"Şimdi nereye gidiyoruz? Bütün güneşlerden uzağa mı? Durmadan düşmüyor muyuz? Öne, arkaya, sağa, sola, her yere düşmüyor muyuz? Hâlâ bir yüksek ve alçak kavramı var mı? Sonsuz bir hiçlik içinde aylak aylak dolaşmıyor muyuz? Yüzümüzde boşluğun nefesine duyumsamıyor muyuz? Hava şimdi daha soğuk değil mi? Geceler gittikçe daha fazla karanlıklaşmıyor mu? Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu öldüren biziz!"
Nietzsche'ye göre Tanrı insanlar tarafından uydurulmuştur. bu kavramın yaşam anlayışının varoluşa karşıttır. Nietzsche, Tanrı'nın öldürülüşünü, yaşamı yeniden anlamlandırmak, değerleri yeniden değerlendirmek ve yaratmak için bir şans olarak görür. insan bu ölümü büyük bir reddedişe ve kendi üzerinde yeni bir zafere dönüştürmelidir, yoksa anlamsızlığın ve yokluğun içinde yaşamakla bunun bedelini ödeyecektir.
Tanrı öldü sözü, Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında dile getirdiği ünlü sav sözüdür. Nietzsche bu durumu, nihilizm çağına giriş olarak değerlendirmiş, Tanrı'yı öldürenin biz olduğumuzu söylemiştir.
asıl sorun tanrının varlığının ruhsuz insanlığa olan etkisidir. adam tanrıya inanıyorum diyor ama hırsızlık yapıyor, soysuzluk yapıyor. cezaevine gidin bakın yarısı kuran okur, yarısı da namaz kılar. geçici göreve gittim oraya ordan biliyorum.
bir yahudiden beklenebilecek cümledir. kutsal kitabında yehova ile haşa tanıryı güreştiren bir dinin dindarıda bu işte, al birini vurma birbirine degmez çünkü.
daniel day luoise in bir filminde de gecen replik, orta cagda regl oldu diye yakılan bir kadının ölümü üzerine ettigi "yemini mi bozdum ulenn" türü repligidir. sanırım filmin ismi cadı kazanıydı.
aslında farklı bir açıklaması olabilecek nietzsche sözü; belki de nietzsche tanrı'yı tam olarak yok saymıyordu...
yaşam, ölüm ve bilmediğimiz diğer evrelerin oluşturduğu sonsuzluk denen şeyde tanrı'nın bulunduğu yeri/zamanı belirtiyor bu söz. daha da açıklamak gerekirse tanrı, biz yaşayanların bulunduğu mekan/yer'i terk edip ölüm evresine geçti ve bizi orada bekliyor. nasıl yaşam evresinde ölüm'den haberdarsak ölüm evresinde de diğerlerinden(diğer evrelerden) haberdar olacağız. ve belki de, şuan(yaşam evresinde) kötü olarak adlandırdığımız; çoğumuzun üzüntü verici bulduğu(bulma fikrine benimsetildiği..!) olaylar zincirine tanrı'nın bize verdiği irademiz değil de "ölmüş" olması ve yaşam evresinden ayrılmış olması sebeptir. **
dinin yani tanrı düşüncesinin insan yaşamının merkezinden zamanla kazınarak çıkması ve insan yaşamının merkezine içinde bulunulan dünyanın yerleşmesiyle gerçekleşen durumun nietzsche tarafından aforizmalaştırılmış anlatımı.
19.yüzyılın gelişen burjuvazisi ve çözülen feodal-aristokrat yaşam biçimi ve buna Nietzche tarafından "ezilen sınıfların " savaşımına dair biriktirdiği olumsuz düşünceler sonucu kendisi tarafından geçmişe özlem , aristokrasinin mülkiyet ve hak sahibi olma özgürlüğüne duyulan ve ezilen sınıfları gördükçe hissettiği tiksintinin bir dışa vurumudur. 19.yüzyıl burjuvazisinin yaptıkları devrimlerden sonra eski aristokrasi değerlerine olan nostaljik özlemi ve dini yeniden oluşan din-laiklik ekseninden kopararak tekrar siyasi alanda kullanım değeri yaratma isteği üzerine söylenmiştir. Bizzat gidip nietzche'ye sordum ; böyle dedi.* Meali : Burjuvazinin işine yaramayan din , din değildir. Aristokrasinin egemen olduğu dönemin dini dindir. Zira aristokrasi dini mülk sahibi zenginlere en geniş hak ve özgürlükleri vermektedir.