Vicdan içimizdeki tanrıdır. En başta içimizdeki tanrıya saygı duyalım onun dediklerini yapalım. Ondan sonra sorun kalmayacağını hep beraber göreceğiz zaten.
musluman turklerin gelenek olarak yasattigi inanistir. islam adi altinda olenin ardindan yapilan yedisi kirki, bayram temizligi, mezar tasindan vs. vs. daha bir cok rituele kadar tengricilik yasar.
Geçici bir modadır, siyasi fikirlerin yarattığı bir yönelimdir. Deizm'in Türkçülüğe uğramış halidir.
Bir kere tengrici dönemden kalan bilgiler oldukça yetersizdir. Tengrici dönemden bize kalan batıl inanç dediğimiz şeylerdir.
Ayrıca kolektif bilinçdışı denen şey var. Bu yüzden tümüyle samimi ve zihinsel olarak "inanmış " tengrici olunmaz. Ancak deizmin adını koymadığı yaratıcıya "gök tengri " denmiş olur.
Tıpkı osmanlı gibi islam öncesi türklerin inançları da bugünün siyasi isteklerine göre yorumlanmıştır. Şu zamanda tengricilik nostaljik bir yönelim kalır bu yüzden.
özellikle son dönemde sıkça araştırdığım ve yakında mensubu olabileceğim türklerin milli dinidir.
tek tenrılı yapısı, kadına ve doğaya verdiği değer, bizim kültürümüze yakın olması ve sağlam ahlak kuralları ile beni kendisine çekmiştir. eğer türkler atalarının dinine inanmaya devam etseydi bugün karşılaştığımız sorunların hiçbirisiyle karşılaşmazdık belki de. artık arap ve yahudi peygamberlerine inanma dönemi kapanıyor, türk'ün tanrısı türk'e yeter. başka aracıya lüzum yok.
--spoiler--
Dünyadaki en eski dinlerden biri olan Tengriciliğin, MÖ 12000 ile 3600 arasında Bronz Çağı'nda ortaya çıktığı söylenir. Orta Asya'daki Altay Dağları'nda yaşayan insanlar tarafından kurulan din, atalarına bağlılığıyla bilinen tek tanrılı bir dindi. Diğer dinlerde olduğu gibi kutsal bir kitabı yok. Ancak Kuzey Kafkasya'daki Hunların atlarını kurban ettiği Tengri adındaki bir tanrıya taptıklarına inanılır.
Hristiyan gelenekleriyle yakın benzerlelikleri vardır. En önemli tatil günü Tengrinin Tezahür Edişi (Görülmesi) olarak kutlanan 23 Aralık'tır. Bu geleneğin önemli kısmı MS 5.yüzyıla Yul adını verdikleri ağaç ve onun süslenmesidir. Moğol döneminde yaygınlığını yitirse de, günümüzde de hala Tengriciliğe inanan insanlar vardır. Hatta Kırgızistan'da Tengriciliği resmi din yapmaya çalışan politikacılar bile vardır.
--spoiler--
şimdi batı asya din kültüründen insanlarca türetilen tengricilik ile ortadoğu sami geleneğinin ürünü olan islam dinini bir zanneden şizofrenleri geçersek başlayabilirim.
büyük gökyüzü tanrısı
eski moğollar ve türki halklar doğada yaşayan pek çok ruha inanan(tengri) animistlerdir. bu ruhların en üstünde mongke tengri(veya sadece tengri) adında bir gökyüzü tanrısı vardır. tengri insanlığın ve dünyanın yaratıcısıdır ve onları kötü ruhlu şeytanlardan korur. tengri aynı zamanda arazilerin verimliliğini etkileyen çeşitli doğa elementlerini de kontrol eder.
