nice şişirilmiş adamlar gördüm ki halk onlar için ''bak işte büyük adam!'' diye bağırmıştır. fakat körükler neye yarar? sonunda yerinde yeller eser.
pek fazla şişen kurbağa sonunda patlar. yerinde yeller eser. şişmiş bir şeyin karnına bıçak batırmak güzel bir eğlencedir.
çocuklar işitin bunu!
şimdi halk tabakasının günüdür. büyüğün küçüğün kim olduğunu kim bilecek?
büyüklük aramadan mutluluk duyacak kim? yalnız bir deli bunu başardı.
tedbirsiz ferahlamış bir kalple böyle dedi ve gülerek yoluna devam etti.
çünkü bir göçebe gülünüp geçilmesi gereken her şeye güler geçer...
tedbir almadan sıçmaması gereken kişidir. mazallah o göt açıktadır sen sıçarken, üşütüp hasta olursun ya da kötü niyetli birileri seni pişman edebilirler tedbirsizliğine.
onları daima özenle zehir hazırlarken gördüm. bu işi yaparken parmaklarına cam eldiven takarlar.
sahte zarlarla oynamasını bilirler. bazen oyunda terleyecek kadar kızışırlar!
birbirimize yabancıyız. onların erdemleri, sahteliklerinden ve sahte zarlarından daha fazla sinirime dokunur.
ben onların arasında bulunurken üstlerinde bulunuyordum. bunu için bana kızdılar.
birinin başları üstünde dolaştığına inanmak istemezler. onun için benimle başlarının arasına tahta, toprak ve moloz doldurdular. böylece adımlarımın sesini hafiflettiler. şimdiye kadar beni en az dinleyen en bilginleriydi.
benimle aralarına bütün insan hatalarını ve zayıflıklarını koydular. buna evlerinde ''sahte zemin'' adını veriyorlar.
buna rağmen fikirlerimle başkaları üzerinde dolaşıyorum. hatta kendi hatalarımla dolaşmak istesem bile,onların ve kafalarının üstünde bulunuyorum.
bu ne iyi, ne kötüdür. fakat benim zevkimdir. ne ondan utanırım, ne onu gizlerim.
işte benim yolum ya sizin ki? bana yol soranlara şu cevabı verdim: yol mu ? böyle bir şey yoktur.
kötüler ne kadar zarar verirlerse versinler en büyük zarar iyilerden gelir!
dünyaya iftira edenler ne kadar zarar verselerde en büyük zarar iyilerden gelir. kardeşlerim zamanında birileri iyilrin ve adillerin kalplerini okumuş ve bunlar ''yiyiciler'' demişti. fakat onu anlayamamışlardı...
hele iyiler ve adiller onu hiç anlayamazlardı! çünkü onların ruhu vicdanlarına hapistir.
iyilerin budalalığı pek kurnazcadır.
fakat gerçek şudur: iyiler yiyiciler olmaya mecburdur başka türlü olamazlar!
şu halkın içinde dolaşıyorum ve onları inceliyorum. onlar küçülmüşlerdir ve gittikçe küçülecekler. mutlulukları ve erdemleri budur.
onlar erdemde de alçakgönüllüdürler. çünkü rahatlık isterler, rahatlıkla alçak gönüllü erdem uyuşur.
onlar da gerçi kendilerine göre bir ilerleme ve yürüme öğrenirler, ama ben buna aksama derim. bu halleriyle acelesi olanlar için birer engelden başka bir şey değillerdir.