sadece terk ettikten sonraki bir süreyi kapsayan bir durumdur.
şöyle ki: terkeden terkettiğinde kendine kızar, terkedilen ise terk edene kızar. insanın kendine kızması başkasına kızmasından çok daha vahimdir, bünyeye daha çok acı verir.
bununla birlikte terk edenin acı çekmesi yoğundur fakat uzun süreli değildir. terk edilenin acısı ise yoğun değildir fakat uzun sürelidir. sonuçta işin içinde ayrılık varsa kimin daha çok acı çektiği teferruattır, acı yarışında kazanan yoktur.
çünkü terkedilenin hiçbir şeyi kalmamıştır. ne sevdiği ne sevdiceği ne hayalleri ne umutları... ve de vicdan azabı ve yapabileceği hiçbir şey. ve kaybedeceği birşey olmayan insandan güçlü insandır.
oysa terkedenin içinde her daim büyüyecek bir vicdan azabı ve pişmanlık olacaktır. zira zihnin eskiyi estetize etmesi gibi tuhaf bir huyu vardır, ki bu huy çoğumlukla insanı geçmişin külfetinden kurtarmakla beraber kimi durumlarda da derin bir pişmanlığa boğmaktadır. terkeden geride kalanı daima hayırlar yad edecektir. terkedilenin gönlünde terkeden günden güne sönerken eriyip biterken terkedenin gönlünde terkedilenin boşluğu gün geçtikçe büyüyecektir. ve geride bırakan tekrar dönmek istediğinde kapıların artık kapandığını görmüş olacak.