tanrı yalansa emc2 de yalandır

entry8 galeri0
    1.
  1. tanrı inançlı insanların e=mc2 hem inanan hemde inanmayan insanların kabul ettiği bir gerçek olduğunu düşünürsek e=mc2 tanrının keşfidir ve bütün tabular bununla yıkılmıştır.

    Einstein'in özel görelilik teorisinedeki öngörülerine göre;

    Özel görelilik, kendi zamanı için inanılması güç pek çok öngörülerde bulunmuştur, bunlardan en önemlileri:

    * Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır, ışık hızına ulaşıldığında zaman durmalıdır.
    * Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönuşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.
    * Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır.

    Özel görelilik, mantığımıza ve sağ duyumuza aykırı bir evren tanımladığından bilimciler 100 yılı aşkın bir süredir bunun doğruluğunu gözleri ile görmek ve bir açık bulmak umudu ile deneyler yapıp durmaktadırlar. Bu öngörülerin pek çoğu 1905'dan günümüze dek defalarca denenmiş ve doğru çıkmıştır:

    * içlerinde çok hassas atom saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatlerin kuramın hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı/hızlandığı gözlenmiştir[1].
    * Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini, gerçekte yaşandığının kanıtı ilk olarak nötrino ve mü-mezon deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünyamıza gelen nötrino ve müonların ışık hızına çok yaklaştıkları (%99.5) için ömürlerinin (yaşam sürelerinin) Dünya'da üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu görülmektedir[2].
    * Parçacık hızlandırıcılarındaki hızlandırma deneylerinde bugüne kadar kütlesi olan hiçbir cisim, atom veya elektron, ışık hızına çıkarılamamıştır. Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır.

    insanların alay ettikleri peygamber mucizelerinin hepsi e=mc2 doğrultusundadır.
    4 ...
  2. 2.
  3. hiç bir şey yoktan var olamayacağı gibi, var olan bir şeyin de kaybolamayacağından yola çıkılırsa big bang in varlığı da inkar edilmeliydi. ama milyarlarca yıl sonra şu sözlüğe entry girebilmek bile bir tetikleyici olarak tanrının varlığını destekleyeci kanıttır.

    öte yandan, tanrının varoluşunun sıfır noktasında ortaya çıkıp ol demesi ve ardından kütleyi ve zamanı kendi kaderine terk etmesi cennet, cehennem ve benzeri olguların var olmadığının bir kanıtıdır.

    tanrıya inanmamak fakat bir gücün olduğunu da inkar edememek tam anlamıyla budur.
    2 ...
  4. 3.
  5. tanrının kendine isimler vermesinin sebebi de buradan gelmektedir. tanrı-allah-yaratıcı-tek vesaire gibi kelamlar sadece insan gözünde onu tanımlamak içindir. bir güç bir enerji ama hepsinden önemlisi "bir"in var olduğu tek yer, tek güçtür. o tek güce de biz türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde tanrı diyoruz. (bkz: öpücük) (bkz: muzaffer komutan style)
    0 ...
  6. 4.
  7. allah´tan bahseden basliklari okuyup insanlari "yobaz" diye yaftalamaya calisan bazi sözlük yazarlarinin cok kizacagi basliklardan biri daha...

    sonucta bilim sona ermis, bütün gelisimini tamamlamis birsey degildir ki... allah´i tabii ki göremeyecekler, tabii ki "ruh" u laboratuar ortaminda test edemeyecekler. bunlar allah´in buyruguyla olan seylerdir.

    zaman konusunun göreceli oldugu kuran´da "sizin saydiklarinizdan bin yil süren bir günde" ifadesiyle (secde-5) yerini bulur. bu ifade o zaman icin bir süper science-fiction ifade olmalidir.

    dünyanin uzaydaki devinimlerini inceleyen, hangi kuvvetlerin etkisi altinda hareket ettigini hesaplayan ilim kollari bile son derece baslangic safhasindadirlar.yalniz bulunmus bircok kesif allah´in varligini ispat etmektedir. daha baskalari da mutlaka bunlara eklenecektir.evrenin genisliyor olmasi gercegi bile, filmi geriye sardigimiz zaman, ilk baslangicinda tek bir noktadan- yokluktan- "o sizi yoktan varetti"- baslamis olmasi gerektigi mantigini ortaya koyar. evrenin duragan olmamasi ve genislemesi, ve bu genislemeyi de belirli bir düzen icerisinde yapiyor olmasi, tamamen bigbang e delildir. böyle bir bigbang patlamasinin bütün evrende hissedilen bir radyasyon etkisi de kesfedilmis, ve kayda gecirilmistir. aslinda bu noktadan sonra kimse bigbang´e karsi cikamaz, ama hala pekcok insan bunu gururuna yediremedigi icin bilimum teorileri bu teoriler gercekmis gibi insanlara kakalamaya calismaktadirlar.

