adem ve havva'nin dogumu ile tanri ölmüştür. bu kadar hiyarliklarin oldugu, kendi elcisinin carmiha gerilmesine izin veren bir tanrinin yasadiğini düsünmüyorum. ama belki de zarlarini kullaniyor tanri. bizleri deniyor. ama bu deneme biraz fazla olmuyor mu? hemen hemen hergün insan hayati harcaniyor. dört başi mamur evrende bir inci olarak yarattiğin dünya hergecen gün kazuratla dolmakta ve tam gaz yok olmaktadir. nerdesin sen tanrim? bu insanoglu denen zibidileri frenleyimiyor musun? yoksa sende mi biktin bu güliverin cüceleri ile ugrasmaktan? belki de bizi kendi halimize biraktin? kimbilir... bari cehennem atesini bizden uzak tut...
-hüsamettin olm, tanrı ölmüş yaaa.
-inanmıyoraaaam. mekanı cennet olsun. nereye gömülecekmiş?
-karacaahmet'e. bugün cenazesi var, gitsek ya?
-merhumun çevresi pek bi genişti, kalabalık olmaz mı şimdi.
-böyle zamanlarda kalabalığa mı bakılır, eşşek herif.
-haklısın gitmek lazım. hem bana çok iyiliği dokunmuştu tanrı'nın.
-hadi ya?
-evet. bana araba kullanmayı öğreten kimdi sanıyosun? bugün f1 pilotu gibiyim sayesinde.
-ben sizi pek yakın bilmezdim.
-yakın değildik ama herkese iyiliği dokunan, melek gibi bir adamdı.
-doğru. beni de onyedimde ilk keraneye götüren odur bak.
-allah tahsilatını affetsin. çok iyi biriydi.
-öyle. hadi, geç kalmadan gidelim.
nietzsche' nin genelde yanlış anlaşılan sözü. anlatmak istediği, insanların para ve hayatlarını garantiye almak için her yolu denediği ve yalnızca zor zamanlarında tanrı' yı hatırlamasının yanlışlığıdır.
"tanrı güçlüdür, insanı yarattı. ama insan daha da güçlüymüş, tanrıyı yarattı" savını müteakip, insandan umudunu kestikten hemen sonra söylediğini düşünüyorum ben. kötü haber vermekten çekinmeyecek şom ağızlının biriydi rahmetli. nietzsce, fonetik -ve dahi ironik- açıdan 'nicesini hiç' etmiş bir adam olarak filozofyanın en karanlık köşesinde wagner'in karısını dizlerine yatırmış, tanrıyı hiçliğine iknaya çalışıyordur. (restless souls never get lost)