Dini kendilerine şemsiye olarak açmış fakat o şemsiyenin altında her haltı yiyen insan topluluğu.
Ayrıca bu tarikatların hemen hemen hepsi her an terör örgütüne dönüşebilme yeteneneğine sahiptirler.
Maneviyatın suyu çıkana kadar sömürüldüğü, kendinden olmayan her gruba, inanca, ritüele kin ve nefret kusan korkutucu oluşum.
Birlikten kuvvet doğar mantığıyla, çoğu zaman, şuurlarını yitirdikleri, saldırganlaştıkları, hoşgörü denen o güzel özelliği top yapıp klozete attıklarını gördük, görüyoruz.
Ne tarihte ne de şimdi, ülkeye gram faydası olmayan, insanları ötekeleştiren, birbirlerini kayırıp korudukları, geri kalan tayfayı zerre umursamadıklarını biliyoruz, herkes biliyor!
Sen de bil!
Vatan, millet, Atatürk ve ordu düşmanı aşırı dinci yapılanmalardır. Arapça tarik, yol anlamına gelir. At Eki de çoğul ekidir. Yani yollar anlamına gelmektedir.
Nakşibendi, menzil, nurculuk, fetö hepsi aynı ağacın dallarıdır.. Bu tarikatlar dediğimiz lanet yapılanmalar, özellikle devlete sızmak için uğraşmaktadırlar. Fetö önceden sızıp kozmik odalara kadar girmiştir. Şimdi de menzil tarikatı devlete iyice sızmaktadır..
Tarikatçıların ilk amaçlarından biri de Atatürkçü düşünceyi ordudan silmektir. Türk ordusu kemalist cumhuriyetin yegane koruyucusu olduğu için ergenekon-balyoz kumpasında hedef alınmıştır ne yazık ki..
Siyasal islamcı, malum lanet parti yüzünden tekrar palazlandırılmışlardır. Güç üstüne güç toplamışlardır.. Atatürk zamanında hepsi susturulmuştur ve kolay kolay meydana çıkamamışlardır..
Nerede bir sapkın iş, taciz, tacavüz, pedofili, sübyancılık varsa bu pislik tarikatlardan çıkmaktadır. Tarikatçılar, torpil olayı sayesinde her yere sızmanın peşindedir. Nakşibendi'nin halidi kolu ağır kürtçüdür. Turgut Özal da bu tarikata üyeydi..
Özellikle şanlıurfa'da ve güneydoğuda cemaat ve tarikat kültürü çok ağır yaşanmaktadır.. Görüyorsunuz ki, bu bölge bize toptan zarar..
Bu ülkenin ve milletin selameti için hepsinin kökü kurutulmalıdır, öyle bir kurutulmalıdır ki kimse tarikat kelimesini ağzına almaya cesaret bile edemesin..
Emeviler in, kur an ve sunnetteki; iktisat ve hukukla ilgili yasaları zengin ve güçlünün tekeline verdikten sonra, doğan sorunlar boşluğunu doldurmak için türemiş "bid at" yapılardır.
Mesele şu: Kur an da Allah mal yığmayı, birikim yapmayı, tekelleşmeyi ve lüks yaşamayı yasaklamıştır. Köle zeyd ile Hz Ömer i eşitlemiştir. Lakin bu durum sonraki gelenlerin işine gelmemiş ve kur an da tövbe 34 haşr 7 nahl 71 gibi ayetlerin manaları eğilip bükülerek güç ve iktidar sahiplerinin işine getirilmiştir.
Bu durum ise fıkıhla çakışan bir kur an ve dünya da kullarının çektiğini düşünmeyen ,sadece ibadet bekleyen bir ilah manasını doğurmuştur.
işte tasavvuf insanlara bu haksızlığı ve zulmü sindirtmek ve ilahi bir imtihan olarak algılatmak için sahneye
çıkmıştır.
Tarikatlar, Yoksulluğun, fakirliğin, adalet önünde eşitsizliğin, sınıf farkının , haksızlığın Allah ın imtihanı olduğunu ve bu ağır imtihanları da sevdiği fakir kullarına nasip ettiğini söylerler.
Halbuki, önce şeriat yani herkesin hakkı, hukuku önüne konur. Sonra bu hakkı ve hukuku başkasına vermek isteyen yine verir.
Bugün binlerce genç Müslüman bir anadan doğduğu halde, hayatın gerçeklerini mana verilmiş dinde bulamayıp da komünizmin, sosyalizmin, ateizmin kucağına düşüyorsa vicdanı olan alimler oturup düşünmesi gerekiyor.