Her buluşmamızda 1 toka bırakırdı bana. Bunun belki 7-8 defa yaptık. Ben onu bir beyaz kağıda sarmış, yıllarca cüzdanımda taşımış idim. Gün geldi ayrıldık emmi. Hata bendeniz Mastor'da idi elbette. Öyle severdi ki beni, hani ben bu konuda 2 saat konuşurum. Ben hep derim, ne kadar kötü davrandım ki, beni bıraktı gitti. Aman ha diyeyim, ne kötü sözüm oldu ne bir bedeni şiddetim. Yapamayız emmi, ben el kaldırsam hüngür hüngür ağlarım indirmeden önce.
Şimdi bu hatun bizi mücbir ve haklı sebeplerden terk etti. Bizde kaldı o tokalar. Ne yaptığımı söylemeyeceğim, ne çöpe attım ne yaktım. Yaraşır şekilde veda ettim.
Sonra, çok sonralar öğrendim ki. Bebeği olmuş. Çok sevindim esasen, tekrar tekrar mutluluklar diledim emmi. Yakışan da budur yani...
bazı kuaförlerin işkence silahıdır. bilerek mi yapıyorlar? bilmem. sanki saç derisine saplıyorlar. (canınızın acıdığını belirttiğinizdeyse yüz ifadeleri aa ne münasebet akapunktur tekniği deniyorum edasındadır.)
yaklaşık 1 saattir konuşmamıza iletişim kurmaya çalıştığım, ama kuramadığım seçilmiş kişi.
ders verdi bana, dilbilgisi eksikliğimden girdi, kurduğum cümleleri de beğenmeyerek yerdi de yerdi beni hoşşik. konuşmaya çalışıyorum, belki aklı başındadır da şaka yapıyor falan dedim içimden; ama ı ıh öyle değilmiş meğer. meğerse bu yazar kişisi, fevkaladenin fevkinde yazarmış, ululardan bir ulu imiş; tilki bunun yanında halt etmiş.
ama en uzun entrysi, benim ortalama karakter sayım kadar bir karakterle yazılmış.
ne kendisine ne de sözlüğe yazmamamı salık verdi, ama ben bu ululardan en ulu olan zat-şahanelerini sanırım üzdüm ve kızdırdım nick altına yazarak. *