aziz yıldırım: önümüz kesildi dünya kulübü olmamız engellendi
başbakan: türkiyenin büyümesini istemiyorlar
aziz yıldırım: manisaya yolladığım para şike parası değildi, kenan yaralıya borç verdim
başbakan: evde bulunan paralar bağış paralarıydı, cami yapılacaktı
aziz yıldırım: sivasa giden poşetin içinde para değil, maç bileti vardı
başbakan: bakanın odasına giden çantada belki de kitap vardı
aziz yıldırım: biz yaptıysak herkes de şike yaptı. asıl şikeci galatasaray
başbakan: biz cehapenin yolsuzluklarını da biliriz
yandaş medya: artık futbol konuşalım, türk futbolu zarar görüyor
yandaş medya: borsa düşüyor, dolar yükseliyor, ülke zarar görüyor
ilhan ekşioğlu: fenerbahçede olan her şeyden başkanın haberi olur
erdoğan bayraktar: yaptığım her şeyi başbakanın talimatlarıyla yaptım
şike yok, komplo diyen fenerbahçeli ile, yolsuzluk yok, komplo diyen akpliyi evlendirelim bence. ortaya çıkacak çocuk bu ülkeye çok yakışır.
ikisi de seçimle geldim seçimle giderim demektedir.
ikisi de kulübü tek başına demir yumruk ile yönetmektedir.
ikisi de karşılarındaki muhalefetleri ezmektedir.
ikisi de hapis yatmıştır.
iktidar iken herkese karşı tek olmak yetiyor gerçekten. bu kadar düşman kazandıktan sonra tayyip erdoğan'ın iktidardan düşmüş halini düşünemiyorum.
tayyip erdoğan vs ordu
tayyip ergoğan vs yargı
tayyip erdoğan vs medya
tayyip erdoğan vs sağlık teşkilatı
tayyip erdoğan vs memurlar
tayyip erdoğan vs işçiler
tayyip erdoğan vs aziz yıldırım( fenerbahçe taraftarı)
bu kadar kurum halka düşmanmıydı ki? başbakan bunların hepsine düşman oldu. bunuda çözemiyorum...
Biri Avrupa'da soz sahibi olmak isteyen, Türkiye'de tüm branşlarda şampiyonluk hedefleyen, turk sporuna öncülük etmeye çalışan bir takımın başkanlığına geliyor; digeri ülkenin en büyük ili istanbulun belediye başkanlığına seçiliyordu. O dönemlerde ikisini de çok tanıyan yoktu.
Aziz Yıldırım büyük takım ve kalıcı başarının ancak sağlam bir ekonomi ile elde edilebileceğini düşünüyor ve ilk olarak ekonomiye el atıyordu, aynen gelecekte başbakan olacak Erdoğan'ın yapacagı gibi... Aziz baskan ekonomi konusunda başarılı oluyor ve kulüp bütçesini 10 yılda 10 kat artırıyordu. Fenerium adlı kulüp ürünlerini satan şirket yıllık cirosuyla parmak ısıtıyordu. Yepyeni bir stad insa ediliyor, onlarca yeni tesis yapılıyor, basketbol salonu yapılıyor, Düzce'ye takımın kamp yapması icin topukyaylasi tesisleri insa ediliyor, kulüp 12 yılda 5 şampiyonluk, 5ikincilik elde ediyor, 2011 yılında kulüp 5 ana branşın tamamında şampiyon oluyordu. istanbul Büyükşehir belediye başkanlığına gelen Recep Tayyip erdogan ise istanbulda öyle hizmetler yapıyordu ki, gorevde kaldığı süreyi istanbul halkı "akçen karnın doyumda nasıl rahatlatsın, iste Tayyip Erdoğan'ın gelmesiyle istanbul öyle rahatladı." sözleriyle anlatıyordu. Artık istanbulda sular kesilmiyor, itfaiye evlere su dağıtmak icin sokak sokak gezmiyordu. Tramvay ve metro gibi çalışmalarla istanbul trafiği az da olsa rahatlıyordu. Umraniye çöplüğü artık patlamıyor, insanlar ölmüyordu. istanbul adına ve tarihine yakışır bir sehir olma yoluna giriyordu.
Aziz yildirim tam da fenerbahçeyi 5 dalda şampiyonluklar zirveye taşıdığı bir donemde yıllardır Türkiye'de şike yapıldığı söylenmesine rağmen yapılmayan araştırma yapılıyor, sonucunda bir sabah aniden Aziz baskan ceza evine giriyordu. Fenerbahce karşıtları kinini kusuyorDu. istanbul Büyükşehir belediye baskanı tayyip erdogan da okuduğu bir siir yüzünden hapse atiliyordu.
Hapiste cezasını dolduran erdogan çıktığında bir parti kuruyor ve halkın ciddi desteğiyle tek basına iktidara geliyordu. O artık başbakandi. Bir anlamda eskisinden kat kat güçlü olarak geri donüyor, üstelik halkın sevgisi ve artan desteğiyle 3 kez oylarını artırarak iktidarda kalmaya devam ediyordu. Ve efsane haline gelen o başbakan, yıllar önce hapse atılmasına yol açan şiiri bu kez TBMM de okuyordu. Artık Türkiye bambaşka bir ulkeydi ve onu yıllar önce hapse artıran siir bu kez millet iradesi karşısında onu ayakta alkışlatiyordu.
Birbirini adeta 10 yil pesinden izleyen bu iki benze hayat hikayesinin dibe diğer kahramanı Aziz yildirim da cezaevinde olmasına rağmen fenerbahce başkanlığına rekor katılımla bir kez daha seçiliyordu. Su an hala cezaevinde. Süreç işliyor, herkes farkında olmadan bir tarihe tanıklık ediyor.
Aziz yildirim şimdiden fenerbahcelilerin gözünde bir Kahraman, bir efsane. Cezaevi'nden çıktığında neler olur, bu hikayenin 5-10 yil sonrası neler gösterir bizlere hep beraber izleyip göreceğiz...
ikisi de idealleri uğruna demir yumrukla yönetim anlayışının farklı alanda birer örneğidir. ikisi de despot ve katıksız otorite sevdalısıdır.
bu anlayış gereklidir, gereksizdir veya iyidir kötüdür tartışılır, seversin sevmezsin ama sırf bu yüzden hapse tıkılmasını istemek, seyirci kalmak, hatta buna alkış tutmak omuriliksiz olmaktır, ilkesiz olmaktır. daha doğrusu gelişimini tamamlayamamış olmaktır.