Kahvaltıda akşam yemeklerinde eşlik eden biri olmalı ya. O yapılan pastadan ilk lokmayı alırken gözlerinin içine bakıp tepkisi ölçülecek biri. Bazen omzunda ağlanılacak bazen katıla katıla gülünecek... film izlenecek daha, saçma dizilere yorumlar yapılacak...
her gün yeniden tanınacak bir can lazım.
Herkes bana ne kadar zor olacağını anlatıp durmuştu ama kendi evime çıktıktan sonra acayip Mutlu oldum desem yeridir. Kendi bardak takımın, kendi lamban, kendi halın, kendi çalışma odan. Her şey zevkine göre daha ne olsun yani. Mutfakta bile sen ne istersen o pişer. Kendi kendine şarkı söyleyip yüksek sesle tvde film de izleyebilirsin. Kendinin en yakın arkadaşı olmak gibi yani.
bir cennettir! özellikle evinde bir telefon yoksa... ve o evde tek başına yaşadıgını bilen insan sayısı 4-5'i geçmiyorsa... bunlar sağlandıgında ne eve geldiğinde "bugün neler yaptın" sorusunu soracak bir insan vardır,ne "canın mı sıkkın" endişesiyle yüzüne bakıp acıklama bekleyen anne-baba,ne de telefon açıp 20dk.erkek arkadaşıyla ilgili sorunlarını sana anlatıp boşalamadıgı sevgili yerine sana boşalmaya çalışan bir kız arkadaş! böylece bütün günün yükünü eve girdiğinde bi köşeye bırakır eşofmanlarını giyer ayaklarını uzatır yayarsın... ohhhh ne karışan ne görüşen. calan telefon yok,cep telefonunu da kapattın mı dadından yinmez!! e tabi bu bir süre sonra "ulan ne kadar da yalnızım,ne arayan ne gelen,zaten kimse sevmiyo da beni,en iyisi intihar ediyim hazır tek başına yaşıyoken!!!" dedirtmeye başlarsa cennet cehenneme dönebilir aman diyim.
tek başına yaşayan insanlar için bu bir alışkanlık haline geldiğinde kimseye tahammül edememe durumu baş göstermeye de başlar. toplumdan soyutlanmaya ha başladın ha başlayacaksın olur. onun için tek başına yaşamak senin tercihinse süper yok mecburiyetse boktan olabilir.
ama genede bir sevgili, bir dost, ha bide bir akvaryum hayatı daha zevkli kılar.