mit
yeryüzü'nün yaradılışına ait moğol kaynaklarında yüksek rütbeli tengri olan qormusta ve moğol panteonunun bir üyesi olan sakyamuni(buda) vardır. qormusta, sakyamuni'ye değerli taşlardan oluşan sarı bir toprak verir. sakyamuni bunu sonsuz okyanusa atar ve toprak orada geniş bir kıtanın oluşmasına neden olur. tam bu noktada okyanusun derinliklerinden bir kaplumbağa çıkar ve yeryüzü'nü çalar. sakyamuni, yeryüzü'nün serbest kalması ve yerin şekle girmesi için tek yolun kaplumbağanın ölümü olduğunu anlar. bir rahip ve barış tutkunu kaplumbağayı öldürmekte tereddüt eder. ancak tengri yeryüzü'nde birinin kaybından sonra yeni hayatlar geliştiği için bunun yapılacak en doğru şey olduğunu söyler. sonunda sakyamuni kaplumbağayı öldürür ve ardından da dünya oluşur.
ilk insanlar
yeryüzü şeklini alınca üzerinde sadece hayvanlar yaşamaya başlamıştır. bunun üzerine mongke tengri(mongke tengri, tengri öfkeli bir gökyüzü tanrısıdır ve insanları tehdit eden kötü ruh ve şeytanlarla savaşmak için silahlarını kullanır) nüfusu için ilk kadınla ilk erkeği yaratır. zaman içinde onların fiziksel şekillerini mükemmelleştirir ve sonra vücutlarını yumuşak tüylerle kaplar. tengri yaptığından tamamiyle tatmin olduktan sonra ölümsüzlük kaynağı'ndan su getirerek ilk kadın ve ilk erkeğin sonsuza dek yaşamalarını sağlamaya karar verir. güvenliklerinden endişe duyan tengri insanları korumaları için bir kedi ve bir köpeği görevlendirir. ancak ölümsüzlük kaynağı'na gitmek için ayrılınca yeraltı'nın efendisi erlik han kediyi bir tas sütle köpeği de bir parça etle uzaklaştırır ve tengri yarattıklarının üzerine işeyerek onları lekeler.
kedi ve köpek
tengri geri döndüğünde erlik han'ın yarattıklarını lekelemesine çok öfkelenir; özellikle kedi ve köpeğin adamla kadını koruyup kollama görevlerinde başarısızlığa uğramalarına çok sinirlenmiştir. kediye insanların üzerilerindeki tüm tüyleri yalayarak çıkartma ve bu tüylerin hepsini köpeğin üzerine yapıştırma görevi vererek cezalandırır. kedi insanların, erlik han'ın kirletmediği tek yer olan kafaları ve vücutlarının alt kısımlarındaki bazı yerler dışında neredeyse tüm tüyleri yalayarak çıkartmıştır. oralarından kaçınmasının nedeni yaydıkları kötü kokudur. kedi işini bitirdikten sonra tengri sonsuz hayat suyunu alır ve onları ölümsüzleştirmek amacıyla üzerlerine döker. ancak iş başarısızlıkla sonuçlanır çünkü insanlar, erlik han'ın kötü hareketiyle kirlenmişlerdir.
türki yaradılış hikayesi
yaratılış hikayesinin türki anlatımında tengri gökyüzünde, zamanın sonsuz akışını simgeleyen çok büyük bir okyanusun üzerinde beyaz bir kaz(beyaz kaz, tüm varlıkları yaratıktan sonra tengri cennete ulaşmak için çok yükseklere uçar. zaman zaman beyaz bir kaz şeklinde yeryüzü'ne geri geldiğine inanılır) olarak uçar. adına beyaz ana dediği birinin ona dünyayı yaratmasını söylediğine inanır. tegri önce er kişi adında bir varlık yaratır ve sonra beraberce yeryüzü'nü ve sakinlerini yaparlar. ancak er kişi ahlaksızdır ve insanları kötülüklerle dolu bir hayata yönlendirmektedir. bunun üzerine tengri kutsal hayvanları şaman ya da ruh rehberlerini yaratmaları ve insanları iyi biri olarak yaşamanın ve yaradanlarına saygı göstermelerini öğretmek için yeryüzü'ne gönderir.
