satranç oynayan insan kadar zekası olmayandır. elit ve zeki insan zar oyunu oynamaz, strateji ile karşısındaki hamlesini yapar.
tavla oyunu zaten tamamen şansa bağlı bir oyundur. zar oyunlarının hiç birisinde zeka yoktur. sen zarsız bir şekilde rakibini yeniyor musun işte olay budur.
üst üste düşeş zarları at, 6 kapısını al. ondan sonra ben zekiyim diye ortalarda gezin.
tavla oynayan insan zekası yerlerdedir. açık ve net.
satranç güzel bir "harp simülasyonu"dur. fakat satrancın eksik yanı şans faktörünü ve risk yönetimini içermemesidir.
"koltuk generalleri" iyi bilir ki iyi bir harp oyunu şans faktörünü gözetmelidir.
tavla, oynayanlar bilir ki, şanssızlık durumlarının gözetilerek, zar gelmemesi durumunda da hamle yapabilecek ön hazırlıklar üzerine kurulu bir oyundur. risk yönetilebilir tavlada.
ancak satranç'ta, her şeyin yolunda gittiği bir harp ortamı simüle edilir. komutan karar verirse ve öngörürse yeterlidir.
oysa gerçek bir harpte, mükemmel bir plan, bir bölüğün üzerine çığ düşmesiyle alt üst olabilir; ya da kurulan köprüleri nehrin götürmesiyle...
tavladaki şans faktörü bu durumların sembolüdür.
bu bakımdan, işi şansa bırakmayan gerçek bir dahiyi satrançta değil; tavla masasında ayırdedebilirsiniz.
tavla, satranç değildir ama pişti de değildir. özellikle ilk zarlarda doğru kapıları almazsan, son aşamalarda da doğru riskleri almazsan, kazanmanız çok zordur.