taverna müziği

entry3 galeri0
    1.
  1. Seksenli yılların başlarında hayatımıza girmiş, seksenlerin ortalarında, artık Türkiye müzik piyasasaını tamamen eline geçirmiş, tedavüldeki en geçerli müzik haline gelmiş müzik türüdür. Öncüleri: Ferdi Özbeğen, Ümit Besen, Atila Yelken, Arif Susam, Nejat Alp gibi sanatçılardır. peki neler olmuştu da taverna müziği özellikle seksenlerin ikinci yarısına damgasını vurmuştu.

    Bilindiği gibi, yetmişli yılların başlarından itibaren - aslında kökü çok daha gerilere uzanan - arabesk müzik, “Bir Teselli Ver”, “Batsın bu Dünya”, “Kaderimin Oyunu”, “Bir Ateşe Attın Beni”, “Dert Bende” gibi hit parçalarla, seksenli yılların ortalarına kadar ağızdan ağıza dolaştı. işte tam da oralarda bir yerde, yani seksenden sonraki yıllarda ne olduysa oldu, ya plak bitti, ya birileri bu müzikleri dinlemekten sıkıldı ya da müzikteki dönüştürücü cevheri fark etti ve yeni bir plak koydular. Seksenli yıllarda, hatta doksanlı yıllarda bile bu plak durmadan çaldı. Bitti, yeniden başa aldılar. (Gerçi plak dönemi de geride kalmıştı. Buna plak yerine kaset demek herhalde daha uygun olur).

    Seksenli yılların özelliği neydi? Ne oldu da seksenli yıllarda müziği değiştirmek gerekti? Kimilerine göre seksenli yıllar, Türkiye’de sadece müziğin değil, bütün toplumsal hayatın baştan sona değiştiği yıllar olma özelliğini taşıyordu. Seksenli yıllarda Türkiye, hızlı bir transformasyona sahne oldu. Bu transformasyon, toplumun bütün katmanlarına yansıdı. Ama önce en önce yukarılarda başladı. Dalga dalga, alt tabakalara kadar yayıldı. işte bu değişim sırasında, toplumsal değişimlerin en fazla hissedildiği alanlardan biri olan, müzik de değişti. Çünkü müzik, toplumun içinin dışa aktarıldığı, hissettklerinin samimi bir şekilde ifade edildiği bir araçtır. Değişim, müzikle başlayıp toplumun değişik katmanlarına doğru yükselmedi. Toplum değiştikçe, müzik de bundan nasibini aldı. Müzisyenler, değişime uygun müzikler yapmaya başladı.

    Seksenli yılların belirleyicisi, o yılların başında gerçekleştirilen askeri darbedir. Bu askeri darbe ile, bir toplum projesi de yürürlüğe girdi: itaat eden, devlet karşısında sesini yükseltme hakkı olmayan, sınırlandırılmış, sessiz bir kitle oluşturmak. seksenlerin değişimi, bu temel düşünce üzerine oturtuldu denilebilir. Seksenlerin müziği de, tasarlanmış bir müzik olarak-bu tip kitlenin dnleyeceği türden, uyuşukluk ve pasiflik irüsünü dinleyicilere bulaştıran bir müzik. Dinle, kendinden geç. Devletinişine karışma. Seksenlerdeki değişimin temelinde galiba bu yatıyordu. Müzik de, bu değişime deyim yerindeyse alet oldu.

    Zâten Ferdi Özbeğen ile yetmişlerin sonlarında başlayan “piyanist şantörlük” diye bir şey vardı. işte bu olgu bu dönemde kendine en uygun zemini buldu toplumda yerleşti. Bunun üstüne önce yemek müziği, sonra da “kurtları dökmek” için hareketli müzik ihtiyâcı gelince, şimdiki sosyal medya salgını ve bağımlılığı gibi, “tavernaya gitmek” diye bir şey ortaya çıktı.

    Artık doğum günleri tavernada yapılıyor, nişan ve düğün törenleri taverna ortamında düzenleniyordu. Diskoların, gece kulüplerinin, müzikhollerin pabucu dama atılmıştı. Artık devir, “tavernacılar” devriydi.

    Birçok isim çıktı piyasaya. Yapımcı-prodüktör olarak Şahin Özer’in başı çektiği birçok müzik yapımcısı, çabuk biten “çocuk arabeskçi” furyasının ardından, Unkapanı iMÇ 6. Blok da bu müziğe yöneldi. Tavernaya gidebilenler kurtlarını Tarabya’da dizi dizi sıralanan tavernalarda dökerken, gidemeyenler ise ardı ardına piyasaya çıkan taverna kasetlerini alıp dinliyordu.

    Kimler yoktu ki! Cengiz Kurtoğlu, Arif Susam, Nejat Alp, Atilla Kaya, Ümit Besen ve daha niceleri. “Dostlar Tavernası” diye seri kasetler ardı ardına çıkıyordu. Taverna müziğinin önde gelen isimleri bir arada çalıyor, söylüyordu. Şantörlerin şarkı sözleri arasında, “cis tak” ritm eşliğinde söylediği “Ooo, kimleri görüyorum” şeklindeki sözler, dinleyenlerde bir samimiyet havası oluşturuyordu. Bu söz o kadar popüler olmuştu ki, artık insanlar birbirlerini sokakta gördüğünde “cis tak cis tak, kimleri görüyorum” diye takılıyordu.

    Tabii, bu dönemin müziği olan Taverna Müziği çok kaliteli bir müzik değildi. Çünkü o dönemdeki değişim, tabii bir değişim olmaktan çok uzaktı. O dönemin müziği de tasarlanmış bir müzikti ve zevksizlik ürünüydü.
    0 ...
  2. 2.
  3. Orhan gencebay ın asla bulaşmadığı bir tür olmuştur. Taverna müziği bitmiş üstüne duptıs müzikleri de bitmiş fakat orhan gencebay en son albümünü 2010 da yapmıştır. Yukarı da "batsın bu dünya" "kaderimin oyunu" şarkılarını görünce yazmak istedim.

    Orhan gencebay ın 700 den fazla bestesi var. Bunların kaçını biliyorsunuz? Beş kategoride incelenir bu eserler.

    1-saf klasik Türk müziği.
    2-saf klasik halk müziği.
    3-oryantal değerler.
    4-klasik batı etkileri.
    5-hiç bir forma girmeyen, gencebaya has besteler.

    Rica edeceğim gencebayı dönem müzikçileriyle kıyaslamayın, arabeskle kısıtlamayın. Herkes bilmeyebilir ama biz de müzik tarihi biliyoruz.
    1 ...
  4. 3.
© 2025 uludağ sözlük