tengri ve doğa
eski türk ve moğol halkları güçlü doğal fenomenleri tengri'ye ve diğer tanrılarla ruhlara adadılar. gök gürültüsünün tengri'nin sesini simgelediğini, şimşeklerin bir bir cezalandırma biçimi olduğunu ve tengri'nin gücünü gösterdiğini düşünüyorlardı. tengri'nin fırtınaları da yararlıydı çünkü yağmurlardan sonra ekinler büyüyor ve tahıllar yeşeriyordu. bu insanlar tüm canlıların -kuşlar, hayvanlar, bitkiler ve ağaçlar- farklı ruhları olduğuna inanıyorlardı. bu da doğadaki her şeyin kutsal olduğu anlamına geliyordu.(şimşek demetleri, tengri'nin yıldırım silahlarından biriyle ilk ateşi yaktığına inanılır. orta ve batı asya'da uzun zaman şimşek ve ateşe tapılmıştır; onlar sadece dünyayı korumakla kalmazlar aynı zamanda da şeytanlardan temizlerler.)
tengrizm
tengrizm, eski zamanlardaki moğolların ve türki halklarının inanç sistemlerine verilen addır. (sonsuz mavi göğü simgeleyen) mongke tengri, (dişi bir bereket figürü ve toprak ana tanrıçası) eje ve pek çok başka iyi ve kötü tabiat ruhlarına dayanan bu felsefe şamanizm uygulamalarını ve ruhlarla iletişimi içerir. tengrizm daha sonraki dönemlerde de cengiz han (hükümranlığı 1206-1227) ve torunu batu han (hükümranlığı 1227-1255) gibi türk hükümdarlar tarafından teşvik edilir. müritleri tabiat ruhlarına saygı duyarlar ve ahlaki bakımdan dürüst bir hayat sürerler. eğer insanlar kendi hareketleri veya kötü ruhların hareketleri neticesinde doğal dünyayla olan dengelerini kaybederlerse şamanlar bunu yeniden tesis etmek için müdehale ederler.
doğu'da tengri
dil bilimciler uzun zamandır tengri kelimesiyle çincede "gökyüzü" anlamına gelen ve aynı zamanda tanrı demek olan tian kelimesi arasındaki benzerliğin farkındalar. bir kelimenin diğerinden etkilenip etkilenmediği bilinmese de iki kelimenin aynen çin ve moğol kültürleri gibi ilişkili oldukları biliniyor. iki kelime birlikte kutsal sayılan dağ isimlerinde ortaya çıkıyor. kazakistan sınırındaki tian şan'daki (gökyüzü dağı) ikinci zirve khan tengri(ruhların efendisi) olarak biliniyor.
kaynakça: philip wilkinson, efsaneler ve mitler/sayfa 162-163
politeizmdir. tevhidi ya da tek tanrı inancını çağrıştıran herhangi bir örneği yoktur. dikkate değer tek şey gök tengrinin diğer tanrılara göre daha çok kutsanmasıdır. çünkü tengricilik ister türki kavimlerde görülsün ister afro-asyatik kavimlerde görülsün her durumda kozmolojik unsurların tamamını ayrı ayrı kutsama ve ya tapınma biçimde ortaya çıkmaktadır. tengricilik teolojik mantığı itibari ile budur, kavramsal olarak arabların taptıklarına el ilah ya da allah demesi gibi bir şeydir. şamanizm olmadığı zaten açık çünkü şamanizm bir din değil, sihri bir olgudur. mesela çaput bağlamak, deride çıkan siğiller için pokuz yaptırmak, bebekleri okutmak şamanizmden kalma geleneklerdir. şamanizm bu tür bir şeydir, kurumsal bir teolojisi olan bir şey değildir.