    bundan baska, evrim diye bir sey cikarmislardir, evrimci hicbir sahis, hücrenin kendisini bölmeyi nasil akil edebildigini, ve kendisini sözümona nasil bölebildigini aciklayamamaktadir. hücrenin bölünmesi cok cok karmasik bir process´tir, ve bunun ayni anda cereyan eden birtakim evreleri vardir, bu evrelerin cok kritik konumlari vardir, bütün bu kritik olaylarin sanki en normal seymis gibi öylesine söylenip gecistirilmesi, benim sahsen hep garibime gitmistir. canli hayati canli hayat yapan sürec, hücrenin bölünebilmesi olayidir.disardan müdahale olmadan bir hücrenin kendini bu kadar karisik evreler gecirerek "tesadüfen" böldügü seklindeki bir söylem - ki en basit sekliyle evrim teorisi denilen sey bunu söylemektedir- ne kadar bilimsel olabilir ki? ben bilgisayarimi 1000 yil acik biraksam, benim bilgisayar daki mp3 converter programi acaba tesadüfen kendisini kopyalamayi akil edebilir mi? benim müdahalem olmadan... valla hic sanmiyorum. akil edebilir, ama "akilli" bir programcinin onun icine belirli bir süre gectikten sonra kendisini kopyalamasi gerektigini, ve bunu nasil yapacagini belirten "ayrica" bir "software" yazmis olmasi gerekir. öyle bir software olmadan, bu bilgisayar daki mp3 converter, hicbir zaman kendisini kopyalayamayacaktir. bu bence gayet normal ve kabul edilmesi gereken bir durumdur. ve hicbir tesadüf de bu converter programin kendisini kopyalamasina sebep olamaz.benim de böyle bir nacizane görüsüm vardir. (not: bir hücre bir mp3 converter programindan cok daha karmasik bir nesnedir. bir hücrenin icerisinde hareketleri birbirinin hareketleriyle ritmsel olarak uyumlanmis 500bin adet parcacik bulunmaktadir.)

    bilim, az önce de bahsettigimiz gibi henüz gelisimini bitirmemistir. gecmiste insana cok aykiri gelen bircok sey bugün gerceklesmistir. hava da hicbir zaman görmedigimiz, hissetmedigimiz dalgalar "onlari okuyabilen" aletler olunca tv´de cok iyi tanidigimiz görüntüler olmaktadirlar. demek ki bizim hissetmedigimiz pek cok sey, gereken sartlar olustugunda ,bir anten ve tv oldugu zaman- hissedebildigimiz, görebildigimiz seyler haline gelebilmektedirler. hicbir zaman koklayamadigimiz, bes duyumuzla algilayamadigimiz birtakim sinyaller yüzünden, habire cep telefonlarimiz calmaktadir!!! demek ki, bizim 5 duyumuzla algilayamadigimiz seyler "yokturlar" diyemiyoruz artik. 19 yyilin bilimadami bu konuda bambaska görüsler tasiyordu.

    e=mc2 bilim dedigimiz seyin 5 duyumuzla, mantigimizla dünyayi aciklayabilecegimiz tezini tamamen yikmistir. bizim 5 duyumuzun ve mantigimizin sinirlari vardir, ve bilim e=mc2 sayesinde bu sinirlarin ötesine dogru ilk hamleyi yapmistir.

    julian barbour diye bir bilimadami bunun da ötesine gecerek "gecmisin" de gelecegin de ayni anda ayni yerde oldugunu, ve hicbir zaman kaybolmadigini arastirmaktadir. bu adam bir fizikcidir ve ben bu sahsin yazdigi bircok kitabi okumusumdur. adam resmen " ne gecmis gecer, ne de gelecek gelir" bunlar önceden belirlenmis olmadikca hicbiri kendiliginden olamaz, seklinde özetleyebilecegim bir fikre sahiptir. (tipki bir cd´nin senin "su an" dinledigin kismi da, daha önce dinlediklerin de, sonradan dinleyeceklerin de , o cd´de herzaman kayitli olmasi durumu gibi- cok daha karmasik, ama benzer-)

    okudugumda "hadi buyur burdan yak" demistim....
    0 ...
  8. 5.
  9. 6.
  10. 7.
  11. öncelikle bu bir teoridir, yasa değildir.
    yani evrenselliği tartışmalıdır.

    bu teori mantığa aykırıdır. çünkü, "her şey görelidir" diyen bir önerme kendisini de bağlayacağı için, yani kendiside göreli olmak zorunda olacağı için ancak kendi kendini yanlışlayan bir genelleme olabilir.

    zaman bir kavramdır ve ölçülemez. yani zamanı sadece düşünebilirsiniz. onu belirli değişkenlerle ölçemezsiniz. ancak kavramlarla tanıtlayabilirsiniz. zaman kavramı hegel'in mantık biliminde çok detaylı olarak tanıtlanmıştır.

