tebrizli arakel'e göre bu deprem, ermeni takvimine göre 1097'de, yani milâdî 1648 senesinde bir cuma gecesi büyük bir gürültüyle gelir.
sarsıntı, van kalesinin duvarlarını harap eder, şehirdeki kiliseler ya yıkılır ya da kubbe ve çatıları çökmek suretiyle ağır hasar alır. bunlardan başlıcaları tamamı yıkılan aziz sahak, hasar alan kutsal havariler ve aziz poğos kiliseleridir. mustafa paşa camii ve minaresi haricinde kentteki tüm camii ve minareler yıkılmıştır.
şehirdeki pek çok ev, konak ve bina yerle bir olur, insanlar ve hayvanlar -arakel'in tabiriyle- “bu yıkıntıların altına gömülmüştür”. ölenlerin sayısı o kadar fazladır ki cesetler at arabalarına yüklenip şehrin dışına çıkartılır ve kazılan devasa çukurlara toplu hâlde defnedilir.
-yine arakel'in ifadeleriyle- “dünya sekiz gün boyunca durmadan tıpkı su üzerinde bir tekne gibi sarsılmış ve bu vaziyet haziran ayı bitene kadar devam etmiş, ve sonunda tanrının lütfûyla yeryüzü yeniden dengeye kavuşmuştur”.
insanlar çadırlarda ve açık alanlarda yaşar hâle gelir, hayatta kalanlar toprağı kazmaya hayatta kalan insanları ve kıymet verdikleri eşyalarını kurtarmaya çalışır.
dönemin van paşası depremin ardından konstantiniyye'ye detaylı bir hasar raporu yazar ve yeniden inşa izni alır. bu doğrultuda yeniden onarılan yukarı ve aşağı varag, krunk ve khekk manastırlarından hiçbiri günümüze ulaşamamış olmasına rağmen zhamatun adı verilen din adamlarının toplantı binası günümüze ulaşan tek kalıntıdır.
tebrizli arakel, van gölündeki su düzeyinin yükseldiğini de notları arasına ekler.