alttan almak zorunda kaldığım bir derstir.
şöyle ki; süper bir koya yöntemi geliştirilir, önce arkadaşın adına bir cevap kağıdı hemen doldurup hocadan ikinci kağıt istenir. ikinci kağıda kendi adımı yazar, diğer kağıdın üzerine koyup aynısını çizerim. sonra arkadaş kağıdını verir çıkar ben beklerim biraz ve bende kağıdı verip çıkarım. onun kağıdı 70 alır benim kağıdım 30 ve ben bütünlemeye kalırım. hocayla çok kötü tartışırım ama söyleyemem o iki kağıdı ben çizdim diye. neyse hoca kafayı takar ve ben dersten kalırım. koca fakültede tek ben alttan aldım çok zoruma gitti be.
herkesin nefret ettiği derstir.
aksine ben çok seviyorum lan.
öyle ilgimi çekiyo ki o çizimler.hoca ödev versin mesela,yemeden içmeden o ödevi bitiriyorum.
yok çok zormuş,yok falanmış,her şey sende arkadaşım.
bu arada makine mühendisiyim.
üniversitenin daha ilk yılında beni en çok zorlayan ders olacağını anladığım ve it gibi çalışarak bir seferde verdiğim derstir. bir de ytü'de tasarı geometri ile birlikte okutulur ki %70 zor kısım zaten o bölümdür.
bu mudur mühendislik diye kendimi sorgulamama neden olan amele ödevleriyle mühendislikten soğutan aşırı bir zorluğu olmayan fakat kıl dı tüy dü en ufak ayrıntılarıyla insanı bezdiren bir derstir.ayrıca hiçbir çantaya sığmayan cetveli ya otobüste biryere çarpar kırılır yada biryere takılır düşer.etraftaki güruh da birşey zanneder görünce öle elinde çantayı dışı sizi içi bizi yakar halbuki.
ilgili bigisayar programları varken hala t cetveli, farklı kalınlıkta kalemler ve dereceli masaların kullanılarak bu dersin işlenmesi gereksiz ve çağ dışıdır. teknik olarak sorunsuz olsada sırf kalen ucundan dökülen parçaların oluşturduğu çokta farkedilmeyecek çizikler yüzünden düşük not alabilirsiniz.
hiç unutmam ortaokuldayım o zamanlar. iş teknik dersimizin kapsamında bu dersi aldık.
resme çocukluktan beri var olan merakım nedeniyle bu derse çok ilgi göstermiştim. sene sonu ödevine kendi yaptığımız bir tasarımın üç açıdan da görülebilen bir teknik resmini çizmemiz istenmişti.
ben de çizdim hocaya verdim.
adam benimle iddialaşmaya başladı. vay efendim bunu sen çizemezsin, abine ablana çizdirmişsindir diye. dedim efendim ben çizdim inanmazsanız tahtaya da çizeyim.
kocaman tahtaya çizdim ben aynısını. hatta daha da güzel oldu.
hoca şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi.
ya kendisi bunu öğretebileceğine inanmamıştı ya da bize gerçekten inancı yoktu.
neyse ben çizdim aldım notumu.
basit görünenin aslında o kadar basit olmadığını, içine girdikçe karmaşık bir yapıya sahip olduğunu farketmemizi sağlayan dolayısı ile ufkumuzu genişleten derstir. böyle bir felsefi yapısı vardır üstat adamı filozof yapar şerefsizim.