    "* Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır, ışık hızına ulaşıldığında zaman durmalıdır.
    * Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönuşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.
    * Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır."

    eğer ışık hızı saniyede x birim ise, bende ışık hızına doğru saniyede 1 birimlik bir hızla ilerlersem, ışığın hızı bana göre saniyede x+1 birim olur. bu durumda benim de ışığa göre hızım ve ışığın bana göre hızı ışık hızı + 1 birimdir ve benim için:

    1- zaman yavaşlamaz. (zaman bir kavram olduğu için bir yerden bir yere akmaz ama madem bir akış kabul ediliyor. bunu savunan insanın yaklaşımı ile bile kendisi yanlışlanabiliyor.)
    2- ben ışığa göre ışık hızını geçmiş durumdayım ve hızımı artırabilirim. bu durum, bende kütle değişimine neden olmaz.
    3- boy konusu da oldukça aşikardır. açıklamaya gerek duymuyorum.

    zaman konusunda çok büyük yanılgılar vardır. çünkü evrende sadece şimdiki zaman vardır. yani tüm evren evrensel şimdidedir. geçmiş zaman şimdinin olumsuzlaması, gelecek zaman da potansiyelidir. o halde, gelecek zaman açındığından ortaya şimdiki zaman, şimdiki zaman olumsuzlandığında da geçmiş zaman ortaya çıkar.

    gelin bu tanıtlamanın üzerine şu yazanları değerlendirelim;

    "* içlerinde çok hassas atom saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatlerin kuramın hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı/hızlandığı gözlenmiştir[1].
    * Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini, gerçekte yaşandığının kanıtı ilk olarak nötrino ve mü-mezon deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünyamıza gelen nötrino ve müonların ışık hızına çok yaklaştıkları (%99.5) için ömürlerinin (yaşam sürelerinin) Dünya'da üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu görülmektedir[2].
    * Parçacık hızlandırıcılarındaki hızlandırma deneylerinde bugüne kadar kütlesi olan hiçbir cisim, atom veya elektron, ışık hızına çıkarılamamıştır. Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır."

    1- zamanın akışı saçmalığı çok daha iyi anlaşılacaktır. çünkü zamanı bir yayın tamburu ile çarkın döndürülmesi sayesinde ölçtüğümüzü var sayarsak(bildiğiniz kurmalı saatler), satimizin yavaş hareket ediyor olması şimdiki zamanın yavaş olumsuzladığını bize göstermez. gösterdiği tek şey saatimizin bir nedenden ötürü yavaşladığıdır(paslanma, yağsızlık, kurma zamanının gelmesi). yani hızlanan araçlardaki elektron saatleri bir nedenden ötürü yavaşlamışlardır. ama bunun nedeni zaman kavramı değil, farklı bir doğal nedendir. elektrolarda kuvvet etkisinde dönerler ve kuvvtler değişirse hareketi yavaşlayıp hızlanabilir.
    2- ışık hızı saniyede 300.000 km olduğu yanılgıdır, böyle bir sabit tamamen uydurmadır. ışık hızı saatte 300 km'ye düşürülebilir; hem de elinde bir yakut bulunan her kes tarafından . aynı zamanda ışık hızı ortama bağlıdır. yani ışığın sudaki hızı farklı, havadaki hızı farklıdır. o yüzden bir nötrinonun ömrü safsatadan ibarettir. ortamlar farklıdır. (bkz: ışığın dalga boyu)
    3- hız arttıkça kütleside artar saçmalığı. birazcık matematik bilen bir ilk okul öğrencisi bile bunu çürütebilir. zaten yukarıdaki örnekler bunun saçmalığını da kanıtlamıştır. bir araba bile saatte 300 km nin üzerinde bir hıza erişebilir.

    e=mc² matematiksel açıdan da saçmalığın dik alasıdır. birazcık türev ve integral bilen her aklı başında insan, bu saçma teorinin yanlışlığını zaten biliyordur. nereden geldiği belli olmayan bir sabitle(dogma) sonuca ulaşılan bir teoridir.

    başlığın ilk yazısına eleştirel not: örneklemeleri ışın dalga boyundan ve formullerinden verilseydi çok daha iyi sonuçlara ulaşılabilir, çürütülmesi çok daha zor argümanlar ortaya atılabilirdi. çünkü ışık bütün insanlık için hala bilinmezlerle doludur. ışığın çift yönlü hareketi, dalgasal ve doğrusal hareketi, kütle-enerji döngüsü gibi daha spesifik konular çok daha aydınlatıcı ve sizi destekleyen yönde olabilirdi. çünkü ışık hızı bileşke bir hızdır... çözümlemesi çok daha karmaşıktır...
    0 ...
  12. 8.
  13. einstein matematikte ve fizikte boşuna dirsek çürütmüş desene. (bkz: matematiğin tanrısı gogol). einstein 3 sayfalık kısa bir matematikle ışığın kütleye kütleninde enerjiye dönüştüğünü açıklamıştır.

    e=mc² yi anlamak için türev veya integrale gerek yoktur.ufak bir aristo mantığı yeterlidir. işi matematiğe döktüğümüzde e=mc² paralelinde uygulandığında 238 numaralı uranyum izotopu parçalanmış ve atomdan yani (bkz: kütleden enerji açığa çıkmıştır) aşikar olanı inkar eden insanın maymunluğundan şüphe duyarım ben.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük