kelimenin, kelimelerin bir suçu yok tabii ki.. asıl iğrenti verenler, objektifliği aşılayanlar...
her gün yüz yüze geliriz bu kelimenin bozulmuş anlamıyla, iğrenti bu yüzdendir belkide, kim bilir...
"olaylara objektif bakmak." kendi tarafını gizleyip, kendi tarafından olmayan hatta kimliksiz bir hal ile olaylara bakmak.. bunun neresi güzel, anlayamıyorum bir türlü..
ben tarafım ve bir tarafımın olması, bir yolumun olması, olayları (doğal olarak) kendi tarfıma göre taraflı yorumlamam kadar insani bir tutum olabilir mi? akıl sahibi her insan yaşadığı hayatı şu veya bu şekilde kendince bir şablona sokup, bir tarafa yönelir, taraf tutar, taraftar olur.. bu taraflılık, bir tarafa meyletme hali, bir yönelme ve kendince doğrulma hali.. olduğu müddetçe niye dürüst ve adil olunamadığı kanısı hakim toplumumuzda?
niyesi açık değil mi aslında?
bizler hangi tarafa, görüşe, inanca... mesub olursak olalım adilliğimizi yitirmiş, dürüstlüğümüzü rafa kaldırmışız. adil olmak yerine adi olmayı seçmişiz.. bu hal üzere adaletten ve adilane olandan bahsedemediğimiz için, bari objektif olalım demişiz.. sonra adalet, doğruluk, dürüsütlük unutulmuş.. doğrultusuz objektiflik kalmış elimizde.. yolsuz, yönsüz, doğrultusuz, tarafsız, ortada kalakalmışız..
günümüzde objektiflik ve dürüstlük arasında bir fark olmadığını düşünenler/sananlar..
"objektiflik namussuzluktur... ben tarafım ; hakikatin tarafıyım..." demiş cemil meriç, niye mi demiş? çünkü objektif değilmiş..