilmiştir.
    3 ...
  10. 13.
  11. teknik açıdan "mekan"ı özellikle "yaşamın kıyısına yolculuk" * da çok iyi kullanmayı başarmış ki mekan psikoloji arasında eşdüzlem bir hareket ve duygu yoğunluğu ile mekanın işleniş volümü arasında ciddi bir denklik dikkatimi çekmekte.

    büyük hayranı olduğu cesare pavese ile farklı yıllarda da olsa aynı gün doğmuştur,sonları da birbirine benzer zaten.
    4 ...
  12. 12.
  13. göğüs kanserinden dolayı vefat eden yazar. Tezer Özlü'nün beğenmediği insan tiplerinden bazıları:

    Lodosta başı ağrımayanlar

    Uçakta iştahla yemek yiyenler

    Karı veya kocasına hayranlık duyanlar

    Sabahları genel konular üzerine konuşabilenler

    Âşık olunca, ömür boyu sürecek eşlerini bulduklarını sananlar

    Kendilerine hâkim olmaları gerektiğini sananlar

    Görgüden söz edenler

    insan dramının bilincinde olmayanlar
    *
    9 ...
  14. 11.
  15. Erken ölen her insan gibi o da belleklerde ayrı bir yer edinmiştir. Yazarlık serüveni boyunca svevo, pavese, kafka gibi yazarlardan etkilendiğini eserlerinde daima belli etmişti. "Çocukluğun soğuk geceleri" bir ilk gençlik romanı gibidir. ama yaşamın ucuna yolculukta çok daha açık olmak üzere hep bir intihar izleği olmuştur kitaplarında. intihar onun yaşamında belki de bir görüntüydü sadece. Çünkü onun yaşamı başka bir yönde ilerliyordu. Türk edebiyatının gamlı prensesi oldu. Yazar Demir Özlü'nün kardeşiydi.
    5 ...
  16. 10.
  17. mitik bir yazar. yarattığı çemberin etrafında dönüp dururken ölmek, intihar, gece ve umutsuzluk kelimelerini sayıklıyor. çoğu zaman iyi yapıyor iyi ki de yapıyor. sürekli zikrettiği müntehirlerse hemingway, pavese..
    hiçbir şey aramamak için kendi başıma ormana gittim, niyetim buydu..
    2 ...
  18. 9.
  19. kitapları başucu eserim olan yazardır. "her varolus kendisiyle birlikte ölümü de getirmiyor mu" diyebilmiş bir yazardır.
    6 ...
  20. 8.
  21. Bütün kitaplarını okudum da en güzeli 'yaşamın ucuna yolculuk'tur. Beni derinden etkileyen kitaplardan biridir... Onun kitaplarını trende okumak daha bir güzeldir...
    3 ...
  22. 7.
  23. Cümlelerden (sayfa 31- 33) :

    -Hiç kimseyle kendimle bile yaşlanmak istemiyorum.
    -Sağlıklı kalmak için koşamam. Soluk alayım yeter.
    -Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.
    -Ben, belli bir ülkesi olmayan insanlardanım.
    -Son bireye kadar savaşmak, kendini feda etmek, yanlış bir kahramanlıktır.
    -Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü.
    -Dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı.
    -Uzandığımda herşey üzerime yığıldı. Tavana kadar uzanan çini soba, duvar kağıtları, kentler. Yorgunum.
    -Gece, gündüzün devamı değildir.
    -Asalet ve rütbe ile ilgili kavramları hiçbir dilde öğrenmeyi başaramadım.
    -Meyhanelerde umutsuz bir bekleyiş vardır –kendi kendini bekleyiş.
    -insanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur.
    -Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yaşamım bitti. Bilmiyorum, nerede, ne zaman. Ve işte o bittiği yerde başladı. Acının sonunda. Acı ile.
    -Bittim, yaşamımı kapattım.
    11 ...
  24. 6.
  25. okurken duvarları üzerinize üzerinize getiren, nefes almayı zorlaştıran, yerin dibine çeken yegane yazarlardan. evet varlık yoklukla karışıyor ve geriye kalan tek gerçek şey ise çekilen acı oluyor.

    "her anı ölüdür.
    şimdi sen de bir anısın. sen de ölüsün. her zaman benimle birlikte olan, birlikte taşıdığım, yaşadığım sözcüklerime dönmem gerek. sözcüklerim olmadan, o gökyüzüne nasıl dayanabilirdim. o caddeye, o geceye, gecelere, uykuyla uyanıklık arasında öyle yatıp uyuyamadığım için sinirlendiğim ve herşeyi düşünüp, kalkıp düşündüklerimi sözcüklere çeviremediğim gecelere. ya da uykunun ölümsü derinliğinde var oluşumuzun küçüklüğünü algıladığım gecelere. bu yaşam, beni ancak içimde esen rüzgarları, içimde seven sevgileri, içimde ölen ölümü, içimden taşımak isteyen yaşamı, sözcüklere dönüşturebildiğim zaman ve sözcükler, o rüzgara, o ölüme, o sevgiye yaklaşabildiği zaman dolduruyor."
    (yaşamın ucuna yolculuk)
    8 ...
  26. 5.
  27. yaşamın ucuna yolculuk
    çocukluğun soğuk geceleri
    kalanlar
    eski bahçe eski sevgi
    tezer özlü' den leyla erbil' e mektuplar
    zaman dışı yaşam

    adlı eserleri bulunan efsanevi yazar.

    demir özlü' nün de kardeşidir ayrıca.
    2 ...
  28. 4.
  29. insan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. o denli doyumsuzdur. ve acısıda o denli büyük. yaşam acısı.
    özlemlerim kalmadı. ben aslında sürekli özlüyor ve bir özlem durumunda yaşıyorum. bu yüzden özlemlerim yok.
    acı içinde sevinç, gerilim ve rahatlık, insanlar arasında yalnızlık, ölüm özlemi içinde yaşam...
    ...ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı. ben, insan olma çabasının sürekli üstüne giden ben? artık beni benden alsınlar.
    tezer özlü
    8 ...
  30. 3.
  31. yaşamın ucuna yolculuk..ne güzel bi kitaptır,başucu kitabıdır..oğuz atay'ın dişisi de denir onun için..gitmeseydi keşke..
    6 ...
  32. 2.
  33. türk edebiyatının lirik prensesi diye de bilinir...
    6 ...
  34. 1.
  35. 1943-1986 yillari arasinda yasamis, intihar girisimleri olmus ,kanserden ölmüs edebiyatin kraliçesi.eserleri;
    eski bahçe eski sevgi
    yasamin ucuna yolculuk*
    cocuklugumun soguk geceleri
    kalanlar
    18 ...
© 2025 uludağ sözlük